Bazı çocuklar konuşmaz. Anlatmaz. Şikâyet etmez ama bedenleri anlatır. Tırnaklar yenir, karın ağrır, uyku bölünür, öfke birikir ya da çocuk herkese fazlasıyla uyum sağlar.
Yetişkin dünyası bu belirtileri çoğu zaman tek bir yerden okur: "Çocukta bir sorun var".
Oysa çocukluk üzerine yapılan bilimsel çalışmalar bize şunu hatırlatır: Çocuk, içinde yaşadığı aile sisteminden bağımsız düşünülemez. Çocuk, yalnızca kendi duygularını değil, ailesinin duygusal iklimini de taşır.

Söylenmeyen kaygıları, bastırılan endişeleri, yüksek sesle dile getirilmeyen korkuları hisseder. Ve henüz kelimelerle ifade edemediği bu yükü, çoğu zaman bedeniyle anlatır.
Aile Sistemleri ve Kaygı Akışı
Aile sistemleri kuramına göre kaygı bireysel bir duygu değildir; sistem içinde dolaşır. Ebeveynler kendi kaygılarını düzenleyemediklerinde, bu kaygı farkında olmadan çocuğa doğru akabilir.
Çocuk bunu bilinçli olarak "üstlenmez", ama gelişimsel olarak bu yükü taşıyabilecek tek alan bedeni olur.
Bu noktada sıkça duyulan bir cümle vardır: "Biz çocuğumuz için her şeyi yapıyoruz". Bu cümle genellikle sevgiyle kurulur. Ancak içeriği sorgulanmadığında, çocuğun dünyasında bambaşka bir anlam kazanabilir.
Eğer "her şey yapmak"; çocuğun yerine sürekli düşünmek, riskleri fazlasıyla ortadan kaldırmak, hata yapmasına alan tanımamak anlamına geliyorsa, çocuk şu mesajı alır: "Ben tek başıma yeterli değilim. Dünya güvenli değil".
İlgi ve Duygusal Temas Ayrımı
Bilimsel çalışmalar, yüksek ebeveyn kaygısı ve aşırı kontrolün çocuklarda içsel güven duygusunu zayıflattığını gösteriyor. Çocuk, dış dünyaya değil; ebeveynin kaygısına göre konumlanmaya başlıyor. Bu da duyguların serbestçe yaşanmasını değil, bastırılmasını beraberinde getiriyor. İşte tam burada önemli bir ayrım ortaya çıkıyor: İlgi ile duygusal temas aynı şey değildir.
İlgi: İhtiyaçların karşılanmasıyla ilgilidir.
Duygusal Temas: Çocuğun hissettiklerinin görülmesi, adlandırılması ve tolere edilmesidir.
Her ihtiyacın hızla karşılandığı ama duyguların konuşulmadığı ailelerde çocuk, kaygıyla baş etmeyi öğrenemez. Bu durumda beden devreye girer ve düzenleyici bir rol üstlenir.
Bedensel Tepkilerin Dili
Bu belirtilerin hiçbiri "bozukluk" değildir; aksine çocuğun sistem içinde ayakta kalma stratejileridir:
Tırnak yeme: İçsel gerilimi azaltma çabasıdır.
Karın ağrıları: Ayrışma ve güvenle ilgili stresin bedensel ifadesidir.
Uyku problemleri: Gündüz bastırılan duyguların gece ortaya çıkmasıdır.
Aşırı uyum: Aile içi dengeyi koruma girişimidir.
Yeni Bir Bakış Açısı
Araştırmalar bize net bir şey söylüyor: Çocuğun iyilik hâli, ebeveynin yaptığı fedakârlık miktarıyla değil, kendi kaygısını nasıl yönettiğiyle doğrudan ilişkilidir. Çocuk, ailesi kaygılandığında bile duygusal olarak ayakta kalabildiğini hissettiğinde rahatlar. Bu his oluştuğunda, bedenin anlatmasına gerek kalmaz.
Belki de soruyu değiştirme zamanı gelmiştir. "Bu çocukta ne var?" yerine "Bu ailede hangi duygu yer bulamıyor?" diye sormak gerekir. Çünkü bazı çocuklar hasta değildir; sadece ailenin taşıyamadığı kaygıyı, kendi bedenlerinde tutuyorlardır.
EMİNE ŞENTÜRK CAN
Aile Danışmanı - Çocuk Gelişimci
#BowenAileSistemleri #AileSistemleriKuramı #aile #çocuk