Sena Öztaş Stajyer Psikolog
Köşe Yazarı
Sena Öztaş Stajyer Psikolog
 

Aileden Taşınan Yükler

Bazı insanlar hayata koşmaya başlar. Bazılarıysa daha ilk bakım sırasında çevreyi kollamayı öğrenir. Çünkü evde büyürken, her adımın bir sonucu fark görülüyor. Sesin yükselmesi bir kavga demektir. Bazen sessizlik daha tehlikelidir. Aile çoğu zaman sevgiyle anılır. Oysa psikolojide aile, yalnızca bağlanmış bir yer değil; yeteneklerin inşa edildiği ilk sistemdir. Burada öğrenilenler sözle değil, atmosferle aktarılır. Kim ne zaman susar, kim kime alan açar, kim ne temiz kalır… Çocuk bunları ezberlemez; içine alır ve tutar. Ve yükler böyle taşınmaya başlar. Bazı çocuklar erken büyür. Çünkü evde birinin dengede kalması gerekir. Bazıları sürekli iyi anlaşır. Çünkü çatışma güvenli değildir. Bazıları görülebilir olur. Çünkü dikkat çeken bedeli öder. Bu çocuklar “sorun çıkmasın” diye övülür. Oysa sorunu çıkarmak, çoğu zaman kendinden vazgeçmeyi öğrenmek demektir. Yetişkin olduklarında neden bu kadar yorulduklarını anlamazlar. Herkesin “güçlü” der. Dayanıklı, dayanıklı, anlayışlı… Ama kimse şunu sormaz: Bu gücün bedeli nedir? Aileden taşınan yükler genellikle duygusal sorumluluklardır. Annenin kesintisini hissetme, babanın yokluğunu halihazırda sezmek, evin havasını kontrol etmek… Çocuğa ait olmayan davranışlar, zamanlı refleks haline gelir. İnsan yetişkin olduğunda bile bir tükenme enerjisini ilk o okur. Rahatsızlığın ilk o fark eder. Uyum sağlaması gerekenin yine kendisi olduğuna inanır. İlişkilerde aynı senaryo tekrar eder. Sevilmek için veren, Kaybetmemek için susan, Huzur adına kendini geri almak… Ve bir insanın yerinde şunu fark eder: Hayatımda hep başkaları var, ama ben yokum. Bu yükler çoğu zaman sevgiyle aktarılır. Kimsenin yanındayken ağırlığı yüklemez. Ama niyetim, sonuçları değiştirmez. İyi niyetli uzunlukta de yaralar bırakılabilir. Çünkü yara, kasıtla değil; bunların görülmemesiyle oluşur İyileşmek ailesini suçlamak değildir. İyileşmek, aileyi olduğu yere koyabilmektir. Ne yüceltmek, ne yerin sisteme dahil etmek. Bazı yükler geçmişe aittir. Ama taşınmaya devam ediyorsa, artık bugünün meselesidir. Gerçek büyüme, “Ben bunu artık sürdürmek istemiyorum” diyebildiğin yerde başlar. Herkesin kendi ağırlığını taşımalı. Çocukların eksik kalan yanlarını tamamlamak zorunda değildir. Belki de özgürlük, evden çıkarılanları yeniden gözden geçirmeye başlar. Hangisi sana ait, hangisi değil? Ve cesaret… Bazı yükleri sevmekten değil, bırakmaktan geçer. Evden alınan her şey, ömür boyu taşınmak zorunda değildir…
Ekleme Tarihi: 09 Şubat 2026 -Pazartesi

Aileden Taşınan Yükler

Bazı insanlar hayata koşmaya başlar.

Bazılarıysa daha ilk bakım sırasında çevreyi kollamayı öğrenir. Çünkü evde büyürken, her adımın bir sonucu fark görülüyor. Sesin yükselmesi bir kavga demektir. Bazen sessizlik daha tehlikelidir.

Aile çoğu zaman sevgiyle anılır. Oysa psikolojide aile, yalnızca bağlanmış bir yer değil; yeteneklerin inşa edildiği ilk sistemdir. Burada öğrenilenler sözle değil, atmosferle aktarılır. Kim ne zaman susar, kim kime alan açar, kim ne temiz kalır… Çocuk bunları ezberlemez; içine alır ve tutar.

Ve yükler böyle taşınmaya başlar.

Bazı çocuklar erken büyür. Çünkü evde birinin dengede kalması gerekir.

Bazıları sürekli iyi anlaşır. Çünkü çatışma güvenli değildir.

Bazıları görülebilir olur. Çünkü dikkat çeken bedeli öder.

Bu çocuklar “sorun çıkmasın” diye övülür.

Oysa sorunu çıkarmak, çoğu zaman kendinden vazgeçmeyi öğrenmek demektir.

Yetişkin olduklarında neden bu kadar yorulduklarını anlamazlar. Herkesin “güçlü” der. Dayanıklı, dayanıklı, anlayışlı… Ama kimse şunu sormaz: Bu gücün bedeli nedir?

Aileden taşınan yükler genellikle duygusal sorumluluklardır. Annenin kesintisini hissetme, babanın yokluğunu halihazırda sezmek, evin havasını kontrol etmek… Çocuğa ait olmayan davranışlar, zamanlı refleks haline gelir. İnsan yetişkin olduğunda bile bir tükenme enerjisini ilk o okur. Rahatsızlığın ilk o fark eder. Uyum sağlaması gerekenin yine kendisi olduğuna inanır.

İlişkilerde aynı senaryo tekrar eder.

Sevilmek için veren,

Kaybetmemek için susan,

Huzur adına kendini geri almak…

Ve bir insanın yerinde şunu fark eder:

Hayatımda hep başkaları var, ama ben yokum.

Bu yükler çoğu zaman sevgiyle aktarılır. Kimsenin yanındayken ağırlığı yüklemez. Ama niyetim, sonuçları değiştirmez. İyi niyetli uzunlukta de yaralar bırakılabilir. Çünkü yara, kasıtla değil; bunların görülmemesiyle oluşur

İyileşmek ailesini suçlamak değildir.

İyileşmek, aileyi olduğu yere koyabilmektir.

Ne yüceltmek, ne yerin sisteme dahil etmek.

Bazı yükler geçmişe aittir.

Ama taşınmaya devam ediyorsa, artık bugünün meselesidir.

Gerçek büyüme, “Ben bunu artık sürdürmek istemiyorum” diyebildiğin yerde başlar.

Herkesin kendi ağırlığını taşımalı.

Çocukların eksik kalan yanlarını tamamlamak zorunda değildir.

Belki de özgürlük, evden çıkarılanları yeniden gözden geçirmeye başlar.

Hangisi sana ait, hangisi değil?

Ve cesaret…

Bazı yükleri sevmekten değil, bırakmaktan geçer.

Evden alınan her şey, ömür boyu taşınmak zorunda değildir…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396