Bazen herkesin dışarıdan çok net gördüğü bir şeyi biz göremeyiz: Yanlış insanda ısrar ettiğimizi. Mantığımız “artık yeter” derken, içimizde bir ses “belki düzelir” diye fısıldar. Bu yüzden kalırız, bekleriz, kendimizi ikna ederiz. Kırıldığımız yerleri yamayıp yolumuza devam etmeye çalışırız. Peki gerçekten neyin peşindeyiz? Bir ilişki mi, yoksa yarım kalmış bir ihtiyacın tamamlanması mı? Yanlış insanda ısrar etme davranışı çoğu zaman aşkın değil, geçmişimizin, korkularımızın ve içsel boşluklarımızın bize oynadığı görünmez bir oyunudur.
"Belki Düzelir" Tuzağı ve Beynimizin Oyunu
Aslında çoğu insan partnerinin doğru kişi olmadığını çok erken fark eder. Sorun, bunu kabul etmekte zorlanmamızdır. Mantıksal olarak partnerimizin bize iyi gelmediğini, ilişki içinde tutarlı bir mutluluk sunmadığını biliriz. Ama yine de “belki düzelir” umudu, bizi o ilişkinin içinde tutan görünmez bir bağa dönüşür.
Çünkü bazen partnerimiz o kadar yoğun olumlu duygular yaratır ki, bize kötü geldiği anlarda bile artıları ve eksileri teraziye koyduğumuzda artılar ağır basıyormuş gibi gelir. Bu gerçek bir analiz değil; beynimizin bizi hayatta tutmak için olumsuz duyguları geri plana atma eğilimidir. İyi hissettiren anların yarattığı hormonlar daha güçlüdür, bu yüzden zihnimiz acıları değil, bizi ayakta tutan anıları öne çıkarır. Yanlış insanı anlamak zordur; çünkü en çok sevdiğimiz kişilerde en çok bahane üretiriz.
Çocukluk Modellerinin Yetişkinliğe Yansıması
Bir ilişkiyi bırakmak çoğu zaman bugünün kararı değildir; çocuklukta öğrendiğimiz ilişki modellerinin yetişkin hâlimize yansımasıdır. Çocukken anne babamıza kendimizi sevdirmek için harcadığımız çaba ne kadar derinse, yetişkin olduğumuzda aynı çabayı partnerimiz için gösteririz.
Eğer bir ebeveyn sınırlarımıza saygı göstermediyse, küstüğünde bizi görmezden geldiyse veya sevgisini koşula bağladıysa, yetişkin ilişkilerimizde de sınırlarımızı korumakta zorlanırız. Onaylanma ihtiyacı ağır basar, “gitmeyeyim, beni sevsin” hissi doğal gelir.
Alışkanlık mı, Güvenlik mi? Konfor Alanının Gücü
Diğer yandan konfor alanı birçok kişinin hareket etmesini engeller. Kötü bile olsa tanıdık olanı bırakmak, bilinmezliğe adım atmaktan daha güvenlidir. Uzun yıllar süren bir ilişki, birlikte inşa edilen rutinler, geleceğe dair planlar ya da “ya bir daha böyle bir bağ kuramazsam?” korkusu, insanı olduğunda durmaya iter.
Yalnız kalma korkusu, geleceğin belirsizliği, emeğin boşa gitme ihtimali… Bunların hepsi, yanlış olduğunu bile bile bir ilişkide kalmanın güçlü sebepleridir. Çünkü insan kalbi bazen bir duyguyu değil, bir alışkanlığı sever.
Profesyonel Destek Neden Değerli?
Her ilişkinin kendi içinde benzersiz bir dinamiği vardır; bu yüzden bazı insanlar yanlış olduğunu bilse bile o ilişkiyi bırakmak istemeyebilir. Sevgi, alışkanlık, umut ve korku birbirine karışınca karar vermek zorlaşır.
Ancak bir kişi, bilinçli olarak ayrılmayı düşünmesine rağmen bunu bir türlü gerçekleştiremiyorsa, işte o noktada tek başına ilerlemeye çalışmak yerine profesyonel destek almak değerli bir adımdır.
Alanında uzman bir psikologla çalışmak; ilişkinin altında yatan dinamikleri görmek, sağlıklı sınırları öğrenmek, bağlanma örüntüleriyle yüzleşmek ve kendi ihtiyaçlarını fark etmek için güçlü bir fırsattır. Doğru rehberlik, kişinin hem kendisiyle barışmasını hem de ilişki kararlarını daha net ve güçlü bir yerden vermesini sağlar.
Unutmayın: Bazen çıkamadığımız ilişkilerden değil, çıkamadığımız duygulardan özgürleşmemiz gerekir.
Sağlıcakla kalın.
