Diyetisyen Nurdan Demirtaş’tan Ezber Bozan Çıkış: "Sağlıklı Beslenmek Bir Tercih mi, Yoksa Lüks mü?"

DİYET 05.02.2026 - 08:57, Güncelleme: 05.02.2026 - 09:09 303 kez okundu.
 

Diyetisyen Nurdan Demirtaş’tan Ezber Bozan Çıkış: "Sağlıklı Beslenmek Bir Tercih mi, Yoksa Lüks mü?"

Diyetisyen Nurdan Demirtaş, son dönemde toplumun üzerinde büyük bir baskı unsuru haline gelen "sağlıklı beslenme" kavramını ekonomik ve sosyal boyutlarıyla ele alan çarpıcı bir değerlendirmede bulundu. Demirtaş, sağlıklı beslenmenin bireysel bir irade meselesinden ziyade, giderek bir sınıfsal ayrışma aracına dönüştüğüne dikkat çekti.
 "Mesele İrade Değil, Ekonomi" Danışanlarından en sık duyduğu "Yanlış beslendiğimi biliyorum ama..." cümlesinin ardında yatan gerçek nedenleri sorgulayan Demirtaş, market fiyatları, artan kiralar ve uzayan mesai saatlerinin beslenme alışkanlıklarını doğrudan etkilediğini vurguladı. Demirtaş, "En ucuz ürünler genellikle en uzun raf ömrüne sahip olanlar; beyaz un, şekerli atıştırmalıklar ve paketli gıdalar. Bütçe daraldıkça tabağın da daralması tesadüf değil," ifadelerini kullandı. "Sosyal Medya Yetersizlik Hissi Yaratıyor" Sosyal medyadaki lüks beslenme paylaşımlarının ilham vermekten çok suçluluk duygusu yarattığını belirten Demirtaş, sağlıklı beslenmenin avokado tostları veya badem sütüyle eşdeğer görülmesini eleştirdi. Beslenmenin bir statü göstergesine dönüşmesinin en büyük zararı dar gelirli gruplara verdiğini ifade eden Demirtaş, "Sağlıklı beslenme badem sütüyle başlamaz. Chia tohumu yemeyen kimse sağlıksız değildir," dedi. "Sorun Bireyde Değil, Sistemde" Günde 10 saat çalışan ve ekonomik kaygılar yaşayan bir bireyin beslenme tercihlerini sadece "irade" ile açıklamanın gerçekçi olmadığını savunan Nurdan Demirtaş, konunun toplumsal boyutuna şu sözlerle dikkat çekti: "Sağlıklı beslenme bireysel bir başarı hikâyesi değil; toplumsal bir meseledir. Gıda fiyatlarından tarım politikalarına, çalışma koşullarından sosyal desteklere kadar uzanan geniş bir alanı kapsar. Bu yüzden birinin tabağına bakmadan önce, cebine bakmak gerekir." Demirtaş, diyetisyenlerin görevinin "hayal satmak" değil, mevcut koşullara uygun, mükemmel değil "yeterince iyi" beslenmeyi anlatmak olması gerektiğini belirterek; sağlıklı beslenmeyi herkes için mümkün kılmayan sistemin konuşulması gerektiği çağrısında bulundu.
Diyetisyen Nurdan Demirtaş, son dönemde toplumun üzerinde büyük bir baskı unsuru haline gelen "sağlıklı beslenme" kavramını ekonomik ve sosyal boyutlarıyla ele alan çarpıcı bir değerlendirmede bulundu. Demirtaş, sağlıklı beslenmenin bireysel bir irade meselesinden ziyade, giderek bir sınıfsal ayrışma aracına dönüştüğüne dikkat çekti.

 "Mesele İrade Değil, Ekonomi"

Danışanlarından en sık duyduğu "Yanlış beslendiğimi biliyorum ama..." cümlesinin ardında yatan gerçek nedenleri sorgulayan Demirtaş, market fiyatları, artan kiralar ve uzayan mesai saatlerinin beslenme alışkanlıklarını doğrudan etkilediğini vurguladı. Demirtaş, "En ucuz ürünler genellikle en uzun raf ömrüne sahip olanlar; beyaz un, şekerli atıştırmalıklar ve paketli gıdalar. Bütçe daraldıkça tabağın da daralması tesadüf değil," ifadelerini kullandı.

"Sosyal Medya Yetersizlik Hissi Yaratıyor"

Sosyal medyadaki lüks beslenme paylaşımlarının ilham vermekten çok suçluluk duygusu yarattığını belirten Demirtaş, sağlıklı beslenmenin avokado tostları veya badem sütüyle eşdeğer görülmesini eleştirdi. Beslenmenin bir statü göstergesine dönüşmesinin en büyük zararı dar gelirli gruplara verdiğini ifade eden Demirtaş, "Sağlıklı beslenme badem sütüyle başlamaz. Chia tohumu yemeyen kimse sağlıksız değildir," dedi.

"Sorun Bireyde Değil, Sistemde"

Günde 10 saat çalışan ve ekonomik kaygılar yaşayan bir bireyin beslenme tercihlerini sadece "irade" ile açıklamanın gerçekçi olmadığını savunan Nurdan Demirtaş, konunun toplumsal boyutuna şu sözlerle dikkat çekti:

"Sağlıklı beslenme bireysel bir başarı hikâyesi değil; toplumsal bir meseledir. Gıda fiyatlarından tarım politikalarına, çalışma koşullarından sosyal desteklere kadar uzanan geniş bir alanı kapsar. Bu yüzden birinin tabağına bakmadan önce, cebine bakmak gerekir."

Demirtaş, diyetisyenlerin görevinin "hayal satmak" değil, mevcut koşullara uygun, mükemmel değil "yeterince iyi" beslenmeyi anlatmak olması gerektiğini belirterek; sağlıklı beslenmeyi herkes için mümkün kılmayan sistemin konuşulması gerektiği çağrısında bulundu.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sultan
(05.02.2026 13:14 - #297)
Yazı harika çok teşekkürler
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396