Yazar Naz Gündüz: “Kimse konuşmasa da herkes gelecekten korkuyor”

SOSYOLOJİ 09.02.2026 - 16:15, Güncelleme: 09.02.2026 - 16:55 82 kez okundu.
 

Yazar Naz Gündüz: “Kimse konuşmasa da herkes gelecekten korkuyor”

Gençlerin geleceğe dair kaygıları giderek artarken,Yazar Naz Gündüz, kaleme aldığı dikkat çekici yazısında bu görünmez korkuya ışık tuttu. Gündüz, gençlerle yapılan samimi sohbetlerde dile getirilmese de ortak bir duygunun öne çıktığını vurguladı
  Gençlerle yapılan samimi bir sohbette bir noktadan sonra konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: Gelecek. Ama kimse bu korkuyu açık açık anlatmıyor. Onun yerine şakaya vuruluyor. “Bakalım hayat bizi nereye savuracak.” “Artık ne iş bulursak yapacağız.” “Zengin olamazsak bari mutlu olalım.” Gülünüyor ama o cümlelerin arkasında ciddi bir belirsizlik var. Çünkü bugünün gençliği, önceki nesillerden farklı olarak, daha net bir yol haritasıyla büyümedi. Eskiden adımlar daha belliydi: Oku, mezun ol, iş bul, hayatını kur. Zor muydu? Evet. Ama en azından yol görünüyordu. Şimdi ise her şey daha açık… ve daha karmaşık. Bir sürü seçenek var ama hangisi doğru, kimse bilmiyor. Bir sürü bölüm var ama hangisi iş buldurur, belirsiz. Bir sürü kariyer yolu var ama hangisi gerçekten sürdürülebilir, kimse garanti veremiyor. Bu da gençlerin içinde sürekli bir tedirginlik yaratıyor. Çünkü insan en çok bilinmezlikten korkar. Sadece iş bulma kaygısı da değil mesele. Bir hayat kurabilecek miyim? Kendi ayaklarımın üzerinde durabilecek miyim? Yıllarca okuyup uğraştıktan sonra istediğim yerde olabilecek miyim? Bu soruların çoğunun net bir cevabı yok. Ve belki de ilk defa bir nesil, geleceğin eskisi kadar “garanti” olmadığını bu kadar erken yaşta fark ediyor. Ama burada önemli bir yanılgı var. Herkes sanki diğerleri ne yaptığını biliyormuş gibi davranıyor. Sosyal medyada biri yurt dışına gitmiş, biri şirket kurmuş, biri çok iyi bir işe girmiş… Dışarıdan bakınca herkes yolunu bulmuş gibi duruyor. Oysa perde arkasında çoğu insan deniyor, yanılıyor, tekrar başlıyor. Sadece o süreçler pek görünmüyor. Gerçek şu: Kimse tam olarak ne yaptığını bilmiyor. Evet, bazıları daha erken bir yön buluyor. Ama bu, o yönün doğru olduğu anlamına gelmiyor. Ya da ömür boyu süreceği. Hayat artık tek bir kararın her şeyi belirlediği bir yer değil. Daha çok sürekli yön değiştirilen bir yol gibi. Belki bugün seçtiğin meslek, 10 yıl sonra seni mutlu etmeyecek. Belki hiç planında olmayan bir şey, hayatının merkezine yerleşecek. Belki de şu an “geç kaldım” dediğin noktadan sonra her şey hızlanacak. Bunu kimse öngöremiyor. O yüzden sürekli “Doğru kararı vermek zorundayım” baskısı insanı gereğinden fazla yoruyor. Çünkü bazen doğru karar diye bir şey yoktur. Sadece o an için seçtiğin bir yol vardır. Ve o yol seni başka bir yola çıkarır. Genç olmanın en zor tarafı belki de bu: Belirsizlikle yaşamayı öğrenmek. Ama aynı zamanda en güçlü tarafı da bu. Çünkü henüz hiçbir şey kesinleşmiş değil. Hayatın şekillenmeye açık. Hatalarının telafisi var. Yön değiştirme şansın var. Yeniden başlama lüksün var. Büyüdükçe bu alan daralıyor. Bu yüzden belki de gelecekle ilgili en gerçekçi düşünce şu olabilir: Korkmak normal. Emin olamamak normal. Planların değişmesi normal. Anormal olan tek şey, herkesin her şeyi çözmüş gibi davranması. Belki de mesele, geleceği tamamen garanti altına almak değil. Belirsizliğe rağmen yürümeyi öğrenmek. Çünkü hayat çoğu zaman, netleştiğinde değil; sen hareket ettiğinde şekilleniyor.
Gençlerin geleceğe dair kaygıları giderek artarken,Yazar Naz Gündüz, kaleme aldığı dikkat çekici yazısında bu görünmez korkuya ışık tuttu. Gündüz, gençlerle yapılan samimi sohbetlerde dile getirilmese de ortak bir duygunun öne çıktığını vurguladı

 

Gençlerle yapılan samimi bir sohbette bir noktadan sonra konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: Gelecek.

