Özlem Akkoç  Eğitimci-Yazar
Köşe Yazarı
Özlem Akkoç Eğitimci-Yazar
 

YOL SİZİN AMA DİREKSİYON KİMDE?

İyi niyetle seni düzeltmek için yapılan eleştirilere gerekli tepkiyi göstermek.  Senin mi kontrolünde?    Yoksa kontrolü hep başkalarına mı verirsin?   Gereken durumlarda tepki verememiş insanların veremedikleri bu tepkiler büyür ve bir duygu çığına dönüşür. Çoğu zamanda yoluna engel olur.   Özgüven eksikliği karşımızda ki insanları daha önce kendimizi güçsüz, çirkin veya başarısız hissettiren birine benzettiğimizde daha çok tetiklenir.    Seninde etrafında böyle insanlar var mı?   Çalıştığı yerde başarız olduklarında, başarılı olan kişiyi yöneticiye yakın olmaya çalışan, eğitim hayatında kendisinden daha başarılı olmuş birinin başarısını şansa bağlayan, herşeyi tesadüflere yoran o kişiden bahsediyorum.    Hatta sizinle eşit imkanlara sahip olmamaları en iyi bahaneleridir. Sizin hayatınızda yaşadığınız zorlukları bilmek istemez, ezbere konuşurlar. Başkalarının yeteneklerini kabul etmek onlar için büyük bir yenilgidir.   Eleştiriye açık olmadıkları gibi eleştiren kişiyi kötü niyet ile suçlarlar. Samimi ilişkilerinizde bu genelde yakınlığın ve samimiyetin güvenini taşırken dışarıdan insanlara aynı güveni göstermek zordur. Evlilik ve kardeş ilişkileri gibi yakın ilişkilerde eleştiriyi kabul etmek kolaydır.    Mesela sizi en iyi tanıyan birlikte büyüdüğünüz kardeşinizin sizi çok iyi tanıdığı için bazen bu sınırı zorlaması sorun olmaz, ancak anne veya baba sizi sıklıkla kıyaslıyor ise kardeşlerin yaptığı eleştiriyi kabul etmekte zorlaşır.    En yakınım dediğiniz insanların eleştirileri en çokta topluluk içinde olunca o yaraya adeta tuz basar. Kim olursa olsun eleştiriyi yapanın yaptığı yerde önemlidir.    Gücün ona ait olduğu yerlerde; aile içinde, kendi evinde, size yakın bir grup ya da topluluk içinde zayıf yanlarınızı , aranızda olan konuşmaları açık etmekten çekinmezler. Bunu eş ya da kardeş yaptığında belli bir yere kadar tolerans gösterirsiniz.   Gösterdiğiniz bu toleransdan karşı tarafta emindir.  Bu toleransın zayıfladığı en kritik yer ebeveynlerin yanında sıradan bir davranışın eleştirildiği anlardır. Kimse ailesinin yanında eleştirimekten hoşlanmaz.   Dışarıdan gördüğün yabancı insanlar için ise bu tolerans seviyemiz en düşük düzeyde olacaktır. En yakınlarının bu denli eleştirdiği birinin sağlıklı sınırlar oluşturması da kolay değildir elbette. Farkındalık sahibi olun olmayın yabancı birisi kardeşiniz gibi sizi eleştirecek olursa o insana tavrınız nettir. Net olmalıdır.   Eğer daha esnekseniz oda sınırlarınızı belirleyen bambaşka bir konudur! Sizi yeni tanıyan birinden aileniz ya da eşiniz kadar iyi tanımasını beklemek nasıl doğru değilse iş yaşamı ve onun içindeki insanlardan ailenizden beklediğiniz anlayışı göstermelerini istemek doğru olmayacaktır.   Aile yaşantımızın dışında insanlarla ilişkimizi düzenleyen zekamızın EQ olarak adlandırılan sosyal zekamız olduğundan daha önce bahsetmiştik.    Günümüzde çalışma ortamında aranan en önemli alan sosyal zekamızdır. Eğer tek başınıza bir ofiste insandan uzak bir iş yapmayacaksanız tabi! Sosyal zeka iletişimimizle doğrudan ilgilidir. İşte tamda bunun için aile dinamiği bizden farklı olan insanlar için sizin açıklık ve şeffaflık olarak adlandırdığınız doğrudan uyarılar 'laf sokma' bazende 'kıskançlık' olarak etiketlenir.    Siz şeffaf duygu ve düşüncelerle karşı tarafa onun iyiliği için uyarıda bulunsanız dahi o sizi kendi terazisi ile tartar ve kararını verir. Tam terside mümkün tabi!    Sizin samimiyetle destekleyip daha önce yaşadığınız veya bildiğiniz bir durumla ilgili uyarıda bulunduğunuz insanlar yine kendi algı ve yetiştirildikleri aile dinamikleri nedeniyle sizi yalnış anlayabilir. Her iki tarafta iyi niyetli olsa bile burada algı farklılığı niyeti önemsemeyen taraflara sadece duydukları ile davranmaya iter.   Herşey bizim duyduğumuz sözlerden ibaret mi? İyi veya kötü niyetli olsun akıl terazisi her zaman doğruyu göstermez ve bizi ön yargıya itebilir. Nasıl bir ailenin çocuğu olduğumuz ve sosyal çevremiz bu kararın en önemli yön belirleyicisi olacaktır. Belki de bizim incelen parasempatik sistemimiz artık eleştiriyi kabul etmiyordur.   