Nur Cihan ÖRNEK - Eğitim Uzm.
Köşe Yazarı
Nur Cihan ÖRNEK - Eğitim Uzm.
 

​ÖZEL OKUL–DEVLET OKULU MAKASI NEDEN AÇILIYOR?

​Bir ülkede eğitim sistemi, yalnızca sınıflarda öğretilen bilgilerden ibaret değildir; o sistem, geleceğin kimlere, nasıl bir hayat sunacağını da belirler. Bugün Türkiye’de eğitim denildiğinde, giderek daha sık duyduğumuz bir cümle var: “Devlet okulu başka, özel okul başka bir dünya.” İşte tam da bu noktada sormamız gereken soru şudur: Özel okul–devlet okulu makası neden açılıyor ve bu makas kimi kesiyor? ​Bu fark, sanıldığı gibi yalnızca fiziksel imkânlarla açıklanabilecek kadar basit değildir. Mesele; para, zaman, beklenti, özgüven ve fırsatların birbirinden kopmasıdır. ​Aynı Müfredat, Farklı Hayatlar ​Kâğıt üzerinde özel okul da devlet okulu da aynı müfredata tabidir. Ancak sınıfın içine girildiğinde tablo değişir. Devlet okullarında 35–45 kişilik sınıflar olağan kabul edilirken, özel okullarda 15–20 kişilik sınıflar “standart”tır. Bu fark, sadece sayısal değildir; öğretmenin öğrenciye ayırabildiği zaman, öğrencinin kendini ifade edebilme alanı ve bireysel fark edilme ihtimali doğrudan bu sayıyla ilgilidir. Devlet okulundaki öğretmen, çoğu zaman anlatmaya yetişmeye çalışırken; özel okulda öğretmen, öğrencinin nasıl öğrendiğiyle ilgilenebilir. Böylece aynı müfredat, bambaşka sonuçlar üretir. ​Eğitimde Zaman, En Büyük Lükstür ​Özel okulların en büyük avantajı paradır demek eksik olur; asıl avantaj zamandır. Etütler, bire bir dersler, rehberlik saatleri, kulüp çalışmaları… Tüm bunlar öğrencinin okulda daha uzun ve daha nitelikli vakit geçirmesini sağlar. Devlet okullarında ise öğretmenler çoğu zaman müfredatı yetiştirme baskısı altındadır. Rehberlik saatleri kağıt üzerinde vardır ama pratikte sınavlara kurban edilir. Oysa eğitim sadece konu anlatmak değil; öğrenciyi tanımak, dinlemek ve yönlendirmektir. ​Velilik Anlayışı da Ayrışıyor ​Makasın açılmasında velilerin rolü küçümsenemez. Özel okul velisi, ödediği ücret nedeniyle okuldan talepkârdır; soru sorar, geri bildirim ister, çocuğunun gelişimini takip eder. Bu durum bazen aşırıya kaçsa da, okul–veli iletişimini canlı tutar. Devlet okulunda ise birçok veli ya ekonomik kaygılarla ya da “nasıl olsa devlet bakar” düşüncesiyle sürecin dışında kalır. İlgisizlik, çoğu zaman çocuğun başarısızlığıyla sonuçlanır; fakat faturası yine öğrenciye kesilir. ​Rehberlik mi, Kriz Yönetimi mi? ​Özel okullarda rehberlik servisleri çoğunlukla gelişim odaklı çalışır: kariyer planlama, ilgi–yetenek analizi, duygusal destek… Devlet okullarında ise rehberlik servisleri çoğu zaman kriz söndürme merkezine dönüşür. Şiddet, devamsızlık, disiplin sorunları arasında kaybolan rehber öğretmen, bireysel gelişime zaman ayıramaz. Bu fark, öğrencinin kendini tanıma ve geleceğini planlama becerisini doğrudan etkiler. ​Dil, Kültür ve Özgüven Farkı ​Özel okullarda yabancı dil, bir ders değil bir yaşam alanıdır. Konuşarak, deneyimleyerek öğrenilir. Devlet okullarında ise dil çoğu zaman test çözme becerisine indirgenir. Sonuçta biri konuşabilen, diğeri sadece işaretleyebilen öğrenciler yetişir. Bu durum özgüvene de yansır. Özel okul öğrencisi kendini ifade etmeye, sunum yapmaya, hata yapmaya daha alışıktır. Devlet okulu öğrencisi ise “yanlış yapmaktan” korkarak susmayı öğrenir. Makas, tam da burada derinleşir. ​Sorun Özel Okullar Değil ​Bu noktada altını çizmek gerekir: Sorun özel okulların varlığı değildir. Sorun, devlet okullarının yalnız bırakılmasıdır. Öğretmenine yüklenen sorumlulukla verilen imkân arasındaki uçurum büyüdükçe, eğitimde adalet duygusu zedelenir. Bir ülkede kaliteli eğitim ancak parayla erişilebilir hâle gelmişse, o ülkede eğitim artık toplumsal eşitlik üretmez; tam tersine, eşitsizliği kalıcılaştırır. ​Peki Bu Makas Kapanır mı? ​Evet, kapanır. Ama bunun için slogan değil, cesaret gerekir. ​Devlet okullarında sınıf mevcutları düşürülmeden ​Öğretmene mesleki saygınlık ve destek verilmeden ​Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeden ​Eğitim, sınavdan ibaret görülmekten vazgeçilmeden ​Bu makas kapanmaz. ​Bugün özel okul–devlet okulu makası sadece iki okul türü arasında değil; iki çocukluk, iki gelecek arasında açılıyor. Aynı yaşta, aynı ülkede doğan çocukların kaderi, aile gelirine göre belirleniyorsa, burada konuşmamız gereken şey eğitim değil, adalettir. Ve eğitimde adalet yoksa, hiçbir başarı hikâyesi gerçekten başarılı değildir. ​
Ekleme Tarihi: 15 Ocak 2026 -Perşembe

