"Acıya Alışmak İyileşmek Değildir": Uzmanlardan 'Öğrenilmiş Çaresizlik' Uyarısı
"Acıya Alışmak İyileşmek Değildir": Uzmanlardan 'Öğrenilmiş Çaresizlik' Uyarısı
Psikoloji dünyası, bireylerin kronikleşen duygusal acıları normalleştirme eğilimine karşı önemli bir uyarıda bulunuyor. Psikolog Sabina İsmailova, bireyin yaşadığı acıyla "barışmasının" bir iyileşme belirtisi değil, aksine en tehlikeli psikolojik aşamalardan biri olduğunu vurguladı.
Sessiz Tehlike: Acının Sıradanlaşması
Psikolojik pratikte en riskli evrelerden birinin acının kabullenilmesi olduğunu belirten İsmailova, bu durumun acının bittiği anlamına gelmediğini, aksine hayatın merkezine yerleştiğini ifade etti. Uzun süre;
-
Psikolojik veya fiziksel şiddet,
-
Duygusal ilgisizlik,
-
Sürekli değersizleştirilme,
gibi durumlara maruz kalan kişilerin, bu travmaları bir "arka plan sesi" gibi algılamaya başladığı kaydedildi.
"Herkeste Böyle" Yanılgısı
Viktimolojik (mağdur bilimi) açıdan durumun ciddiyetine dikkat çeken uzmanlar, mağdurun artık durumunu analiz etmeyi bıraktığını belirtiyor. Kişinin; "Herkeste böyle" veya "Ben de katlanmalıyım" gibi düşünceleri içsel bir inanç sistemi haline getirmesi, psikolojide "öğrenilmiş çaresizlik" olarak tanımlanıyor.
Toplumun Yanlış "Güç" Algısı
Haberde, toplumun bu sessiz tükenmişliği sıklıkla yanlış yorumladığına değinildi. Sessiz kalan ve tepki vermeyen bireylerin "güçlü" veya "olgun" olarak nitelendirilmesinin büyük bir hata olduğu, bu durumun aslında derin bir umut kaybı ve içsel tükenmişlik olduğu ifade edildi.
"Kişi artık yardım istemez; çünkü umut etmeyi bırakmıştır."
İyileşmenin İlk Adımı: Acıyı Tanımlamak
Uzmanlar, bu döngüden çıkışın tek yolunun profesyonel destek olduğunu hatırlatıyor. Psikolojik desteğin temel amacının; acıyı yeniden bir "problem" olarak tanımlamak, ona isim vermek ve paylaşarak normalleşen travmayı gün yüzüne çıkarmak olduğu belirtiliyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.