Nur Cihan ÖRNEK - Eğitim Uzm.
Köşe Yazarı
Nur Cihan ÖRNEK - Eğitim Uzm.
 

Disiplin mi Özgürlük mü?

Disiplin mi Özgürlük mü? Eğitimde Asıl Denge Velilerde Başlıyor Eğitim tartışmalarında sık sık şu soruyla karşılaşırız: Okullarda disiplin mi olmalı, yoksa öğrencilere daha fazla özgürlük mü tanınmalı? Bu soru ilk bakışta oldukça önemli görünür. Ancak çoğu zaman gözden kaçan çok temel bir gerçek vardır: Eğitimde disiplin ya da özgürlük meselesi aslında okulda değil, evde başlar. Bir çocuğun hayatındaki ilk öğretmen öğretmeni değil, velisidir. İlk kuralları okulda değil, aile içinde öğrenir. Bir çocuk ilk kez “beklemeyi”, “paylaşmayı”, “sorumluluk almayı” ya da “hayır” kelimesini aile ortamında tanır. Bu nedenle çocukların okuldaki davranışlarının önemli bir kısmı, evde gördükleri eğitim anlayışının bir yansımasıdır. Bugün eğitimcilerin sıkça dile getirdiği bir gerçek vardır: Okullarda yaşanan pek çok disiplin sorununun arkasında aslında iki uç veli tutumu bulunur. Bunlardan ilki aşırı disiplinci velilerdir. Bu veliler için disiplin çoğu zaman otorite anlamına gelir. Çocuk söz dinlemeli, büyüklerin kararlarını sorgulamamalı ve hata yapmamalıdır. Çocuğun düşüncesinden çok davranışı önemlidir. Kurallara uyduğu sürece “iyi çocuk” kabul edilir. Bu yaklaşım kısa vadede düzenli ve sessiz bir çocuk görüntüsü oluşturabilir. Ancak uzun vadede farklı sorunlar ortaya çıkabilir. Sürekli kontrol edilen ve baskı altında büyüyen çocuklar çoğu zaman özgüven geliştirmekte zorlanır. Kendi kararlarını vermekten çekinirler. Yanlış yapma korkusu, onların deneme cesaretini azaltabilir. Çünkü her davranışı başkaları tarafından belirlenen bir çocuk, zamanla kendi yolunu çizmeyi öğrenemez. Diğer uçta ise tamamen farklı bir yaklaşım vardır: Sınırsız özgürlük anlayışı. Bazı veliler çocuklarını özgür yetiştirmek adına neredeyse hiçbir sınır koymaz. Kurallar esnektir, sorumluluklar belirsizdir. Çocuk ne isterse yapabilir. Bu yaklaşım çoğu zaman “modern” ve “demokratik” bir eğitim anlayışı olarak görülür. Ancak özgürlük ile sınırsızlık aynı şey değildir. Sınırların olmadığı bir ortamda çocuklar çoğu zaman yön bulmakta zorlanır. Çünkü çocukların gelişim sürecinde belirli kurallara ve sınır çizgilerine ihtiyaç vardır. Bu sınırlar çocuk için bir baskı değil, aslında güven duygusunun temelidir. Bir çocuk hangi davranışın doğru, hangisinin yanlış olduğunu bilmek ister. Kurallar net olduğunda dünyayı daha güvenli bir yer olarak algılar. Sınırların tamamen ortadan kalktığı bir ortamda ise çocuk çoğu zaman sorumluluk bilincini geliştirmekte zorlanır. Bugün öğretmenlerin en sık dile getirdiği sorunlardan biri de tam burada ortaya çıkar. Bazı veliler okullardan çok katı bir disiplin beklerken, bazı veliler ise çocuklarının hiçbir şekilde sınırlandırılmasını istemez. Oysa eğitim ne yalnızca disiplin üzerine kurulabilir ne de sınırsız özgürlük üzerine. Eğitim aslında denge kurma sanatıdır. Sağlıklı bir eğitim ortamında çocuk hem özgürdür hem de sorumluluk sahibidir. Düşüncelerini ifade edebilir ama başkalarının haklarına saygı duymayı öğrenir. Soru sorabilir ama emeğin ve çabanın değerini de bilir. Bu dengeyi kurmanın en önemli yolu ise aile ile okulun aynı anlayışı paylaşmasından geçer. Evde hiçbir sınırla karşılaşmayan bir çocuk, okulda kurallarla karşılaştığında zorlanır. Kuralları kabul etmekte güçlük çeker. Aynı şekilde evde sürekli baskı altında büyüyen bir çocuk da okulda kendini ifade etmekten çekinebilir. Bu nedenle eğitim yalnızca okulun sorumluluğu değildir. Eğitim, aile ile okulun ortak yürüttüğü bir süreçtir. Veliler çoğu zaman çocuklarının akademik başarısına odaklanır. Daha yüksek notlar, daha iyi sınav sonuçları beklerler. Ancak çoğu zaman gözden kaçan çok önemli bir gerçek vardır: Bir çocuğun geleceğini belirleyen yalnızca akademik başarı değildir. Sorumluluk sahibi olmak, başkalarına saygı duymak, karar verebilmek, hata yapmaktan korkmamak ve yeniden denemek… İşte bu özellikler gerçek hayatın en önemli becerileridir. Bu beceriler ise ne yalnızca disiplinle ne de yalnızca özgürlükle kazanılır. Bu beceriler, denge içinde büyüyen çocuklarda gelişir. Belki de bugün velilerin kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor: Çocuklarımızı gerçekten özgür mü yetiştiriyoruz, yoksa onları yönsüz mü bırakıyoruz? Onlara disiplin mi kazandırıyoruz, yoksa korku mu öğretiyoruz? Çünkü gerçek eğitim korku üzerine kurulamaz. Ama sınırsızlık üzerine de kurulamaz. Gerçek eğitim, sınırların güven verdiği ve özgürlüğün düşünceyi beslediği bir ortamda gelişir. Çocuklara özgürlük vermek gerekir; çünkü özgürlük onların düşünmesini sağlar. Ama aynı zamanda disiplin öğretmek gerekir; çünkü disiplin onların hayatını şekillendirir. Belki de eğitimde en doğru yaklaşım şu dengeyi kurabilmektir: Çocuklara özgürlük vermek gerekir, ama yönlerini kaybedecekleri kadar değil. Disiplin öğretmek gerekir, ama korkacakları kadar değil. Çünkü geleceğin güçlü bireyleri, tam da bu dengenin içinde yetişir.