​ÖZEL OKUL–DEVLET OKULU MAKASI NEDEN AÇILIYOR?

Bir ülkede eğitim sistemi, yalnızca sınıflarda öğretilen bilgilerden ibaret değildir; o sistem, geleceğin kimlere, nasıl bir hayat sunacağını da belirler. Bugün Türkiye’de eğitim denildiğinde, giderek daha sık duyduğumuz bir cümle var: “Devlet okulu başka, özel okul başka bir dünya.” İşte tam da bu noktada sormamız gereken soru şudur: Özel okul–devlet okulu makası neden açılıyor ve bu makas kimi kesiyor?

​Bu fark, sanıldığı gibi yalnızca fiziksel imkânlarla açıklanabilecek kadar basit değildir. Mesele; para, zaman, beklenti, özgüven ve fırsatların birbirinden kopmasıdır.

​Aynı Müfredat, Farklı Hayatlar

​Kâğıt üzerinde özel okul da devlet okulu da aynı müfredata tabidir. Ancak sınıfın içine girildiğinde tablo değişir. Devlet okullarında 35–45 kişilik sınıflar olağan kabul edilirken, özel okullarda 15–20 kişilik sınıflar “standart”tır. Bu fark, sadece sayısal değildir; öğretmenin öğrenciye ayırabildiği zaman, öğrencinin kendini ifade edebilme alanı ve bireysel fark edilme ihtimali doğrudan bu sayıyla ilgilidir. Devlet okulundaki öğretmen, çoğu zaman anlatmaya yetişmeye çalışırken; özel okulda öğretmen, öğrencinin nasıl öğrendiğiyle ilgilenebilir. Böylece aynı müfredat, bambaşka sonuçlar üretir.

