Sudegül Aytaş-Öğr.Psk.Dan
Köşe Yazarı
Sudegül Aytaş-Öğr.Psk.Dan
 

“İyiyim” Demenin En Büyük Yalan Olduğu Zamanlar

“İyiyim.” Bu cümle çoğu zaman bir cevap değil, bir savunmadır. Karşı tarafı yormamak, konuyu derinleştirmemek, anlatmak zorunda kalmamak için seçilir. Günlük hayatta o kadar sık kullanılır ki, anlamını neredeyse kaybetmiştir. Çoğu insan bu cümleyi gerçekten iyi olduğu için kurmaz. Daha çok “şu an anlatacak gücüm yok” demenin kısa yoludur. Çünkü anlatmak emek ister. Duyguyu kelimeye dökmek, karşılığında neyle karşılaşacağını bilmeden açılmak risklidir. Nasihat mi duyacağız, küçümsenme mi, hızlı çözümler mi, yoksa konunun sessizce geçiştirilmesi mi? İnsan bu belirsizlikle uğraşmak istemediğinde “iyiyim” der. Psikolojik açıdan bakıldığında bu durum çoğu zaman duygusal kaçınmayla ilişkilidir. Kişi hissettiği şeyi inkâr etmez belki ama paylaşmaz. Çünkü paylaşmak, kontrolü bir miktar kaybetmek demektir. Güçlü görünmeye alışmış biri için bu kolay değildir. “İyiyim” demek, duygunun üstünü örtmekten çok, onu güvenli bir yere kilitlemek gibidir. Zamanla bu kilit alışkanlığa dönüşür. İnsan önce başkalarına “iyiyim” demeye başlar, sonra kendine. Üzgün olduğunu fark etmez, yorgunluğunu ciddiye almaz, kırgınlıklarını küçümser. Çünkü her şey tolere edilebilir görünür. Ta ki küçük bir şey büyük bir taşmaya neden olana kadar. Bir de “iyiyim” demenin toplumsal bir tarafı vardır. İyi olmak beklenir. Ayakta durmak, başa çıkmak, devam etmek… Özellikle güçlü görünmesi öğretilmiş insanlar için “iyi değilim” demek zayıflık gibi algılanır. Bu yüzden birçok insan yalnız kalmayı, açılmaya tercih eder. Ama duygular paylaşıldıkça hafifler. Paylaşılmadığında ise ağırlaşır. İnsan her şeyi kendi içinde taşımaya çalıştıkça, yük sessizce büyür. Ve bir süre sonra neden bu kadar yorulduğunu anlayamaz. Belki de mesele iyi olup olmamak değildir. Belki de mesele, iyi olmadığımızda bunu söyleyebileceğimiz bir alanın olup olmamasıdır. Çünkü insan en çok, anlaşılmayacağını düşündüğünde susar. Gerçek iyilik, her zaman iyi hissetmek değildir. Bazen sadece dürüst olmaktır. Herkese değil belki ama birine… “İyiyim” demek yerine “zorlanıyorum” diyebilmektir. Belki de gerçekten iyi olmaya en çok yaklaştığımız an, iyi olmadığımızı kabul edebildiğimiz andır.  
Ekleme Tarihi: 25 Ocak 2026 -Pazar

“İyiyim” Demenin En Büyük Yalan Olduğu Zamanlar

“İyiyim.”

Bu cümle çoğu zaman bir cevap değil, bir savunmadır. Karşı tarafı yormamak, konuyu derinleştirmemek, anlatmak zorunda kalmamak için seçilir. Günlük hayatta o kadar sık kullanılır ki, anlamını neredeyse kaybetmiştir.

Çoğu insan bu cümleyi gerçekten iyi olduğu için kurmaz. Daha çok “şu an anlatacak gücüm yok” demenin kısa yoludur. Çünkü anlatmak emek ister. Duyguyu kelimeye dökmek, karşılığında neyle karşılaşacağını bilmeden açılmak risklidir. Nasihat mi duyacağız, küçümsenme mi, hızlı çözümler mi, yoksa konunun sessizce geçiştirilmesi mi? İnsan bu belirsizlikle uğraşmak istemediğinde “iyiyim” der.

Psikolojik açıdan bakıldığında bu durum çoğu zaman duygusal kaçınmayla ilişkilidir. Kişi hissettiği şeyi inkâr etmez belki ama paylaşmaz. Çünkü paylaşmak, kontrolü bir miktar kaybetmek demektir. Güçlü görünmeye alışmış biri için bu kolay değildir. “İyiyim” demek, duygunun üstünü örtmekten çok, onu güvenli bir yere kilitlemek gibidir.

Zamanla bu kilit alışkanlığa dönüşür. İnsan önce başkalarına “iyiyim” demeye başlar, sonra kendine. Üzgün olduğunu fark etmez, yorgunluğunu ciddiye almaz, kırgınlıklarını küçümser. Çünkü her şey tolere edilebilir görünür. Ta ki küçük bir şey büyük bir taşmaya neden olana kadar.

Bir de “iyiyim” demenin toplumsal bir tarafı vardır. İyi olmak beklenir. Ayakta durmak, başa çıkmak, devam etmek… Özellikle güçlü görünmesi öğretilmiş insanlar için “iyi değilim” demek zayıflık gibi algılanır. Bu yüzden birçok insan yalnız kalmayı, açılmaya tercih eder.

Ama duygular paylaşıldıkça hafifler. Paylaşılmadığında ise ağırlaşır. İnsan her şeyi kendi içinde taşımaya çalıştıkça, yük sessizce büyür. Ve bir süre sonra neden bu kadar yorulduğunu anlayamaz.

Belki de mesele iyi olup olmamak değildir.
Belki de mesele, iyi olmadığımızda bunu söyleyebileceğimiz bir alanın olup olmamasıdır. Çünkü insan en çok, anlaşılmayacağını düşündüğünde susar.

Gerçek iyilik, her zaman iyi hissetmek değildir. Bazen sadece dürüst olmaktır. Herkese değil belki ama birine… “İyiyim” demek yerine “zorlanıyorum” diyebilmektir.

Belki de gerçekten iyi olmaya en çok yaklaştığımız an, iyi olmadığımızı kabul edebildiğimiz andır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396