Sorun yaşamak değil, sorunları konuşmamak ilişkileri yıpratır.İlişkilerde en çok gözden kaçan gerçeklerden biri şudur: Bir ilişkiyi bitiren şey çoğu zaman yaşanan ilişki sorunları değil, bu sorunların konuşulamamasıdır.
Sorun yaşamak değil, sorunları konuşmamak ilişkileri yıpratır. Bir noktadan sonra kelimeler azalır, cümleler kısalır, bakışlar yarım kalır. İlişki hâlâ sürüyor olabilir ama duygusal bağ çoktan zayıflamıştır.
Çoğu ilişki bağırarak değil, sessizleşerek çözülür. Bu sessizlik ise huzurun değil, konuşulamayanların işaretidir. İletişim eksikliği, birçok ilişkinin görünmez kırılma noktasıdır.
Bizde sorun konuşmak çoğu zaman kavga etmekle karıştırılır. Oysa konuşmak; suçlamak değil, teması korumaya çalışmaktır.
Haklı çıkmak değil, birbirine ulaşabilmektir. Sağlıklı bir ilişkide çözüm, ses yükseltmekte değil; karşındakini bir rakip gibi değil, bir insan gibi görebilmekte başlar. Bu da sağlıklı iletişim becerisigerektirir.Dünyada çift ilişkileri üzerine yapılan araştırmalar, sorunları konuşabilmenin ilişkinin sağlıklı olduğunun göstergesi olduğunu vurgular.
Tartışma, ilişkinin düşmanı değil; bağın hâlâ canlı olduğuna dair bir işarettir. Bu nedenle birçok çift, ilişki tamamen kopma noktasına gelmeden çift terapisi veya aile danışmanlığı desteği alır.Bizde ise susmak çoğu zaman olgunluk ve fedakârlık olarak görülür. “Üzerine gitmeyelim”, “tartışma çıkmasın”, “zamanla geçer” gibi cümleler, ilişkide koruyucu bir kalkan gibi kullanılır.
Oysa bu kalkan çoğu zaman sadece sorunu erteler. İnsanlar çoğu zaman konuşmadıkları için değil, konuşmayı güvenli hissetmedikleri için susar. Bu da ilişki kopuşu sürecini hızlandırır.Birçok ilişkide kelimeler vardır ama temas yoktur. Çünkü iletişim kurmak, konuşmayı bilmekle aynı şey değildir. Konuşmayı bilmek; duyguyu suçlamaya dönüştürmeden ifade edebilmek, savunmaya geçmeden dinleyebilmek ve aynı fikirde olunmasa bile aynı ilişkide kalabilmektir.
Bu, duygusal iletişim becerisinin temelidir.Aile ve çift danışmanlığı sürecinde sıkça görülen tablo şudur: İlişkiyi zorlayan esas mesele yaşanan sorunlar değil, bu sorunların nasıl ve ne zaman konuşulduğudur. Birçok çift, büyük kavgalar nedeniyle değil, “artık konuşamıyoruz” duygusuyla başvurur.Danışmanlık sürecinin amacı, kimin haklı olduğunu bulmak değildir.
Amaç, ilişkide yeniden konuşulabilir ve güvenli bir alan açabilmektir. Çünkü ilişkiyi onaran şey kusursuz iletişim değil; birbirini insan olarak görebilme cesaretidir.06İlişkiler sorun çıktığında değil, sorunlar konuşulamadığında zayıflar.
Bu yüzden belki de asıl soru şudur: “Hiç sorun yaşamadık mı?” değil, “Bu sorunları konuşabileceğimiz bir alanımız var mıydı?”Çünkü ilişkiler çoğu zaman sessizlikle değil, konuşmaya cesaret edildiği yerde onarılır.