Nur Cihan ÖRNEK - Eğitim Uzm.
Köşe Yazarı
Nur Cihan ÖRNEK - Eğitim Uzm.
 

Eğitimde Eşitlik mi, Adalet mi?

Eğitim söz konusu olduğunda en sık kullandığımız kelimelerden biri “eşitlik”. Her çocuğa eşit imkânlar sunmaktan, herkesi aynı müfredata tabi tutmaktan, aynı sınavlarla ölçmekten söz ederiz. Kulağa son derece adil, hatta vicdan rahatlatıcı gelir. Oysa tam da burada durup sormamız gereken temel bir soru var: Eşitlik gerçekten adalet midir? Bir sınıfa girdiğinizi düşünün. Aynı sırada oturan, aynı öğretmeni dinleyen, aynı kitapları açan çocuklar… Kağıt üzerinde hepsi “eşit”. Ama gerçekte öyle mi? Birinin evinde sessiz bir çalışma ortamı, kitaplık, destekleyici ebeveynler vardır. Diğeri kalabalık bir evde, belki ekonomik kaygılarla, belki duygusal ihmalle büyüyordur. Bir çocuk okula kahvaltısını yaparak gelir, diğeri aç. Birinin öğrenme hızı yüksek, diğeri özel öğrenme güçlüğü yaşıyordur. Şimdi soralım: Bu çocuklara aynı şeyi vermek adalet midir? Eşitlik, herkese aynı ayakkabıyı vermek gibidir. Ayakkabılar yan yana dizilir, dağıtılır ve “adil olduk” denir. Ama biri o ayakkabının içinde yürüyemezken, diğeri rahatça koşuyorsa ortada bir sorun vardır. İşte eğitimde adalet, ayakkabıyı ayağa göre vermeyi gerektirir. Bugün eğitim sistemlerimizin büyük bir kısmı eşitliği esas alır: Aynı müfredat, aynı süre, aynı sınav, aynı beklenti. Oysa çocuklar aynı değildir. Aynı olmak zorunda da değildir. Eğitim, farklılıkları yok sayarak değil, onları tanıyarak güçlenir. Adalet, bazı çocuklara daha fazla destek vermeyi gerektirir. Adalet, bazı öğrencilerin daha çok zamana, daha çok rehberliğe, daha çok anlayışa ihtiyaç duyduğunu kabul etmektir. Adalet, “herkes aynı yerden başlasın” demek değil, “herkes kendi yolunda ilerleyebilsin” diyebilmektir. Ne yazık ki çoğu zaman adaleti, eşitlikle karıştırırız. Çünkü eşitlik daha kolaydır. Ölçmesi, uygulaması, savunması daha pratiktir. Oysa adalet zahmetlidir. Öğretmenden emek ister, sistemden esneklik ister, toplumdan empati ister. Bir öğrencinin başarısızlığını sadece “çalışmadı” diye açıklamak eşitlikçi bir refleks olabilir; ama adil değildir. Adil bakış, o çocuğun hikâyesini merak eder. Neyi eksik, neyi fazla, neyi taşıyamıyor, nerede tökezliyor diye sorar. Eğitimde adalet, öğretmenin sınıfta herkese aynı mesafede durması değil; herkese ihtiyaç duyduğu kadar yaklaşabilmesidir. Bazen bir öğrenciye daha fazla sabır, Bazen bir diğerine daha fazla sorumluluk, Bazen sadece “seni görüyorum” demek gerekir. Eşitlik bize düzen hissi verir; adalet ise vicdan. Eşitlik rakamlara uygundur; adalet insanadır. Eşitlik sistemi korur; adalet insanı. Eğer gerçekten nitelikli, kapsayıcı ve dönüştürücü bir eğitim istiyorsak, artık şu cümleyi cesaretle kurmalıyız: Her çocuğa aynı şeyi vermek zorunda değiliz; her çocuğa hak ettiğini vermek zorundayız. Çünkü eğitimde mesele, herkesi aynı noktaya getirmek değil; herkesin kendi potansiyeline ulaşabileceği yolu açmaktır. Ve belki de gerçek başarı, eşitliği savunduğumuz kadar adaleti savunabildiğimiz gün başlayacaktır
Ekleme Tarihi: 20 Ocak 2026 -Salı

Eğitimde Eşitlik mi, Adalet mi?

