“Şiddeti büyüten suskunluktur; kurbanı ise bazen tek bir cümle kurtarır.”
Görmezden Gelinen İşaretler, Büyüyen Riskler
Şiddet hiçbir zaman bir anda ortaya çıkmaz. Her zaman küçük işaretler, susturulmuş sinyaller ve insanların görmezden gelmeyi seçtiği belirtiler vardır.
Bir bakış, bir söz, bir geri çekilme… Bunların her biri çoğu zaman daha büyük bir fırtınanın habercisidir. Ancak toplum olarak çoğunlukla “aile içindeki mesele”, “olur böyle şeyler” gibi ifadelerle problemi küçültmeye meyilliyiz. Oysa görmezden gelinen her işaret, şiddetin bir sonraki aşamasına zemin hazırlar.
Psikolog Olarak Gördüğüm Gerçek
Psikolog olarak her gün şunu görüyorum: İnsanların hayatını altüst eden travmalar çoğu zaman yalnızca bir cümle ile başlıyor —
“Zaten kimse bana inanmaz.”
Bu cümle, kurbanın kendi sesini nasıl susturduğunun en ağır göstergesidir. İnanılmayacağını düşünen biri, yardım istemeyi de risk olarak görür. Bu da şiddetin daha uzun, daha görünmez ve daha yıkıcı şekilde devam etmesine neden olur.
Asıl Problem: Tepkisizlik
Toplumumuzda en büyük sorun çoğu zaman şiddetin kendisi değil, ona gösterilmeyen tepkidir.
Bir kapı aralığından duyulan tartışma, vücudundaki morlukları saklamaya çalışan biri, sürekli tedirgin davranan bir kadın ya da çocuk…
Bunların tamamı bize bir şey anlatır. Ancak çoğu zaman ya görmezden gelinir ya da “karışmayayım” düşüncesiyle susulur.
Tehlikeli bir sessizlik, şiddet uygulayanı güçlendirir; kurbanı ise yalnızlaştırır. Biz sustukça şiddet konuşmaya devam eder.
Bir Cümlenin Kurtarıcı Gücü
Kurbanların büyük çoğunluğundan hep aynı cümleyi duyarım:
“Keşke biri bana bir kez ‘sen suçlu değilsin’ deseydi.”
Bu tek cümle, yıllardır taşınan suçluluk yükünü hafifletebilir.
Kurbanların çoğu, yaşadıklarını hak ettiğini düşündüğü için susar. Oysa ona inanıldığını hissettirmek, yaşadığının şiddet olduğunu söylemek ve yanında durmak bazen tüm iyileşme sürecinin başlangıcıdır.
Toplumun Rolü: Duruş Serbest Değil, Sorumluluk Şart
Kurbanı korumak yalnızca polisle, yasalarla, kurumlarla olmaz.
Bir komşunun “iyi misin?” demesi, bir arkadaşın “sana inanıyorum” diyebilmesi, bir öğretmenin bir çocuktaki değişimi fark etmesi—bunların her biri şiddetin seyrini değiştiren güçlü adımlardır.
Toplumun duruşu şiddeti ya besler ya da durdurur.
Kurbanı yalnız bırakmamak, inanmak ve destek olmak bazen bir insanın kaderini, bazen ise bir hayatı kurtarır.