Kübranur Tiraki- Sosyolog/Aile Danışmanı Adayı/
Köşe Yazarı
Kübranur Tiraki- Sosyolog/Aile Danışmanı Adayı/
 

ÇOÇUKLARDA DAVRANIŞ PROBLEMLERİNİN SOSYAL KAYNAKLARI

Bir çocuk öfkelendiğinde, içine kapandığında ya da kurallara uymakta zorlandığında, çoğu zaman ilk soru şu olur: “Bu çocukta ne var?” Oysa asıl sorulması gereken soru genellikle başkadır: “Bu çocuğun içinde bulunduğu dünyada ne oluyor?” Çocukların davranışları, yalnızca bireysel özelliklerinden ibaret değildir. Evdeki atmosfer, ebeveynlerin iletişim biçimi, okul ortamı, akran ilişkileri ve hatta içinde yaşanılan toplumun temposu bile çocukların davranışlarına yansır. Çocuk, çoğu zaman yaşadığını anlatamaz; yaşadığını davranışıyla gösterir. Günümüzde çocuklar, yetişkinlerin bile zorlandığı bir hızın içinde büyüyor. Sürekli değişen kurallar, artan beklentiler ve başarı baskısı, çocukların duygusal yükünü ağırlaştırıyor. Evde konuşulmayan gerginlikler, bastırılan öfke ya da çözülmemiş sorunlar, çocuklar tarafından fark edilmeden geçmez. Çocuklar söylenmeyeni de duyar. Davranış problemleri çoğu zaman bir başkaldırı değil, bir çağrıdır. “Beni fark edin”, “Beni anlayın”, “Burada bir şeyler yolunda gitmiyor” demenin bir yoludur. Sürekli hareket eden bir çocuk, aslında durup dinlenmeye ihtiyaç duyuyor olabilir. İçe kapanan bir çocuk ise çevresindeki karmaşadan kendini korumaya çalışıyordur. Aile içinde tutarsız sınırlar, bir gün izin verilenin ertesi gün yasaklanması ya da duyguların konuşulmadığı bir ortam, çocukta kafa karışıklığı yaratır. Bu karışıklık, zamanla davranışlara yansır. Çocuk için kurallar kadar, o kuralların nasıl aktarıldığı da önemlidir. Ekranların hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte, çocuklar daha erken yaşta yalnızlaşmaya başladı. Yüz yüze temasın azaldığı, duyguların emojilerle ifade edildiği bir dünyada büyümek, çocukların sosyal becerilerini de etkiliyor. Bu durum, öfke kontrolü ya da iletişim sorunları olarak karşımıza çıkabiliyor. Davranış problemlerini sadece düzeltmeye çalışmak, çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü mesele davranıştan çok, davranışın beslendiği ortamdır. Çocuğun çevresi değişmeden, ondan değişmesi beklenir. Belki de yapılması gereken şey, çocuğu “problemli” olarak etiketlemek yerine; onun verdiği mesajı duymaya çalışmaktır. Çocuklar kusurlu değil, tepkisel davranır. Onlar, içinde büyüdükleri dünyanın küçük aynalarıdır. Sosyolog/Aile Danışma Adayı Kübranur TİRAKİ @_sossyyologhanim
Ekleme Tarihi: 12 Ocak 2026 -Pazartesi

ÇOÇUKLARDA DAVRANIŞ PROBLEMLERİNİN SOSYAL KAYNAKLARI

Bir çocuk öfkelendiğinde, içine kapandığında ya da kurallara uymakta zorlandığında, çoğu zaman ilk soru şu olur: “Bu çocukta ne var?” Oysa asıl sorulması gereken soru genellikle başkadır: “Bu çocuğun içinde bulunduğu dünyada ne oluyor?”

Çocukların davranışları, yalnızca bireysel özelliklerinden ibaret değildir. Evdeki atmosfer, ebeveynlerin iletişim biçimi, okul ortamı, akran ilişkileri ve hatta içinde yaşanılan toplumun temposu bile çocukların davranışlarına yansır. Çocuk, çoğu zaman yaşadığını anlatamaz; yaşadığını davranışıyla gösterir.

Günümüzde çocuklar, yetişkinlerin bile zorlandığı bir hızın içinde büyüyor. Sürekli değişen kurallar, artan beklentiler ve başarı baskısı, çocukların duygusal yükünü ağırlaştırıyor. Evde konuşulmayan gerginlikler, bastırılan öfke ya da çözülmemiş sorunlar, çocuklar tarafından fark edilmeden geçmez. Çocuklar söylenmeyeni de duyar.

Davranış problemleri çoğu zaman bir başkaldırı değil, bir çağrıdır. “Beni fark edin”, “Beni anlayın”, “Burada bir şeyler yolunda gitmiyor” demenin bir yoludur. Sürekli hareket eden bir çocuk, aslında durup dinlenmeye ihtiyaç duyuyor olabilir. İçe kapanan bir çocuk ise çevresindeki karmaşadan kendini korumaya çalışıyordur.

Aile içinde tutarsız sınırlar, bir gün izin verilenin ertesi gün yasaklanması ya da duyguların konuşulmadığı bir ortam, çocukta kafa karışıklığı yaratır. Bu karışıklık, zamanla davranışlara yansır. Çocuk için kurallar kadar, o kuralların nasıl aktarıldığı da önemlidir.

Ekranların hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte, çocuklar daha erken yaşta yalnızlaşmaya başladı. Yüz yüze temasın azaldığı, duyguların emojilerle ifade edildiği bir dünyada büyümek, çocukların sosyal becerilerini de etkiliyor. Bu durum, öfke kontrolü ya da iletişim sorunları olarak karşımıza çıkabiliyor.

Davranış problemlerini sadece düzeltmeye çalışmak, çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü mesele davranıştan çok, davranışın beslendiği ortamdır. Çocuğun çevresi değişmeden, ondan değişmesi beklenir.

Belki de yapılması gereken şey, çocuğu “problemli” olarak etiketlemek yerine; onun verdiği mesajı duymaya çalışmaktır. Çocuklar kusurlu değil, tepkisel davranır. Onlar, içinde büyüdükleri dünyanın küçük aynalarıdır.

Sosyolog/Aile Danışma Adayı Kübranur TİRAKİ
@_sossyyologhanim
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396