Disiplin mi Özgürlük mü?

Disiplin mi Özgürlük mü?
Eğitimde Asıl Denge Velilerde Başlıyor


Eğitim tartışmalarında sık sık şu soruyla karşılaşırız:


Okullarda disiplin mi olmalı, yoksa öğrencilere daha fazla özgürlük mü tanınmalı?


Bu soru ilk bakışta oldukça önemli görünür. Ancak çoğu zaman gözden kaçan çok temel bir gerçek vardır:


Eğitimde disiplin ya da özgürlük meselesi aslında okulda değil, evde başlar.
Bir çocuğun hayatındaki ilk öğretmen öğretmeni değil, velisidir.


İlk kuralları okulda değil, aile içinde öğrenir.
Bir çocuk ilk kez “beklemeyi”, “paylaşmayı”, “sorumluluk almayı” ya da “hayır” kelimesini aile ortamında tanır. Bu nedenle çocukların okuldaki davranışlarının önemli bir kısmı, evde gördükleri eğitim anlayışının bir yansımasıdır.


Bugün eğitimcilerin sıkça dile getirdiği bir gerçek vardır:
Okullarda yaşanan pek çok disiplin sorununun arkasında aslında iki uç veli tutumu bulunur.
Bunlardan ilki aşırı disiplinci velilerdir.


Bu veliler için disiplin çoğu zaman otorite anlamına gelir. Çocuk söz dinlemeli, büyüklerin kararlarını sorgulamamalı ve hata yapmamalıdır. Çocuğun düşüncesinden çok davranışı önemlidir. Kurallara uyduğu sürece “iyi çocuk” kabul edilir.


Bu yaklaşım kısa vadede düzenli ve sessiz bir çocuk görüntüsü oluşturabilir. Ancak uzun vadede farklı sorunlar ortaya çıkabilir. Sürekli kontrol edilen ve baskı altında büyüyen çocuklar çoğu zaman özgüven geliştirmekte zorlanır. Kendi kararlarını vermekten çekinirler. Yanlış yapma korkusu, onların deneme cesaretini azaltabilir.


Çünkü her davranışı başkaları tarafından belirlenen bir çocuk, zamanla kendi yolunu çizmeyi öğrenemez.


