Kübranur Tiraki- Sosyolog/Aile Danışmanı Adayı/
Köşe Yazarı
Kübranur Tiraki- Sosyolog/Aile Danışmanı Adayı/
 

DİJİTAL İLİŞKİLERDE TÜKENMİŞLİK:SÜREKLİ ULAŞILABİLİR OLMANIN BEDELİ

Her an çevrimiçi olduğumuz bir çağdayız. Mesajlar, bildirimler, “görüldü” işaretleri ve hızlı geri dönüş beklentileri günlük hayatın sıradan bir parçası hâline geldi. İletişim hiç olmadığı kadar kolay, ama ilişkiler aynı ölçüde derin değil. Aksine, bu sürekli bağlantı hâli, fark edilmeden bir yorgunluk yaratıyor.                                 YENİ YILA ÖZEL İNDİRİMLER...  Dijital ilişkilerde en belirgin sorun, temas ile bağlılık arasındaki dengenin bozulması. İnsanlar iletişimde kalmak istiyor; ancak bu iletişimin getirdiği duygusal sorumlulukla baş etmekte zorlanıyor. Sürekli ulaşılabilir olmak, yakınlığı artırmıyor; çoğu zaman ilişkileri daha kırılgan hâle getiriyor. Çünkü bağ kurmak, sadece konuşmak değil; duygusal olarak da orada olmayı gerektiriyor.   Online iletişimde herkes daha kontrollü, daha seçilmiş bir yüzle var oluyor. Ne söyleyeceğimizi, nasıl görüneceğimizi, ne kadar paylaşacağımızı sürekli hesaplıyoruz. Bu durum, ilişkileri canlı tutuyor gibi görünse de duygusal enerjiyi tüketiyor. Günün sonunda konuşulmuş ama hissedilmemiş, paylaşılmış ama dokunulmamış bir yakınlık kalıyor geriye.   Bir diğer mesele, hız. Dijital dünyada her şeyin hızlı olması bekleniyor: mesajlar, tepkiler, duygular… İlişkiler de bu hızın içine çekiliyor. Geç cevaplar anlam yüklü hâle geliyor, sessizlikler sorun gibi algılanıyor. Oysa ilişkilerin sağlıklı kalabilmesi için duraklara, sessizliğe ve zamana ihtiyacı var. Hız arttıkça, duyguların birbirine yetişmesi zorlaşıyor.   Toplumsal olarak da ulaşılabilirlik, artık bir ilgi göstergesi gibi okunuyor. Çevrimiçi olmamak ya da geç yanıt vermek, çoğu zaman yanlış yorumlanıyor. Bu da ilişkiler üzerinde sürekli bir baskı oluşturuyor. İnsanlar birbirinden uzaklaşmamak için sürekli bağlı kalmaya çalışırken, farkında olmadan tükeniyor.   İlişkilerde yaşanan bu tükenmişlik, iletişimden kaçmakla çözülmüyor. Aksine, iletişimi daha bilinçli ve dengeli bir ritme oturtmak gerekiyor. Her an erişilebilir olmak yerine, gerçekten temas edilebilen anlar yaratmak ilişkileri güçlendiriyor. Mesajlara hızla dönmek değil, duygulara alan açmak bağları derinleştiriyor.   Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, daha fazla iletişim değil; daha nitelikli yakınlık. Ekranlar kapandığında da hissedilebilen bağlar kurabilmek. Çünkü ilişkiyi ayakta tutan şey, sürekli ulaşılabilir olmak değil; karşılıklı olarak duyulabildiğimizi bilmektir.   Kübranur TİRAKİ Sosyolog/Aile Danışmanı Adayı  @_sossyyologhanim
Ekleme Tarihi: 15 Aralık 2025 -Pazartesi

DİJİTAL İLİŞKİLERDE TÜKENMİŞLİK:SÜREKLİ ULAŞILABİLİR OLMANIN BEDELİ

Her an çevrimiçi olduğumuz bir çağdayız. Mesajlar, bildirimler, “görüldü” işaretleri ve hızlı geri dönüş beklentileri günlük hayatın sıradan bir parçası hâline geldi. İletişim hiç olmadığı kadar kolay, ama ilişkiler aynı ölçüde derin değil. Aksine, bu sürekli bağlantı hâli, fark edilmeden bir yorgunluk yaratıyor.

 

                              YENİ YILA ÖZEL İNDİRİMLER... 

Dijital ilişkilerde en belirgin sorun, temas ile bağlılık arasındaki dengenin bozulması. İnsanlar iletişimde kalmak istiyor; ancak bu iletişimin getirdiği duygusal sorumlulukla baş etmekte zorlanıyor. Sürekli ulaşılabilir olmak, yakınlığı artırmıyor; çoğu zaman ilişkileri daha kırılgan hâle getiriyor. Çünkü bağ kurmak, sadece konuşmak değil; duygusal olarak da orada olmayı gerektiriyor.

 

Online iletişimde herkes daha kontrollü, daha seçilmiş bir yüzle var oluyor. Ne söyleyeceğimizi, nasıl görüneceğimizi, ne kadar paylaşacağımızı sürekli hesaplıyoruz. Bu durum, ilişkileri canlı tutuyor gibi görünse de duygusal enerjiyi tüketiyor. Günün sonunda konuşulmuş ama hissedilmemiş, paylaşılmış ama dokunulmamış bir yakınlık kalıyor geriye.

 

Bir diğer mesele, hız. Dijital dünyada her şeyin hızlı olması bekleniyor: mesajlar, tepkiler, duygular… İlişkiler de bu hızın içine çekiliyor. Geç cevaplar anlam yüklü hâle geliyor, sessizlikler sorun gibi algılanıyor. Oysa ilişkilerin sağlıklı kalabilmesi için duraklara, sessizliğe ve zamana ihtiyacı var. Hız arttıkça, duyguların birbirine yetişmesi zorlaşıyor.

 

Toplumsal olarak da ulaşılabilirlik, artık bir ilgi göstergesi gibi okunuyor. Çevrimiçi olmamak ya da geç yanıt vermek, çoğu zaman yanlış yorumlanıyor. Bu da ilişkiler üzerinde sürekli bir baskı oluşturuyor. İnsanlar birbirinden uzaklaşmamak için sürekli bağlı kalmaya çalışırken, farkında olmadan tükeniyor.

 

İlişkilerde yaşanan bu tükenmişlik, iletişimden kaçmakla çözülmüyor. Aksine, iletişimi daha bilinçli ve dengeli bir ritme oturtmak gerekiyor. Her an erişilebilir olmak yerine, gerçekten temas edilebilen anlar yaratmak ilişkileri güçlendiriyor. Mesajlara hızla dönmek değil, duygulara alan açmak bağları derinleştiriyor.

 

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, daha fazla iletişim değil; daha nitelikli yakınlık. Ekranlar kapandığında da hissedilebilen bağlar kurabilmek. Çünkü ilişkiyi ayakta tutan şey, sürekli ulaşılabilir olmak değil; karşılıklı olarak duyulabildiğimizi bilmektir.

 

Kübranur TİRAKİ Sosyolog/Aile Danışmanı Adayı 

@_sossyyologhanim

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396