Aile ve Çocuk Yetiştirmenin Etkisi!   Her iki insan tipinin ortak özelliği kaygılı ebeveynlerdir. Çocukluğu boyunca anne ve babadan biri anlayış bayrağını taşırken, diğer ebeveyn baskıcı ve otoriter anlayışın bayrağını taşır. Baskıcı ebeveyn aşırı korumacı davranır çünkü ona göre insanlar güvenilmezdir. Hatta insanlar onun herşeyini kıskanır. Nazar korkusu yüksektir. İkinci tür ebeveyn, rahat bakış açısına sahip olduğu için diğeri  ile çoğu zaman ters düşer.   Koruma iç güdüsü ile güvensiz benlik algısının temellerini attığını, çocuğun iç dünyasında bir özgüven deliği açtığının farkında değildir. En sonunda çocukları kimseye güvenemez, ailenin kararsız duruşunun ortasında kalır.    Böyle bireylerin kararsızlıkları ise çoğu zaman yalnış kararlar alıp hayatlarında sorunlar yaşamalarına neden olur. Önemli programları erteleme isteği yaygındır. Kendilerini ailelerinin bakış açısıyla algılar ve bilinçaltı bu algı ile bir savunma sistemi geliştirir.   'Dünya tehlikeli bir yer. Kendimi korumalıyım. O halde kilo almalıyım!' ya da tam tersi bir algıda geliştirip 'güçlüyüm herşeyi ben halledebilirim' der. Güven probleminin temelide inançlarla örülüdür. 'İnsanlara güven olmaz o zaman arkadaşlarım beni rakip olarak görür' ya da ben işe yaramam kim beni rakip olarak görecek ki (düşük benlik algısı)..vb örnekleri çoğaltabilirsiniz.   Esas nokta ise iki tarafında bilinç dışında beynimizin bu inançlara sıkı sıkıya tutunmasıdır. Beynimizin buradaki rolü çok ilginçtir. Bu inançları titreşime dönüştürür ve inancımızı gerçekliğimiz yapar.   Bize güvenilmez insanları çeker ve küçücük eleştirileri ile hayatımızı zindana çevirmemiz için destek olur. Birisi iyi niyetle sizin kötüye gittiğinizi söylese dahi sorduğunuz normal bir soruya (siz onun fikrini merak ettiyseniz ne âla) cevap olarak 'düzeltmeniz gerekenleri söylese bile' meseleyi dile getirdiği an sizi kıskanmakla suçlayabilirsiniz.   Belki de karşınızda ki insanın gerçekten niyeti iyidir!  Eğer burada iç dünyanızda bu düşüncenizin nedenini bulamıyorsanız diğer insanları nasıl gördüğünüze bakın!    Sizce insanlar nasıl? Kim neden size kötü davransın? Eğer çocukluğunuza doğru bir yolculuğa çıkıyor cevapları görebiliyorsanız bilin ki bu ses size ait değil.   Eleştirel ebeveyniniz sesi içeride çınlıyorsa Örneğin; siz komşunun çocuğundan daha az başarılıysanız ya da bedeniniz o ebeveynin algısıyla beğenilmeyecek(!) bir bedense, size yöneltilen en küçük eleştiri sizin içinizdeki ailenizin (komşu teyzenin, babaanne, teyze, hala, amca, akranınızın) sesinin sadece bir yansımasıdır.   Duyduğunuz ses sizin içinizde bunu her defasında hatırlayın. Bu arada içinizdeki ebeveynin sesiyle çocuklarınıza konuştuğunuzu fark ettiğiniz anlar oluyorsa o an bir kez daha söylediklerinize nasıl inandırıldığınıza yeniden bakma fırsatının tam zamanı demektir.    Sizde çocuğunuzu zayıflık, korkaklık, başarısızlıkla suçlayınca kendinizi kötü hissediyor olabilirsiniz.  İnsanız farkında olmadan yıllarca içimize işleyen inandırıldığımız doğrulardan yavaş yavaş kurtulacağız. Unutmayın herkesin hatalarından ders çıkarmak için ikinci bir hakkı vardır. Şimdi tüm bu olanlar kimin suçu?   SUÇLU YADA SUÇ ARAMAYI BIRAKALIM!   Yol alabilmek için yolun zorluğu ya da aracın kusurlarına bakmanın modası çoktan geçti. Ebeveyninizin sesiyle bir yaşa kadar gelmiş olabilirsiniz ama siz artık bir yetişkinsiniz. Size kötü bir haberim var artık o ebeveyninizi veya komşu teyzeyi, öğretmeninizi, sınıftaki o çocuğu suçlayamazsınız. Evet bir çok şekilde istismar edilmiş olabilirsiniz ama artık dümene geçmenin vakti geldi.   Çünkü artık siz de kendi iç sesinizi düzeltecek, o aracı kullanacak gerekli zihinsel becerilere sahipsiniz.  Size söylenen o cümlelerin yerini, kendi iç sesiniz ve öz saygınızla değiştirmedikçe insanların size olan bakış açısında birşey değiştiremezsiniz. Çünkü içerideki benlik algınız dışarıda sizin yansımanızın ta kendisi.   Testide ne varsa dışına o sızar.  Sütse süt sızacak. Turşuysa suyu...   Rumi'nin sözü ile mühürleyelim. İnsanlar seni yanlış anladığında dert etme! Duydukları senin sesin fakat akıllarından geçirdikleri kendi düşünceleridir.    
Ekleme Tarihi: 16 Ocak 2026 -Cuma

