Emine ŞENTÜRK CAN  - Uzman Aile Danışmanı | Çocuk Gelişimci
Köşe Yazarı
Emine ŞENTÜRK CAN - Uzman Aile Danışmanı | Çocuk Gelişimci
 

İLİŞKİLERDE HAKLILIK SARHOŞLUĞU: HEYBEDEKİ TAŞLAR VE GÖRÜNMEZ DUVARLAR

İkili ilişkilerde en sık rastlanan iletişim tuzaklarından biri, güncel bir sorunu çözmeye çalışırken aslında geçmişin yükü altında ezilmektir. Çoğu zaman masada duran mesele sadece bir tetikleyicidir; asıl gürültüyü koparan ise ruhsal heybelerde biriktirilen ve tartışma anında ortaya dökülen o ağır taşlardır. Ancak bu madalyonun iki yüzü vardır: Taşları dökenin haklılık hırsı ve o taşların altında kalan tarafın ördüğü savunma duvarları. Geçmişin İstilası ve Karşı Tarafın PenceresiLiteratürde "Kitchen Sinking" (Mutfak Lavabosu) olarak tanımlanan durum; bir tartışma esnasında mevcut konuyla ilgisiz tüm geçmiş kırgınlıkların ortaya dökülmesini ifade eder. Kişi, o anki çatışmada kendini savunmasız hissettiği anda zihnindeki "hata arşivine" sığınır ve "Bak, geçmişte de böyle yapmıştın!" diyerek haklılığını tescil etmeye çalışır. Peki, bu taşlar karşı tarafa ulaştığında ne olur? Karşı pencereden bakıldığında, kişi kendini sürekli bir "mahkeme salonunda" ve müebbet bir suçluluk hissiyle baş başa bulur. Geçmişin sürekli bir silah gibi kullanılması, partnerde "savunmacılık" (defensiveness) geliştirir. Bir süre sonra karşı taraf dinlemeyi bırakır; çünkü ne söylerse söylesin, beş yıl önceki bir hatanın gölgesinden kurtulamayacağını anlar. Bu durum, partnerin duygusal olarak kendini kapatmasına, yani bir "duygusal tıkanma" (stonewalling) yaşamasına neden olur. Zeigarnik Etkisi ve Bedensel SemptomlarNeden bu yükleri taşımaktan vazgeçemiyoruz? Psikolog Bluma Zeigarnik’in teorisine göre beyin; onarılmamış ve yarım bırakılmış meseleleri asla kapatmaz. Eğer bir kırgınlık gerçek anlamda helalleşme ile sonuçlanmadıysa, o duygu zihinde "açık bir dosya" olarak bekler.Bu birikmişlik sadece ruhsal bir yorgunluk değil, fiziksel bir yıkım da getirir. Tartışma anlarında yaşanan boğazdaki düğümlenme, vücuttaki gerilmeler ve kronik tükenmişlik hissi; bedenin bu ağır yük altında verdiği birer imdat çağrısıdır. Bir taraf taşları dökerken yaşadığı o doyumlu "haklılık sarhoşluğu" ile bedel öderken; diğer taraf sürekli yargılanmanın getirdiği "duygusal felç" ile sarsılır. Sonuçta her iki taraf da aynı ızdırapta buluşur. Dönüşüm: "Kanıt" Yerine "Köprü" KurmakBir aile danışmanı olarak önerim; tartışma anında "arşiv memurluğunu" bırakıp karşılıklı "duygu rehberliğine" geçmektir. Geçmiş, bir cezalandırma aracı değil, bir karakter rehberi olmalıdır. •"Sen zaten hep böylesin..." demek yerine; • "Bu durum bende şu an geçmişteki benzer bir yarayı sızlatıyor, gel bu yükü heybemize eklemek yerine beraber çözelim" diyebilmek asıl zaferdir. Karşı tarafın penceresini fark etmek; onun da kendini savunma ihtiyacını, korkusunu ve belki de o ağır taşların altında ezilme hissini anlamayı gerektirir. Siz elinizdeki taşı yere bıraktığınızda, karşı taraf da ördüğü duvarı yıkmak için bir alan bulacaktır. Haklılığın sarhoşluğunu yaşayıp günü kazanabilirsiniz ama neticede her iki taraf da birbirinden biraz daha eksilir. Heybenizdeki taşlar arttıkça, partnerinize ulaşacak yollar kapanır. Unutulmamalıdır ki; sağlıklı bir birliktelik hiç tartışmamak değil, tartışırken karşı tarafın penceresine taş fırlatmak yerine o pencereden içeriye bir zeytin dalı uzatabilmektir. Heybenizi boşaltmak, sadece ilişkinizi değil, kendi ruhunuzu ve bedeninizi de özgürleştirecek olan en büyük onarımdır.

