İyi niyetle sizi düzeltmek için yapılan eleştirilere alınganlık göstermek. Sizin elinizde değil mi?
Gereken durumlarda tepki verememiş insanların veremedikleri bu tepkiler büyür ve bir duygu çığına dönüşür.
Özgüven eksikliği karşısındaki insanın daha önce kendisini aşağılayan birine benzettiği zamanlarda daha çok tetiklenir.
Seninde etrafında böyle insanlar var mı?
Çalıştığı yerde başarız olduklarında başarılı olan kişiyi yöneticiye yakın olmakla, eğitim hayatında kendisinden daha başarılı olmuş birinin başarısını şansa bağlarlar. Hatta eşit imkanlara sahip olmadıkları en iyi bahaneleridir. O kişinin hayatında ki zorlukları bilmez ezbere konuşurlar. Başkalarının yeteneklerini kabul etmek onlar için büyük bir yenilgidir.
Eleştiriye açık olmadıkları gibi eleştiren kişiyi kötü niyet ile suçlarlar. Samimi ilişkilerinizde bu genelde yakınlığın incitmemesinin güvenini taşır. Evlilik ve kardeş ilişkileri gibi yakın ilişkilerde eleştiriyi kabul etmek kolaydır. Mesela sizi en iyi tanıyan birlikte büyüdüğünüz kardeşinizin sizi çok iyi tanıdığı için bazen bu sınırı zorlaması sorun olmazken, bazı ebeynlerin sizi sıklıkla kıyaslayan bir tavır sergilemesi kardeşle bile yakın ilişkilerde eleştiriyi kabul etmeyi zorlaştırır.
sizde olduğu yerlerde; aile içinde, kendi evinizde size yakın bir grup ya da topluluk içinde zayıf yanlarını , aranızda olan sırları açık etmekten çekinmezsiniz. Bunu eş ya da kardeş yaptığında belli bir yere kadar tolerans gösterirsiniz. Gösterdiğiniz bu toleransdan karşı tarafta emindir. Bu toleransın zayıfladığı en kritik yer ebeynlerin yanında sıradan bir davranışın eleştirildiği anlardır.
Dışarıdan gördüğün yabancı insanlar için ise bu tolerans seviyemiz en düşük düzeyde olacaktır. En yakınlarının bu denli eleştirdiği birinin sağlıklı sınırlar oluşturması da kolay olmayacaktır. Farkındalık sahibi olun olmayın yabancı birisi kardeşiniz gibi sizi eleştirecek olursa o insana tavrınız nettir. Eğer daha esnekse oda bambaşka bir konu!
Sizi yeni tanıyan birinden aileniz ya da eşiniz kadar iyi tanımasını beklemek nasıl doğru değilse iş yaşamı ve onun içindeki insanlardan ailenizden beklediğiniz anlayışı göstermelerini istemek doğru olmayacaktır.
Aile yaşantımızın dışında insanlarla ilişkimizi düzenleyen yanımızın EQ olarak adlandırılan sosyal zekamız olduğundan daha önce bahsetmiştik.
Günümüzde çalışma ortamında aranan en önemli özelliktir. Eğer tek başınıza bir ofiste insandan uzak bir iş yapmatacaksanız tabi.
İşte tamda bunun için aile dinamiği bizden farklı olan insanlar için sizin açıklık ve şeffaflık olarak adlandırdığınız doğrudan uyarılar 'laf sokma' bazende 'kıskançlık' olarak etiketlenir. Siz şeffaf duygu ve düşüncelerle karşı tarafa onun iyiliği için uyarıda bulunsanız dahi o sizi kendi terazisi ile tartar ve kararını verir. Tam terside mümkün tabi!
Sizin samimiyetle destekleyip daha önce yaşadığınız veya bildiğiniz bir durumla ilgili uyarıda bulunduğunuz insanlar yine kendi algı ve yetiştirildikleri aile dinamikleri nedeniyle sizi yalnış anlayabilir. Her iki tarafta iyi niyetli olsa bile burada algı farklılığı niyeti önemsemeyen taraflara sadece duydukları ile davranmaya iter.
