Burçin Erdem-Klnk.Psk.
Köşe Yazarı
Burçin Erdem-Klnk.Psk.
 

Herkesi Memnun Etmeye Çalışırken Kendini Kaybetmek

Bazı insanlar, arkadaşlarına sorulduğunda “uyumlu, kimseyi kırmaz, fedakâr” diye tanımlanır. Genellikle bu insanların büyüdükleri ortamda aileleri ve çevreleri tarafından sıkça şu cümleler kurulmuştur: “ayıp olur”, “büyüklerine karşı gelme”, “idare et…” Bu mesajlarla büyüyen kişi, zamanla uyumlu olmanın doğru ve gerekli bir davranış olduğuna inanır. Uyum sağlamak, onun için hem saygının hem de iyi insan olmanın göstergesi haline gelir. Ancak bazen bu uyum, karşıdaki insanlar tarafından farklı algılanabilir. Sürekli uyum sağlayan ve kendi fikirlerini ifade etmekten çekinen kişiler, ne yazık ki çevreleri tarafından daha kolay kullanılabilir hale gelir. Hatta çoğu zaman bir ortama davet edilirken ilk akla gelen kişiler de onlar olmaz. Bunun altında ilginç bir psikolojik dinamik vardır. İnsan zihni, bilinmeyeni yanında tutma eğilimindedir. Uyumlu kişinin karakteri ise “bilinendir”; tahmin edilebilirdir ve bu nedenle karşı taraf için bir tehdit oluşturmaz. İnsanlar, davranışlarını kestiremedikleri kişileri yanlarında tutarak aslında kontrol hissi yaratmaya çalışırlar. Bu yüzden, sorun çıkaran insanlar çoğu zaman tolere edilirken, uyumlu insanlar hayatlardan daha kolay çıkarılabilir. Oysa uyumlu insanın dünyasından bakıldığında tablo çok farklıdır. Bu kişi çoğu zaman olayların farkındadır. Kimin neyi doğru ya da yanlış söylediğini görür. Ancak büyüdüğü ortamda bunları dile getirmenin doğru olmadığı öğretilmiştir. Belki saygıdan, belki ayıp olmasın diye, belki de yapmaması gerektiğine inandığı için “hayır” diyemez. Kendi cümlelerini kuramaz. En temelde ise dışlanma ya da terk edilme korkuları tetiklenir. Zamanla yapılan bu fedakârlıklar karşılık bulmadığında, uyumlu olmak kişinin iç dünyasını yavaş yavaş tüketmeye başlar. Kişi kendini şu soruları sorarken bulabilir: “Ben iyi niyetliydim, uyumluydum, kimseye bir şey yapmadım. Neden bunlar benim başıma geldi?” Bu sorgulamalarla birlikte kişi, başkalarını memnun etmeye çalışırken aslında kendisini kaybetmeye mahkûm hale gelir. Bu nedenle psikolojik danışma süreçlerinde en çok üzerinde durduğum konulardan biri, sağlıklı sınırlar koyabilmektir. Çünkü sağlıklı bir ilişki kurabilmek, gerektiğinde “hayır” diyebilmeyi gerektirir. Evet, belki bu süreçte çevrenizdeki insan sayısı azalacaktır. Ancak azalan insanlar olduğu kadar, hayatınıza daha sağlıklı insanlar da girecektir. Ve bu gerçekten olur. Sadece kısa bir süre için insanları kaybetmekten korkmayın. Sağlıklı sınırlar koymaya ve sağlıklı ilişkiler kurmaya devam edin. Sağlıcakla kalın!
Ekleme Tarihi: 02 Şubat 2026 -Pazartesi

Herkesi Memnun Etmeye Çalışırken Kendini Kaybetmek

Bazı insanlar, arkadaşlarına sorulduğunda “uyumlu, kimseyi kırmaz, fedakâr” diye tanımlanır. Genellikle bu insanların büyüdükleri ortamda aileleri ve çevreleri tarafından sıkça şu cümleler kurulmuştur:

“ayıp olur”, “büyüklerine karşı gelme”, “idare et…”

Bu mesajlarla büyüyen kişi, zamanla uyumlu olmanın doğru ve gerekli bir davranış olduğuna inanır. Uyum sağlamak, onun için hem saygının hem de iyi insan olmanın göstergesi haline gelir.

Ancak bazen bu uyum, karşıdaki insanlar tarafından farklı algılanabilir. Sürekli uyum sağlayan ve kendi fikirlerini ifade etmekten çekinen kişiler, ne yazık ki çevreleri tarafından daha kolay kullanılabilir hale gelir. Hatta çoğu zaman bir ortama davet edilirken ilk akla gelen kişiler de onlar olmaz.

Bunun altında ilginç bir psikolojik dinamik vardır. İnsan zihni, bilinmeyeni yanında tutma eğilimindedir. Uyumlu kişinin karakteri ise “bilinendir”; tahmin edilebilirdir ve bu nedenle karşı taraf için bir tehdit oluşturmaz. İnsanlar, davranışlarını kestiremedikleri kişileri yanlarında tutarak aslında kontrol hissi yaratmaya çalışırlar. Bu yüzden, sorun çıkaran insanlar çoğu zaman tolere edilirken, uyumlu insanlar hayatlardan daha kolay çıkarılabilir.

Oysa uyumlu insanın dünyasından bakıldığında tablo çok farklıdır. Bu kişi çoğu zaman olayların farkındadır. Kimin neyi doğru ya da yanlış söylediğini görür. Ancak büyüdüğü ortamda bunları dile getirmenin doğru olmadığı öğretilmiştir. Belki saygıdan, belki ayıp olmasın diye, belki de yapmaması gerektiğine inandığı için “hayır” diyemez. Kendi cümlelerini kuramaz. En temelde ise dışlanma ya da terk edilme korkuları tetiklenir.

Zamanla yapılan bu fedakârlıklar karşılık bulmadığında, uyumlu olmak kişinin iç dünyasını yavaş yavaş tüketmeye başlar. Kişi kendini şu soruları sorarken bulabilir:

“Ben iyi niyetliydim, uyumluydum, kimseye bir şey yapmadım. Neden bunlar benim başıma geldi?”

Bu sorgulamalarla birlikte kişi, başkalarını memnun etmeye çalışırken aslında kendisini kaybetmeye mahkûm hale gelir.

Bu nedenle psikolojik danışma süreçlerinde en çok üzerinde durduğum konulardan biri, sağlıklı sınırlar koyabilmektir. Çünkü sağlıklı bir ilişki kurabilmek, gerektiğinde “hayır” diyebilmeyi gerektirir.

Evet, belki bu süreçte çevrenizdeki insan sayısı azalacaktır. Ancak azalan insanlar olduğu kadar, hayatınıza daha sağlıklı insanlar da girecektir. Ve bu gerçekten olur.

Sadece kısa bir süre için insanları kaybetmekten korkmayın. Sağlıklı sınırlar koymaya ve sağlıklı ilişkiler kurmaya devam edin.

Sağlıcakla kalın!
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396