Alime Tokgöz  - Aile Danışmanı
Köşe Yazarı
Alime Tokgöz - Aile Danışmanı
 

Eşiniz Sizi Duymuyor mu, Yoksa Sizinle

Siz hiç en yorgun halinizle eve gelip, "Bugün çok bittim," dediğinizde eşinizden "Seninki de bir şey mi, ben asıl ne yaptım bir bilsen!" cevabını aldınız mı? Ya da başınız ağrıdığında onun aniden "müzmin migreninin" tuttuğuna şahit oldunuz mu? Bir aile danışmanı olarak ofisimde, bazen de 26 yıllık bir eş ve üç çocuk annesi olarak kendi mutfağımda bu sahneyle sıkça karşılaşıyorum. Modern çağın getirdiği o amansız koşturmaca içinde, en güvenli limanımız olması gereken ilişkimiz, farkında olmadan bir "Mağduriyet Olimpiyatı" pistine dönüşebiliyor.  Neden Yarışıyoruz? Psikolojide bu duruma "Mağduriyet Rekabeti" diyoruz. Aslında mesele kimin daha hasta olduğu değil, kimin daha çok "görülmeye" ve "şefkat almaya" ihtiyacı olduğudur.Kişi, eşinin ihtiyacı ön plana çıktığında kendi ihtiyacının karşılanmayacağı korkusuna kapılır. "Benimki daha kötü" demek, aslında "Lütfen beni de gör, ben de çok zorlanıyorum" demenin bir başka (ve maalesef yanlış) yoludur. İlişkilerde görünmez bir terazi vardır. Eğer biri "daha mağdur" ise, hizmet alan tarafa geçer. Diğer taraf ise "borçlu" kalmamak için hemen kendi mağduriyetini masaya sürer. Bazen de bu durum, partnerin duygusal dünyasına girmekte çekilen bir zorluğun yansımasıdır. Biz Ne Yapıyoruz? Aile danışmanı olarak şunu söyleyebilirim: Toplum olarak "güçlü durma" baskısı altındayız. Ancak evde, o zırhları çıkardığımızda anlaşılmak istiyoruz. Eğer bir eş sürekli kendini kıyaslıyorsa, orada bir "Duygusal Karşılanma Eksikliği" var demektir. Siz "Acım kabul görmüyor" diye kırılırken, o "Sıra bana hiç gelmiyor" diye hayıflanır. Sonuç? İki tane yapayalnız insan. Bu Döngüyü Nasıl Kırarız? Yarışmak yerine birbirimize yaslanmayı yeniden hatırlamalıyız. Bir dahaki sefere eşiniz "Ben daha kötüyüm" dediğinde, "Hayır ben daha kötüyüm" demek yerine şu sihirli cümleyi deneyin:"Görüyorum ki ikimiz de şu an çok zorlanıyoruz. Yarışmak bizi sadece uzaklaştırır. Gel, bugün birbirimizin yarasına merhem olalım." Unutmayın; evlilik bir rekabet alanı değil, aynı yöne bakan iki insanın ortak hayat serüvenidir. 26 yılın ve yüzlerce danışan hikayesinin bana öğrettiği en büyük ders şudur: İyileşmek için önce "duymak", sonra "duyulmak" gerekir
Ekleme Tarihi: 17 Şubat 2026 -Salı

Eşiniz Sizi Duymuyor mu, Yoksa Sizinle

Siz hiç en yorgun halinizle eve gelip, "Bugün çok bittim," dediğinizde eşinizden "Seninki de bir şey mi, ben asıl ne yaptım bir bilsen!" cevabını aldınız mı?

Ya da başınız ağrıdığında onun aniden "müzmin migreninin" tuttuğuna şahit oldunuz mu?

Bir aile danışmanı olarak ofisimde, bazen de 26 yıllık bir eş ve üç çocuk annesi olarak kendi mutfağımda bu sahneyle sıkça karşılaşıyorum.

Modern çağın getirdiği o amansız koşturmaca içinde, en güvenli limanımız olması gereken ilişkimiz, farkında olmadan bir "Mağduriyet Olimpiyatı" pistine dönüşebiliyor. 

Neden Yarışıyoruz?

Psikolojide bu duruma "Mağduriyet Rekabeti" diyoruz. Aslında mesele kimin daha hasta olduğu değil, kimin daha çok "görülmeye" ve "şefkat almaya" ihtiyacı olduğudur.Kişi, eşinin ihtiyacı ön plana çıktığında kendi ihtiyacının karşılanmayacağı korkusuna kapılır.

"Benimki daha kötü" demek, aslında "Lütfen beni de gör, ben de çok zorlanıyorum" demenin bir başka (ve maalesef yanlış) yoludur.

İlişkilerde görünmez bir terazi vardır. Eğer biri "daha mağdur" ise, hizmet alan tarafa geçer. Diğer taraf ise "borçlu" kalmamak için hemen kendi mağduriyetini masaya sürer.
Bazen de bu durum, partnerin duygusal dünyasına girmekte çekilen bir zorluğun yansımasıdır.

Biz Ne Yapıyoruz?

Aile danışmanı olarak şunu söyleyebilirim: Toplum olarak "güçlü durma" baskısı altındayız. Ancak evde, o zırhları çıkardığımızda anlaşılmak istiyoruz. Eğer bir eş sürekli kendini kıyaslıyorsa, orada bir "Duygusal Karşılanma Eksikliği" var demektir.

Siz "Acım kabul görmüyor" diye kırılırken, o "Sıra bana hiç gelmiyor" diye hayıflanır. Sonuç? İki tane yapayalnız insan.

Bu Döngüyü Nasıl Kırarız?

Yarışmak yerine birbirimize yaslanmayı yeniden hatırlamalıyız. Bir dahaki sefere eşiniz "Ben daha kötüyüm" dediğinde, "Hayır ben daha kötüyüm" demek yerine şu sihirli cümleyi deneyin:"Görüyorum ki ikimiz de şu an çok zorlanıyoruz.

Yarışmak bizi sadece uzaklaştırır. Gel, bugün birbirimizin yarasına merhem olalım."

Unutmayın; evlilik bir rekabet alanı değil, aynı yöne bakan iki insanın ortak hayat serüvenidir. 26 yılın ve yüzlerce danışan hikayesinin bana öğrettiği en büyük ders şudur: İyileşmek için önce "duymak", sonra "duyulmak" gerekir

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396