Aile ve Çocuk Yetiştirmenin Etkisi!
Her iki insan tipinin ortak özelliği kaygılı ebeynlerdir. Çocukluğu boyunca bir ebeyn anlayış bayrağını taşırken diğer ebeyn baskıcı ve otiret ebeyn bayrağını taşır.
Baskıcı ebeyn aşırı korumacı davranır çünkü ona göre insanlar güvenilmezdir. Hatta insanlar onun herşeyini kıskanır korkusu yüksektir. Bu ebeyn, rahat bakış açısına sahip ebeyn ile çoğu zaman ters düşer.
Koruma iç güdüsü ile güvensiz benlik algısının temellerini attığını, çocuğun iç dünyasında bir özgüven deliği açtığının farkında değildir.
Bu ebeynlerin çocukları kimseye güvenemez, ailesinin kararsız duruşunun ortasında kalır. Kararsızlık çoğu zaman yalnış kararlar hayatlarında sorunlara yol açar. Önemli programları erteleme isteği yaygındır. Kendini ailesinin bakış açısıyla algılar ve bilinçaltı bu algı ile bir savunma sistemi geliştirir.
'Dünya tehlikeli bir yer. Kendimi korumalıyım. O halde kilo almalıyım!' ya da tam tersi bir algıda geliştirip 'güçlüyüm herşeyi ben halledebilirim' der. Güven probleminin temelide inançlarla örülüdür. 'İnsanlara güven olmaz o zaman arkadaşlarım beni rakip olarak görür' ...vb örnekleri çoğaltabilirsiniz.
Esas nokta ise iki tarafında bilinç dışında bilinçaltlarının bu inançlara sıkı sıkıya tutunmasıdır. Beynimizin buradaki rolü çok ilginçtir. Bu inançları titreşime dönüştürür ve inancımızı gerçekliğimiz yapar. Bize güvenilmez insanları çeker ve küçücük eleştirileri ile hayatımızı zindana çevirmemiz için destek olur.
Birisi iyi niyetle sizin kötüye gittiğinizi söylese, sorduğunuz normal bir soruya cevap olarak 'düzeltmeniz gerekenleri söylese bile' meseleyi dile getirdiği an sizi kıskanmakla suçlayabilirsiniz. Çoğu zaman karşınızda ki insanın gerçekten niyeti iyidir! Eğer bu durumun iç dünyanızda nedenini bulamıyorsanız diğer insanları nasıl gördüğünüze bakın!
Sizce insanlar nasıl? Kim neden size kötü davransın? Eğer çocukluğunuza doğru bir yolculuğa çıkıyor cevapları görebiliyorsanız bilin ki bu ses size ait değil.
Eleştirel ebeynin sesi, o ses içeride çınlıyor! Örneğin; siz komşunun çocuğundan daha az başarılıysanız ya da bedeniniz o ebeynin algısıyla beğenilmeyecek(!) bir bedense, size yöneltilen en küçük eleştiri sizin içinizde o ebeynin veya komşu teyzenin, babaanne, teyze, hala, amca, arkadaşınızın sesinin sadece şimdiki zamanda bir yansıması!
Duyduğunuz ses sizin içinizde bunu her defasında hatırlayın.
PEKİ ÇÖZÜMÜ NE?
Ebeyniniz sesiyle bir yaşa kadar gelmiş olabilirsiniz ama siz artık bir yetişkinsiniz.
Size kötü bir haberim var artık o ebeyninizi veya komşu teyzeyi, öğretmeninizi, sınıftaki o çocuğu suçlayamazsınız.
Çünkü artık siz de kendi iç sesinizi düzeltecek gerekli zihinsel becerilere sahipsiniz.
Size söylenen o cümlelerin yerini kendi iç sesiniz ve öz saygınızla değiştirmedikçe insanların size olan bakış açısına birşey yapamazsınız. Çünkü içerideki benlik algınız dışarıda sizin yansımanızın ta kendisi.
Rumi'nin sözü ile mühürleyelim.
İnsanlar seni yalnış anladığında dert etme!
Duydukları senin sesin fakat aklından geçirdikleri kendi düşünceleridir.