Meryem Çelik-Yazar
Köşe Yazarı
Meryem Çelik-Yazar
 

Köle Değil, Eş Olarak ‘Evet’ Dedim

Nikâh masasında söylenen “evet”, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kelimedir. O “evet”, bir itaate, bir boyun eğişe ya da kimliğinden vazgeçişe değil; iki insanın eş olmayı kabul edişine söylenir. Ne birinin efendi, diğerinin köle olduğu bir sözleşmedir evlilik; ne de tek taraflı fedakârlık üzerine kuruludur.   Namazlardan,oruçlardan,zekatlardan önce hesabı sorulacak kul hakkı var.Eşle olan ilişkiler kadın ve erkek için kul haklarının en ağırlıklı bölümünü oluşturuyor .Kadının veya erkeğin hakkının Alllahın savunduğu günü unutmamak lazım.   Benim yiyecek,giyecek,ev oturma ,yaşama zevkin ve benzeri zevklerimin bir miktarında fedakarlık yapamayacaksam evlilik benim için vakti gelmemiş bir nimet olur .Eğer fedakarlık yapmaya razıysam buna nikahta evet diyerek söz verdim demektir.   Nikah budur zaten hayatı yüzde elli paylaşmaktır.Beklentileri yüzde elli paylaşmak .. Ancak bugün evlilikler tam da bu noktada yara alıyor.   Kadından sınırsız sabır, sessizlik ve hizmet bekleniyor; erkekten ise sorumluluk almadan otorite kurulması meşru görülüyor. Oysa nikâhta söylenen “evet”, “Her şeye katlanırım” demek değildir.   “Ben seninle yan yana yürümeyi kabul ediyorum” demektir. Eş olmak; birlikte karar almak, birlikte yük taşımak ve birlikte büyümektir. Eş olmak, birinin hayallerini erteleyip diğerinin hayatına yama oldeğildir   ldir. Evlilik, kimliğin silindiği değil; iki kimliğin birbirine saygıyla temas ettiği bir birlikteliktir.   Sevgi, korkuyla; sadakat, baskıyla; huzur, susarak inşa edilmez. “Köle değil, eş olarak evet dedim” cümlesi, modern bir başkaldırı değil; aslında fıtrata dönüş çağrısıdır. Zira ne din, ne vicdan, ne de insanlık onuru; bir kadının ya da erkeğin evlilik adı altında ezilmesini kabul eder.   Hz. Peygamber’in (s.a.v) aile hayatı, güç kullanarak değil, merhamet ve istişareyle yürüyen bir eşlik örneğidir. Bugün yapılması gereken, evliliği yeniden tanımlamak değil; doğru yerinden hatırlamaktır. Nikâh, sahip olma belgesi değil; emanet bilincidir. Ve her “evet”, “Ben senin kulun değil, hayat arkadaşınım” demenin en sade hâlidir.   Unutmayalım: Kölelik korkuyla sürer, evlilik ise rızayla. Ve gerçek evlilik, iki insanın birbirine eş kalabildiği yerdir. Yazar Meryem çelik
Ekleme Tarihi: 05 Ocak 2026 -Pazartesi

Köle Değil, Eş Olarak ‘Evet’ Dedim

Nikâh masasında söylenen “evet”, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kelimedir. O “evet”, bir itaate, bir boyun eğişe ya da kimliğinden vazgeçişe değil; iki insanın eş olmayı kabul edişine söylenir. Ne birinin efendi, diğerinin köle olduğu bir sözleşmedir evlilik; ne de tek taraflı fedakârlık üzerine kuruludur.
 
Namazlardan,oruçlardan,zekatlardan önce hesabı sorulacak kul hakkı var.Eşle olan ilişkiler kadın ve erkek için kul haklarının en ağırlıklı bölümünü oluşturuyor .Kadının veya erkeğin hakkının Alllahın savunduğu günü unutmamak lazım.
 
Benim yiyecek,giyecek,ev oturma ,yaşama zevkin ve benzeri zevklerimin bir miktarında fedakarlık yapamayacaksam evlilik benim için vakti gelmemiş bir nimet olur .Eğer fedakarlık yapmaya razıysam buna nikahta evet diyerek söz verdim demektir.
 
Nikah budur zaten hayatı yüzde elli paylaşmaktır.Beklentileri yüzde elli paylaşmak ..
Ancak bugün evlilikler tam da bu noktada yara alıyor.
 
Kadından sınırsız sabır, sessizlik ve hizmet bekleniyor; erkekten ise sorumluluk almadan otorite kurulması meşru görülüyor. Oysa nikâhta söylenen “evet”, “Her şeye katlanırım” demek değildir.
 
“Ben seninle yan yana yürümeyi kabul ediyorum” demektir.
Eş olmak; birlikte karar almak, birlikte yük taşımak ve birlikte büyümektir. Eş olmak, birinin hayallerini erteleyip diğerinin hayatına yama oldeğildir
 
ldir. Evlilik, kimliğin silindiği değil; iki kimliğin birbirine saygıyla temas ettiği bir birlikteliktir.
 
Sevgi, korkuyla; sadakat, baskıyla; huzur, susarak inşa edilmez.
“Köle değil, eş olarak evet dedim” cümlesi, modern bir başkaldırı değil; aslında fıtrata dönüş çağrısıdır. Zira ne din, ne vicdan, ne de insanlık onuru; bir kadının ya da erkeğin evlilik adı altında ezilmesini kabul eder.
 
Hz. Peygamber’in (s.a.v) aile hayatı, güç kullanarak değil, merhamet ve istişareyle yürüyen bir eşlik örneğidir.
Bugün yapılması gereken, evliliği yeniden tanımlamak değil; doğru yerinden hatırlamaktır. Nikâh, sahip olma belgesi değil; emanet bilincidir. Ve her “evet”, “Ben senin kulun değil, hayat arkadaşınım” demenin en sade hâlidir.
 
Unutmayalım: Kölelik korkuyla sürer, evlilik ise rızayla.
Ve gerçek evlilik, iki insanın birbirine eş kalabildiği yerdir.
Yazar Meryem çelik
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396