Eğitim söz konusu olduğunda en sık kullandığımız kelimelerden biri “eşitlik”. Her çocuğa eşit imkânlar sunmaktan, herkesi aynı müfredata tabi tutmaktan, aynı sınavlarla ölçmekten söz ederiz. Kulağa son derece adil, hatta vicdan rahatlatıcı gelir. Oysa tam da burada durup sormamız gereken temel bir soru var:

Eşitlik gerçekten adalet midir?
Bir sınıfa girdiğinizi düşünün. Aynı sırada oturan, aynı öğretmeni dinleyen, aynı kitapları açan çocuklar… Kağıt üzerinde hepsi “eşit”. Ama gerçekte öyle mi?

Birinin evinde sessiz bir çalışma ortamı, kitaplık, destekleyici ebeveynler vardır. Diğeri kalabalık bir evde, belki ekonomik kaygılarla, belki duygusal ihmalle büyüyordur. Bir çocuk okula kahvaltısını yaparak gelir, diğeri aç. Birinin öğrenme hızı yüksek, diğeri özel öğrenme güçlüğü yaşıyordur. Şimdi soralım:
Bu çocuklara aynı şeyi vermek adalet midir?

Eşitlik, herkese aynı ayakkabıyı vermek gibidir. Ayakkabılar yan yana dizilir, dağıtılır ve “adil olduk” denir. Ama biri o ayakkabının içinde yürüyemezken, diğeri rahatça koşuyorsa ortada bir sorun vardır. İşte eğitimde adalet, ayakkabıyı ayağa göre vermeyi gerektirir.

Bugün eğitim sistemlerimizin büyük bir kısmı eşitliği esas alır:
Aynı müfredat, aynı süre, aynı sınav, aynı beklenti.

Oysa çocuklar aynı değildir. Aynı olmak zorunda da değildir. Eğitim, farklılıkları yok sayarak değil, onları tanıyarak güçlenir.
Adalet, bazı çocuklara daha fazla destek vermeyi gerektirir.
Adalet, bazı öğrencilerin daha çok zamana, daha çok rehberliğe, daha çok anlayışa ihtiyaç duyduğunu kabul etmektir.

Adalet, “herkes aynı yerden başlasın” demek değil, “herkes kendi yolunda ilerleyebilsin” diyebilmektir.
Ne yazık ki çoğu zaman adaleti, eşitlikle karıştırırız. Çünkü eşitlik daha kolaydır. Ölçmesi, uygulaması, savunması daha pratiktir. Oysa adalet zahmetlidir. Öğretmenden emek ister, sistemden esneklik ister, toplumdan empati ister.

Bir öğrencinin başarısızlığını sadece “çalışmadı” diye açıklamak eşitlikçi bir refleks olabilir; ama adil değildir. Adil bakış, o çocuğun hikâyesini merak eder. Neyi eksik, neyi fazla, neyi taşıyamıyor, nerede tökezliyor diye sorar.
Eğitimde adalet, öğretmenin sınıfta herkese aynı mesafede durması değil; herkese ihtiyaç duyduğu kadar yaklaşabilmesidir.
Bazen bir öğrenciye daha fazla sabır,
Bazen bir diğerine daha fazla sorumluluk,
Bazen sadece “seni görüyorum” demek gerekir.
Eşitlik bize düzen hissi verir; adalet ise vicdan.
Eşitlik rakamlara uygundur; adalet insanadır.
Eşitlik sistemi korur; adalet insanı.

Eğer gerçekten nitelikli, kapsayıcı ve dönüştürücü bir eğitim istiyorsak, artık şu cümleyi cesaretle kurmalıyız:

Her çocuğa aynı şeyi vermek zorunda değiliz; her çocuğa hak ettiğini vermek zorundayız.
Çünkü eğitimde mesele, herkesi aynı noktaya getirmek değil;
herkesin kendi potansiyeline ulaşabileceği yolu açmaktır.

Ve belki de gerçek başarı, eşitliği savunduğumuz kadar adaleti savunabildiğimiz gün başlayacaktır

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396