​Eğitimde Zaman, En Büyük Lükstür

​Özel okulların en büyük avantajı paradır demek eksik olur; asıl avantaj zamandır. Etütler, bire bir dersler, rehberlik saatleri, kulüp çalışmaları… Tüm bunlar öğrencinin okulda daha uzun ve daha nitelikli vakit geçirmesini sağlar. Devlet okullarında ise öğretmenler çoğu zaman müfredatı yetiştirme baskısı altındadır. Rehberlik saatleri kağıt üzerinde vardır ama pratikte sınavlara kurban edilir. Oysa eğitim sadece konu anlatmak değil; öğrenciyi tanımak, dinlemek ve yönlendirmektir.

​Velilik Anlayışı da Ayrışıyor

​Makasın açılmasında velilerin rolü küçümsenemez. Özel okul velisi, ödediği ücret nedeniyle okuldan talepkârdır; soru sorar, geri bildirim ister, çocuğunun gelişimini takip eder. Bu durum bazen aşırıya kaçsa da, okul–veli iletişimini canlı tutar. Devlet okulunda ise birçok veli ya ekonomik kaygılarla ya da “nasıl olsa devlet bakar” düşüncesiyle sürecin dışında kalır. İlgisizlik, çoğu zaman çocuğun başarısızlığıyla sonuçlanır; fakat faturası yine öğrenciye kesilir.

​Rehberlik mi, Kriz Yönetimi mi?

​Özel okullarda rehberlik servisleri çoğunlukla gelişim odaklı çalışır: kariyer planlama, ilgi–yetenek analizi, duygusal destek… Devlet okullarında ise rehberlik servisleri çoğu zaman kriz söndürme merkezine dönüşür. Şiddet, devamsızlık, disiplin sorunları arasında kaybolan rehber öğretmen, bireysel gelişime zaman ayıramaz. Bu fark, öğrencinin kendini tanıma ve geleceğini planlama becerisini doğrudan etkiler.

​Dil, Kültür ve Özgüven Farkı

​Özel okullarda yabancı dil, bir ders değil bir yaşam alanıdır. Konuşarak, deneyimleyerek öğrenilir. Devlet okullarında ise dil çoğu zaman test çözme becerisine indirgenir. Sonuçta biri konuşabilen, diğeri sadece işaretleyebilen öğrenciler yetişir. Bu durum özgüvene de yansır. Özel okul öğrencisi kendini ifade etmeye, sunum yapmaya, hata yapmaya daha alışıktır. Devlet okulu öğrencisi ise “yanlış yapmaktan” korkarak susmayı öğrenir. Makas, tam da burada derinleşir.

​Sorun Özel Okullar Değil

​Bu noktada altını çizmek gerekir: Sorun özel okulların varlığı değildir. Sorun, devlet okullarının yalnız bırakılmasıdır. Öğretmenine yüklenen sorumlulukla verilen imkân arasındaki uçurum büyüdükçe, eğitimde adalet duygusu zedelenir. Bir ülkede kaliteli eğitim ancak parayla erişilebilir hâle gelmişse, o ülkede eğitim artık toplumsal eşitlik üretmez; tam tersine, eşitsizliği kalıcılaştırır.

​Peki Bu Makas Kapanır mı?

​Evet, kapanır. Ama bunun için slogan değil, cesaret gerekir.

  • ​Devlet okullarında sınıf mevcutları düşürülmeden
  • ​Öğretmene mesleki saygınlık ve destek verilmeden
  • ​Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeden
  • ​Eğitim, sınavdan ibaret görülmekten vazgeçilmeden

​Bu makas kapanmaz.

​Bugün özel okul–devlet okulu makası sadece iki okul türü arasında değil; iki çocukluk, iki gelecek arasında açılıyor. Aynı yaşta, aynı ülkede doğan çocukların kaderi, aile gelirine göre belirleniyorsa, burada konuşmamız gereken şey eğitim değil, adalettir. Ve eğitimde adalet yoksa, hiçbir başarı hikâyesi gerçekten başarılı değildir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396