Kurban Duran- Felsefe/çocuk gelişimi
Köşe Yazarı
Kurban Duran- Felsefe/çocuk gelişimi
 

VARLIK, HİÇLİK VE SORUMLULUKTAN KAÇIŞ

Jean-Paul Sartre, Varlık ve Hiçlik’te insanı rahatlatacak hiçbir kapı aralamaz; tam tersine, okurun yüzüne sert bir hakikati haykırır: İnsan özgürdür ve bu özgürlükten kaçamaz. Ne Tanrı ne de koşullar… Bahaneler, Sartre’a göre insanın kendini kandırma biçimleridir. Önce Varoluş, Sonra Öz Egzistansiyalizm, insanı önce var olan, sonra kendini oluşturan bir varlık olarak tanımlar. Yani Sartre’a göre insan, belirlenmiş bir özle dünyaya gelmez; önce var olur, daha sonra kendi özgür seçimleriyle kendini inşa eder. İşte tam bu noktada hiçlik devreye girer. Sartre’a göre insan, olduğu şeyle yetinmeyen; sürekli kendini aşan, eksik ve tamamlanmamış bir varlıktır. Bu eksiklik, ona göre özgürlüğün de kendisidir. Çünkü varoluşçulara göre insan “olan” değil, “olmakta olan” bir varlıktır. Buradaki “olmaktalık”, onu tam anlamıyla determinizmden ya da fatalizmden kurtarır. Özgürlüğün Ağır Yükü: Kötü Niyet Ancak özgürlük ağır bir yüktür; bütün semavi dinlerde olduğu gibi, insana tam sorumluluk yükler. İşte burada Sartre’ın “kötü niyet” dediği şey ortaya çıkar: İnsan özgür olduğunu bildiği halde, sanki başka türlü davranamazmış gibi davranır. “Elimde değildi” “Sistem böyle” “Herkes böyle yapıyor Bu cümleler modern insanın en sık kullandığı kaçış yollarıdır. Bu kaçış, onu determinizme tabi kılmaz. Bugün birey, hiç olmadığı kadar özgür olduğunu söylerken, aynı zamanda başkalarının kararlarına teslim olmuş durumdadır ya da onların etkisi altındadır. Dünden Bugüne Değişmeyen Kaçış Sartre’ın dönemi ile bugün arasında ne değişmiş derseniz, galiba hiçbir şey değişmemiştir. İnsan, sorumluluğu başkasına devrederek rahatlamaya çalışıyor. Günümüzde birçok tarikat ve cemaatin müritleri bunun en belirgin örneklerinden biri olabilir. Nihai olarak Sartre’ın Varlık ve Hiçlik’i bize şunu hatırlatır: Hayatın anlamı, dışarıda bir yerde bizi beklemez; anlamı, özgür irademizle her gün aldığımız kararlarla inşa ederiz. Kaçtığımız ya da kabullenmediğimiz her sorumluluk, aslında kendimizden kaçıştır. İnsan kendinden kaçtıkça hiçliğe saplanır. Modern insana sormamız gereken asıl soru şudur belki de: Özgürlüğün bedelini ödemeye hazır mısın, yoksa iyi niyetli bir yalanla yaşamaya mı? 
Ekleme Tarihi: 07 Şubat 2026 -Cumartesi

VARLIK, HİÇLİK VE SORUMLULUKTAN KAÇIŞ

Jean-Paul Sartre, Varlık ve Hiçlik’te insanı rahatlatacak hiçbir kapı aralamaz; tam tersine, okurun yüzüne sert bir hakikati haykırır: İnsan özgürdür ve bu özgürlükten kaçamaz. Ne Tanrı ne de koşullar… Bahaneler, Sartre’a göre insanın kendini kandırma biçimleridir.

Önce Varoluş, Sonra Öz

Egzistansiyalizm, insanı önce var olan, sonra kendini oluşturan bir varlık olarak tanımlar. Yani Sartre’a göre insan, belirlenmiş bir özle dünyaya gelmez; önce var olur, daha sonra kendi özgür seçimleriyle kendini inşa eder. İşte tam bu noktada hiçlik devreye girer.

Sartre’a göre insan, olduğu şeyle yetinmeyen; sürekli kendini aşan, eksik ve tamamlanmamış bir varlıktır. Bu eksiklik, ona göre özgürlüğün de kendisidir. Çünkü varoluşçulara göre insan “olan” değil, “olmakta olan” bir varlıktır. Buradaki “olmaktalık”, onu tam anlamıyla determinizmden ya da fatalizmden kurtarır.

Özgürlüğün Ağır Yükü: Kötü Niyet

Ancak özgürlük ağır bir yüktür; bütün semavi dinlerde olduğu gibi, insana tam sorumluluk yükler. İşte burada Sartre’ın “kötü niyet” dediği şey ortaya çıkar: İnsan özgür olduğunu bildiği halde, sanki başka türlü davranamazmış gibi davranır.

  • “Elimde değildi”

  • “Sistem böyle”

  • “Herkes böyle yapıyor

Bu cümleler modern insanın en sık kullandığı kaçış yollarıdır. Bu kaçış, onu determinizme tabi kılmaz. Bugün birey, hiç olmadığı kadar özgür olduğunu söylerken, aynı zamanda başkalarının kararlarına teslim olmuş durumdadır ya da onların etkisi altındadır.

Dünden Bugüne Değişmeyen Kaçış

Sartre’ın dönemi ile bugün arasında ne değişmiş derseniz, galiba hiçbir şey değişmemiştir. İnsan, sorumluluğu başkasına devrederek rahatlamaya çalışıyor. Günümüzde birçok tarikat ve cemaatin müritleri bunun en belirgin örneklerinden biri olabilir.

Nihai olarak Sartre’ın Varlık ve Hiçlik’i bize şunu hatırlatır: Hayatın anlamı, dışarıda bir yerde bizi beklemez; anlamı, özgür irademizle her gün aldığımız kararlarla inşa ederiz. Kaçtığımız ya da kabullenmediğimiz her sorumluluk, aslında kendimizden kaçıştır. İnsan kendinden kaçtıkça hiçliğe saplanır.

Modern insana sormamız gereken asıl soru şudur belki de: Özgürlüğün bedelini ödemeye hazır mısın, yoksa iyi niyetli bir yalanla yaşamaya mı? 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396