Diğer uçta ise tamamen farklı bir yaklaşım vardır:
Sınırsız özgürlük anlayışı.
Bazı veliler çocuklarını özgür yetiştirmek adına neredeyse hiçbir sınır koymaz. Kurallar esnektir, sorumluluklar belirsizdir. Çocuk ne isterse yapabilir.

Bu yaklaşım çoğu zaman “modern” ve “demokratik” bir eğitim anlayışı olarak görülür.
Ancak özgürlük ile sınırsızlık aynı şey değildir.
Sınırların olmadığı bir ortamda çocuklar çoğu zaman yön bulmakta zorlanır.

Çünkü çocukların gelişim sürecinde belirli kurallara ve sınır çizgilerine ihtiyaç vardır. Bu sınırlar çocuk için bir baskı değil, aslında güven duygusunun temelidir.


Bir çocuk hangi davranışın doğru, hangisinin yanlış olduğunu bilmek ister. Kurallar net olduğunda dünyayı daha güvenli bir yer olarak algılar. Sınırların tamamen ortadan kalktığı bir ortamda ise çocuk çoğu zaman sorumluluk bilincini geliştirmekte zorlanır.


Bugün öğretmenlerin en sık dile getirdiği sorunlardan biri de tam burada ortaya çıkar. Bazı veliler okullardan çok katı bir disiplin beklerken, bazı veliler ise çocuklarının hiçbir şekilde sınırlandırılmasını istemez.


Oysa eğitim ne yalnızca disiplin üzerine kurulabilir ne de sınırsız özgürlük üzerine.
Eğitim aslında denge kurma sanatıdır.
Sağlıklı bir eğitim ortamında çocuk hem özgürdür hem de sorumluluk sahibidir.

Düşüncelerini ifade edebilir ama başkalarının haklarına saygı duymayı öğrenir. Soru sorabilir ama emeğin ve çabanın değerini de bilir.


Bu dengeyi kurmanın en önemli yolu ise aile ile okulun aynı anlayışı paylaşmasından geçer.
Evde hiçbir sınırla karşılaşmayan bir çocuk, okulda kurallarla karşılaştığında zorlanır. Kuralları kabul etmekte güçlük çeker. Aynı şekilde evde sürekli baskı altında büyüyen bir çocuk da okulda kendini ifade etmekten çekinebilir.


Bu nedenle eğitim yalnızca okulun sorumluluğu değildir. Eğitim, aile ile okulun ortak yürüttüğü bir süreçtir.


Veliler çoğu zaman çocuklarının akademik başarısına odaklanır. Daha yüksek notlar, daha iyi sınav sonuçları beklerler. Ancak çoğu zaman gözden kaçan çok önemli bir gerçek vardır: Bir çocuğun geleceğini belirleyen yalnızca akademik başarı değildir.


Sorumluluk sahibi olmak, başkalarına saygı duymak, karar verebilmek, hata yapmaktan korkmamak ve yeniden denemek…
İşte bu özellikler gerçek hayatın en önemli becerileridir.


Bu beceriler ise ne yalnızca disiplinle ne de yalnızca özgürlükle kazanılır. Bu beceriler, denge içinde büyüyen çocuklarda gelişir.
Belki de bugün velilerin kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor:


Çocuklarımızı gerçekten özgür mü yetiştiriyoruz, yoksa onları yönsüz mü bırakıyoruz?


Onlara disiplin mi kazandırıyoruz, yoksa korku mu öğretiyoruz?


Çünkü gerçek eğitim korku üzerine kurulamaz. Ama sınırsızlık üzerine de kurulamaz.
Gerçek eğitim, sınırların güven verdiği ve özgürlüğün düşünceyi beslediği bir ortamda gelişir.


Çocuklara özgürlük vermek gerekir; çünkü özgürlük onların düşünmesini sağlar.
Ama aynı zamanda disiplin öğretmek gerekir; çünkü disiplin onların hayatını şekillendirir.
Belki de eğitimde en doğru yaklaşım şu dengeyi kurabilmektir:


Çocuklara özgürlük vermek gerekir, ama yönlerini kaybedecekleri kadar değil.
Disiplin öğretmek gerekir, ama korkacakları kadar değil.


Çünkü geleceğin güçlü bireyleri, tam da bu dengenin içinde yetişir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.