YOL SİZİN AMA DİREKSİYON KİMDE?

İyi niyetle seni düzeltmek için yapılan eleştirilere gerekli tepkiyi göstermek. 
Senin mi kontrolünde? 
 
Yoksa kontrolü hep başkalarına mı verirsin?
 
Gereken durumlarda tepki verememiş insanların veremedikleri bu tepkiler büyür ve bir duygu çığına dönüşür. Çoğu zamanda yoluna engel olur.
 
Özgüven eksikliği karşımızda ki insanları daha önce kendimizi güçsüz, çirkin veya başarısız hissettiren birine benzettiğimizde daha çok tetiklenir. 
 
Seninde etrafında böyle insanlar var mı?
 
Çalıştığı yerde başarız olduklarında, başarılı olan kişiyi yöneticiye yakın olmaya çalışan, eğitim hayatında kendisinden daha başarılı olmuş birinin başarısını şansa bağlayan, herşeyi tesadüflere yoran o kişiden bahsediyorum. 
 
Hatta sizinle eşit imkanlara sahip olmamaları en iyi bahaneleridir. Sizin hayatınızda yaşadığınız zorlukları bilmek istemez, ezbere konuşurlar. Başkalarının yeteneklerini kabul etmek onlar için büyük bir yenilgidir.
 
Eleştiriye açık olmadıkları gibi eleştiren kişiyi kötü niyet ile suçlarlar. Samimi ilişkilerinizde bu genelde yakınlığın ve samimiyetin güvenini taşırken dışarıdan insanlara aynı güveni göstermek zordur. Evlilik ve kardeş ilişkileri gibi yakın ilişkilerde eleştiriyi kabul etmek kolaydır. 
 
Mesela sizi en iyi tanıyan birlikte büyüdüğünüz kardeşinizin sizi çok iyi tanıdığı için bazen bu sınırı zorlaması sorun olmaz, ancak anne veya baba sizi sıklıkla kıyaslıyor ise kardeşlerin yaptığı eleştiriyi kabul etmekte zorlaşır. 
 
En yakınım dediğiniz insanların eleştirileri en çokta topluluk içinde olunca o yaraya adeta tuz basar.
Kim olursa olsun eleştiriyi yapanın yaptığı yerde önemlidir. 
 