İLİŞKİLERDE HAKLILIK SARHOŞLUĞU: HEYBEDEKİ TAŞLAR VE GÖRÜNMEZ DUVARLAR

İkili ilişkilerde en sık rastlanan iletişim tuzaklarından biri, güncel bir sorunu çözmeye çalışırken aslında geçmişin yükü altında ezilmektir.

Çoğu zaman masada duran mesele sadece bir tetikleyicidir; asıl gürültüyü koparan ise ruhsal heybelerde biriktirilen ve tartışma anında ortaya dökülen o ağır taşlardır.

Ancak bu madalyonun iki yüzü vardır: Taşları dökenin haklılık hırsı ve o taşların altında kalan tarafın ördüğü savunma duvarları.

Geçmişin İstilası ve Karşı Tarafın PenceresiLiteratürde "Kitchen Sinking" (Mutfak Lavabosu) olarak tanımlanan durum; bir tartışma esnasında mevcut konuyla ilgisiz tüm geçmiş kırgınlıkların ortaya dökülmesini ifade eder.

Kişi, o anki çatışmada kendini savunmasız hissettiği anda zihnindeki "hata arşivine" sığınır ve "Bak, geçmişte de böyle yapmıştın!" diyerek haklılığını tescil etmeye çalışır.

Peki, bu taşlar karşı tarafa ulaştığında ne olur?

Karşı pencereden bakıldığında, kişi kendini sürekli bir "mahkeme salonunda" ve müebbet bir suçluluk hissiyle baş başa bulur.

Geçmişin sürekli bir silah gibi kullanılması, partnerde "savunmacılık" (defensiveness) geliştirir. Bir süre sonra karşı taraf dinlemeyi bırakır; çünkü ne söylerse söylesin, beş yıl önceki bir hatanın gölgesinden kurtulamayacağını anlar.

Bu durum, partnerin duygusal olarak kendini kapatmasına, yani bir "duygusal tıkanma" (stonewalling) yaşamasına neden olur.

Zeigarnik Etkisi ve Bedensel SemptomlarNeden bu yükleri taşımaktan vazgeçemiyoruz?

Psikolog Bluma Zeigarnik’in teorisine göre beyin; onarılmamış ve yarım bırakılmış meseleleri asla kapatmaz.

Eğer bir kırgınlık gerçek anlamda helalleşme ile sonuçlanmadıysa, o duygu zihinde "açık bir dosya" olarak bekler.Bu birikmişlik sadece ruhsal bir yorgunluk değil, fiziksel bir yıkım da getirir.

Tartışma anlarında yaşanan boğazdaki düğümlenme, vücuttaki gerilmeler ve kronik tükenmişlik hissi; bedenin bu ağır yük altında verdiği birer imdat çağrısıdır.

Bir taraf taşları dökerken yaşadığı o doyumlu "haklılık sarhoşluğu" ile bedel öderken; diğer taraf sürekli yargılanmanın getirdiği "duygusal felç" ile sarsılır. Sonuçta her iki taraf da aynı ızdırapta buluşur.

Dönüşüm: "Kanıt" Yerine "Köprü" KurmakBir aile danışmanı olarak önerim; tartışma anında "arşiv memurluğunu" bırakıp karşılıklı "duygu rehberliğine" geçmektir.

Geçmiş, bir cezalandırma aracı değil, bir karakter rehberi olmalıdır.

"Sen zaten hep böylesin..." demek yerine;

• "Bu durum bende şu an geçmişteki benzer bir yarayı sızlatıyor, gel bu yükü heybemize eklemek yerine beraber çözelim" diyebilmek asıl zaferdir.

Karşı tarafın penceresini fark etmek; onun da kendini savunma ihtiyacını, korkusunu ve belki de o ağır taşların altında ezilme hissini anlamayı gerektirir.

Siz elinizdeki taşı yere bıraktığınızda, karşı taraf da ördüğü duvarı yıkmak için bir alan bulacaktır.

Haklılığın sarhoşluğunu yaşayıp günü kazanabilirsiniz ama neticede her iki taraf da birbirinden biraz daha eksilir.

Heybenizdeki taşlar arttıkça, partnerinize ulaşacak yollar kapanır.

Unutulmamalıdır ki; sağlıklı bir birliktelik hiç tartışmamak değil, tartışırken karşı tarafın penceresine taş fırlatmak yerine o pencereden içeriye bir zeytin dalı uzatabilmektir.

Heybenizi boşaltmak, sadece ilişkinizi değil, kendi ruhunuzu ve bedeninizi de özgürleştirecek olan en büyük onarımdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.