Son yıllarda birçok insanın ağzından aynı cümleyi duymak mümkün:
“Her şeyden bıktım.”
Bu cümle ilk bakışta basit bir şikâyet gibi görünebilir. Ama aslında çoğu zaman bir ruh hâlinin özeti. Çünkü modern hayat insanın omuzlarına aynı anda çok fazla yük koyabiliyor.
İş, okul, maddi kaygılar, gelecek belirsizliği, ilişkiler, sorumluluklar… Bunların her biri tek başına bile zorlayıcı olabilir. Ama bazen hayat bunları sırayla değil, hepsini aynı anda getirir.
İşte o zaman insanlar “her şeyden bıktım” demeye başlar.
Psikolojide bu durum çoğu zaman tükenmişlik ve zihinsel yük kavramlarıyla açıklanır. Tükenmişlik, insanların düşündüğü gibi bir zayıflık değildir. Çoğu zaman uzun süre mücadele etmiş olmanın doğal sonucudur.
Bir insan sürekli sorun çözmeye çalışıyorsa, sürekli sorumluluk taşıyorsa ve sürekli güçlü kalmaya çalışıyorsa, zihni bir noktada yorulur. Buna bir de zihinsel yük eklenir.
Zihinsel yük, insanın kafasının hiç susmaması demektir. Gün içinde yapılacak işler, çözülmesi gereken problemler, gelecek planları, finansal kaygılar… Bunların hepsi aynı anda zihnin içinde dönmeye başlar.
Bu durumda insanın “her şeyden bıktım” demesi aslında şaşırtıcı değildir.
Çünkü bu cümle çoğu zaman hayatı bırakmak anlamına gelmez. Daha çok şu anlama gelir:
“Biraz nefes almak istiyorum.”
İnsan bazen sadece birkaç şeyin yoluna girmesini ister. Bir sorunun çözülmesini. Bir yükün hafiflemesini. Zihnin biraz sessizleşmesini.
İlginç olan şu ki, bu cümleyi en çok söyleyen insanlar genellikle en çok mücadele edenlerdir.
Çünkü gerçekten pes eden insanlar çoğu zaman bunu dile getirmez. Ama hâlâ “bıktım” diyebilen birinin içinde hâlâ mücadele etme isteği vardır.
Belki de bu yüzden şu soruyu sormak gerekir:
Gerçekten hayattan mı bıktık?
Yoksa çok uzun zamandır dinlenmeden mücadele ettiğimiz için mi yorulduk?
Çünkü çoğu zaman insanlar hayattan değil, sürekli güçlü kalmaya çalışmaktan yorulur.
Ve bazen insanın ihtiyacı olan şey hayatı tamamen değiştirmek değildir.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey sadece biraz nefes alabileceği bir alan bulmaktır.
Peki bu noktada ne yapılabilir?
Psikoloji bu konuda tek bir mucize çözüm sunmaz. Ama bazı küçük değişikliklerin zihinsel yükü hafifletebildiğini gösterir.
Örneğin bazen yapılabilecek ilk şey, hayatın içindeki tüm sorunları aynı anda çözmeye çalışmak yerine onları küçük parçalara ayırmaktır. Çünkü insan zihni her şeyi aynı anda taşımaya çalıştığında daha hızlı yorulur.
Bir diğer önemli nokta, insanın kendine karşı biraz daha şefkatli olmayı öğrenmesidir. Modern dünyada çoğu insan kendinden sürekli güçlü olmasını, dayanmasını ve çözüm üretmesini bekler. Oysa bazen yorulmak ve durmak da insan olmanın bir parçasıdır.
Ayrıca zihnin sürekli problem çözme modunda kalmaması için küçük molalar yaratmak da önemlidir. Kısa yürüyüşler, doğayla temas, yazmak, konuşmak ya da sadece bir süre hiçbir şey yapmamak bile zihnin yeniden toparlanmasına yardımcı olabilir.
Belki de en önemlisi şudur: insanın her şeyi tek başına taşımak zorunda olmadığını hatırlaması.
Çünkü bazen hayatın yükü ağırlaştığında yapılabilecek en sağlıklı şeylerden biri, o yükü biraz olsun paylaşabilmektir.
Ve belki de tam bu yüzden, “her şeyden bıktım” cümlesi bir son değil; bazen sadece insanın biraz durup yeniden nefes alma ihtiyacını fark ettiği bir noktadır.
Kendinize şefkatli davrandığınız güzel günleriniz olsun.
Sevgiyle kalın