Gücün ona ait olduğu yerlerde; aile içinde, kendi evinde, size yakın bir grup ya da topluluk içinde zayıf yanlarınızı , aranızda olan konuşmaları açık etmekten çekinmezler. Bunu eş ya da kardeş yaptığında belli bir yere kadar tolerans gösterirsiniz.
 
Gösterdiğiniz bu toleransdan karşı tarafta emindir. 
Bu toleransın zayıfladığı en kritik yer ebeveynlerin yanında sıradan bir davranışın eleştirildiği anlardır. Kimse ailesinin yanında eleştirimekten hoşlanmaz.
 
Dışarıdan gördüğün yabancı insanlar için ise bu tolerans seviyemiz en düşük düzeyde olacaktır. En yakınlarının bu denli eleştirdiği birinin sağlıklı sınırlar oluşturması da kolay değildir elbette. Farkındalık sahibi olun olmayın yabancı birisi kardeşiniz gibi sizi eleştirecek olursa o insana tavrınız nettir.
Net olmalıdır.
 
Eğer daha esnekseniz oda sınırlarınızı belirleyen bambaşka bir konudur!
Sizi yeni tanıyan birinden aileniz ya da eşiniz kadar iyi tanımasını beklemek nasıl doğru değilse iş yaşamı ve onun içindeki insanlardan ailenizden beklediğiniz anlayışı göstermelerini istemek doğru olmayacaktır.
 
Aile yaşantımızın dışında insanlarla ilişkimizi düzenleyen zekamızın EQ olarak adlandırılan sosyal zekamız olduğundan daha önce bahsetmiştik. 
 
Günümüzde çalışma ortamında aranan en önemli alan sosyal zekamızdır. Eğer tek başınıza bir ofiste insandan uzak bir iş yapmayacaksanız tabi! Sosyal zeka iletişimimizle doğrudan ilgilidir.
İşte tamda bunun için aile dinamiği bizden farklı olan insanlar için sizin açıklık ve şeffaflık olarak adlandırdığınız doğrudan uyarılar 'laf sokma' bazende 'kıskançlık' olarak etiketlenir. 
 
Siz şeffaf duygu ve düşüncelerle karşı tarafa onun iyiliği için uyarıda bulunsanız dahi o sizi kendi terazisi ile tartar ve kararını verir. Tam terside mümkün tabi! 
 
Sizin samimiyetle destekleyip daha önce yaşadığınız veya bildiğiniz bir durumla ilgili uyarıda bulunduğunuz insanlar yine kendi algı ve yetiştirildikleri aile dinamikleri nedeniyle sizi yalnış anlayabilir. Her iki tarafta iyi niyetli olsa bile burada algı farklılığı niyeti önemsemeyen taraflara sadece duydukları ile davranmaya iter.
 
Herşey bizim duyduğumuz sözlerden ibaret mi? İyi veya kötü niyetli olsun akıl terazisi her zaman doğruyu göstermez ve bizi ön yargıya itebilir. Nasıl bir ailenin çocuğu olduğumuz ve sosyal çevremiz bu kararın en önemli yön belirleyicisi olacaktır.
Belki de bizim incelen parasempatik sistemimiz artık eleştiriyi kabul etmiyordur.
 
Aile ve Çocuk Yetiştirmenin Etkisi!
 
Her iki insan tipinin ortak özelliği kaygılı ebeveynlerdir. Çocukluğu boyunca anne ve babadan biri anlayış bayrağını taşırken, diğer ebeveyn baskıcı ve otoriter anlayışın bayrağını taşır.
Baskıcı ebeveyn aşırı korumacı davranır çünkü ona göre insanlar güvenilmezdir. Hatta insanlar onun herşeyini kıskanır. Nazar korkusu yüksektir. İkinci tür ebeveyn, rahat bakış açısına sahip olduğu için diğeri  ile çoğu zaman ters düşer.
 
Koruma iç güdüsü ile güvensiz benlik algısının temellerini attığını, çocuğun iç dünyasında bir özgüven deliği açtığının farkında değildir. En sonunda çocukları kimseye güvenemez, ailenin kararsız duruşunun ortasında kalır. 
 
Böyle bireylerin kararsızlıkları ise çoğu zaman yalnış kararlar alıp hayatlarında sorunlar yaşamalarına neden olur. Önemli programları erteleme isteği yaygındır. Kendilerini ailelerinin bakış açısıyla algılar ve bilinçaltı bu algı ile bir savunma sistemi geliştirir.
 