Ama kimse bu korkuyu açık açık anlatmıyor. Onun yerine şakaya vuruluyor.

“Bakalım hayat bizi nereye savuracak.”

“Artık ne iş bulursak yapacağız.”

“Zengin olamazsak bari mutlu olalım.”

Gülünüyor ama o cümlelerin arkasında ciddi bir belirsizlik var.

Çünkü bugünün gençliği, önceki nesillerden farklı olarak, daha net bir yol haritasıyla büyümedi. Eskiden adımlar daha belliydi: Oku, mezun ol, iş bul, hayatını kur. Zor muydu? Evet. Ama en azından yol görünüyordu.

Şimdi ise her şey daha açık… ve daha karmaşık.

Bir sürü seçenek var ama hangisi doğru, kimse bilmiyor.

Bir sürü bölüm var ama hangisi iş buldurur, belirsiz.

Bir sürü kariyer yolu var ama hangisi gerçekten sürdürülebilir, kimse garanti veremiyor.

Bu da gençlerin içinde sürekli bir tedirginlik yaratıyor.

Çünkü insan en çok bilinmezlikten korkar.

Sadece iş bulma kaygısı da değil mesele. Bir hayat kurabilecek miyim? Kendi ayaklarımın üzerinde durabilecek miyim? Yıllarca okuyup uğraştıktan sonra istediğim yerde olabilecek miyim?

Bu soruların çoğunun net bir cevabı yok.

Ve belki de ilk defa bir nesil, geleceğin eskisi kadar “garanti” olmadığını bu kadar erken yaşta fark ediyor.

Ama burada önemli bir yanılgı var.

Herkes sanki diğerleri ne yaptığını biliyormuş gibi davranıyor. Sosyal medyada biri yurt dışına gitmiş, biri şirket kurmuş, biri çok iyi bir işe girmiş… Dışarıdan bakınca herkes yolunu bulmuş gibi duruyor.

Oysa perde arkasında çoğu insan deniyor, yanılıyor, tekrar başlıyor. Sadece o süreçler pek görünmüyor.

Gerçek şu: Kimse tam olarak ne yaptığını bilmiyor.

Evet, bazıları daha erken bir yön buluyor. Ama bu, o yönün doğru olduğu anlamına gelmiyor. Ya da ömür boyu süreceği.

Hayat artık tek bir kararın her şeyi belirlediği bir yer değil. Daha çok sürekli yön değiştirilen bir yol gibi.

Belki bugün seçtiğin meslek, 10 yıl sonra seni mutlu etmeyecek.

Belki hiç planında olmayan bir şey, hayatının merkezine yerleşecek.

Belki de şu an “geç kaldım” dediğin noktadan sonra her şey hızlanacak.

Bunu kimse öngöremiyor.

O yüzden sürekli “Doğru kararı vermek zorundayım” baskısı insanı gereğinden fazla yoruyor.

Çünkü bazen doğru karar diye bir şey yoktur. Sadece o an için seçtiğin bir yol vardır. Ve o yol seni başka bir yola çıkarır.

Genç olmanın en zor tarafı belki de bu: Belirsizlikle yaşamayı öğrenmek.

Ama aynı zamanda en güçlü tarafı da bu.

Çünkü henüz hiçbir şey kesinleşmiş değil. Hayatın şekillenmeye açık. Hatalarının telafisi var. Yön değiştirme şansın var. Yeniden başlama lüksün var.

Büyüdükçe bu alan daralıyor.

Bu yüzden belki de gelecekle ilgili en gerçekçi düşünce şu olabilir: Korkmak normal. Emin olamamak normal. Planların değişmesi normal.

Anormal olan tek şey, herkesin her şeyi çözmüş gibi davranması.

Belki de mesele, geleceği tamamen garanti altına almak değil. Belirsizliğe rağmen yürümeyi öğrenmek.

Çünkü hayat çoğu zaman, netleştiğinde değil; sen hareket ettiğinde şekilleniyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396