'Dünya tehlikeli bir yer. Kendimi korumalıyım. O halde kilo almalıyım!' ya da tam tersi bir algıda geliştirip 'güçlüyüm herşeyi ben halledebilirim' der. Güven probleminin temelide inançlarla örülüdür. 'İnsanlara güven olmaz o zaman arkadaşlarım beni rakip olarak görür' ya da ben işe yaramam kim beni rakip olarak görecek ki (düşük benlik algısı)..vb örnekleri çoğaltabilirsiniz.
 
Esas nokta ise iki tarafında bilinç dışında beynimizin bu inançlara sıkı sıkıya tutunmasıdır. Beynimizin buradaki rolü çok ilginçtir. Bu inançları titreşime dönüştürür ve inancımızı gerçekliğimiz yapar.
 
Bize güvenilmez insanları çeker ve küçücük eleştirileri ile hayatımızı zindana çevirmemiz için destek olur.
Birisi iyi niyetle sizin kötüye gittiğinizi söylese dahi sorduğunuz normal bir soruya (siz onun fikrini merak ettiyseniz ne âla) cevap olarak 'düzeltmeniz gerekenleri söylese bile' meseleyi dile getirdiği an sizi kıskanmakla suçlayabilirsiniz.
 
Belki de karşınızda ki insanın gerçekten niyeti iyidir! 
Eğer burada iç dünyanızda bu düşüncenizin nedenini bulamıyorsanız diğer insanları nasıl gördüğünüze bakın! 
 
Sizce insanlar nasıl? Kim neden size kötü davransın? Eğer çocukluğunuza doğru bir yolculuğa çıkıyor cevapları görebiliyorsanız bilin ki bu ses size ait değil.
 
Eleştirel ebeveyniniz sesi içeride çınlıyorsa Örneğin; siz komşunun çocuğundan daha az başarılıysanız ya da bedeniniz o ebeveynin algısıyla beğenilmeyecek(!) bir bedense, size yöneltilen en küçük eleştiri sizin içinizdeki ailenizin (komşu teyzenin, babaanne, teyze, hala, amca, akranınızın) sesinin sadece bir yansımasıdır.
 
Duyduğunuz ses sizin içinizde bunu her defasında hatırlayın.
Bu arada içinizdeki ebeveynin sesiyle çocuklarınıza konuştuğunuzu fark ettiğiniz anlar oluyorsa o an bir kez daha söylediklerinize nasıl inandırıldığınıza yeniden bakma fırsatının tam zamanı demektir. 
 
Sizde çocuğunuzu zayıflık, korkaklık, başarısızlıkla suçlayınca kendinizi kötü hissediyor olabilirsiniz. 
İnsanız farkında olmadan yıllarca içimize işleyen inandırıldığımız doğrulardan yavaş yavaş kurtulacağız. Unutmayın herkesin hatalarından ders çıkarmak için ikinci bir hakkı vardır.
Şimdi tüm bu olanlar kimin suçu?
 
SUÇLU YADA SUÇ ARAMAYI BIRAKALIM!
 
Yol alabilmek için yolun zorluğu ya da aracın kusurlarına bakmanın modası çoktan
geçti.
Ebeveyninizin sesiyle bir yaşa kadar gelmiş olabilirsiniz ama siz artık bir yetişkinsiniz.
Size kötü bir haberim var artık o ebeveyninizi veya komşu teyzeyi, öğretmeninizi, sınıftaki o çocuğu suçlayamazsınız. Evet bir çok şekilde istismar edilmiş olabilirsiniz ama artık dümene geçmenin vakti geldi.
 
Çünkü artık siz de kendi iç sesinizi düzeltecek, o aracı kullanacak gerekli zihinsel becerilere sahipsiniz. 
Size söylenen o cümlelerin yerini, kendi iç sesiniz ve öz saygınızla değiştirmedikçe insanların size olan bakış açısında birşey değiştiremezsiniz. Çünkü içerideki benlik algınız dışarıda sizin yansımanızın ta kendisi.
 
Testide ne varsa dışına o sızar. 
Sütse süt sızacak. Turşuysa suyu...
 
Rumi'nin sözü ile mühürleyelim.
İnsanlar seni yanlış anladığında dert etme!
Duydukları senin sesin fakat akıllarından geçirdikleri kendi düşünceleridir.
 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396