Hayat bazen sadece fiziksel darbelerle değil, ruhun derinliklerine işleyen görünmez yaralarla bizi sınar. Çoğu zaman görmezden gelinen, "geçer" denilen ya da normalleştirilen bu durumlar, aslında bireyin varoluşunu temelinden sarsan travmalardır. Bugün, toplumsal ve bireysel psikolojimizde sıkça karşılaştığımız ama dile getirmekte zorlandığımız beş kritik noktaya mercek tutmak istiyorum.
1. İnanılmamak: Şiddetin İkinci Perdesi
Bir şiddet olayından sonra mağdur için en ağır aşamalardan biri, yaşadıklarını anlattığında inanılmamaktır. İnsan başına gelenleri paylaşma cesareti gösterdiğinde; şüphe, sorgulama ve suçlama ile karşılaşırsa, bu durum psikolojik olarak "ikinci bir travma" yaratır. İnanılmamak, kişinin gerçeklik algısını sarsar; mağdur kendi anılarını sorgulamaya başlar ve sonunda susmayı seçer. Çünkü artık konuşmak, tehlikeli bir eylem haline gelmiştir. Unutmayalım ki, inanmak her şeyi çözmese de iyileşmenin yolunu açan ilk anahtardır.
2. Görünmez Yıkım: Psikolojik Şiddet
Psikolojik şiddet bedende fiziksel bir iz bırakmaz ama doğrudan insanın kişiliğine saldırır. Sürekli eleştiri, aşağılama, korku ve manipülasyon; bireyin kendine olan güvenini yavaş yavaş kemirir. Bu şiddet türü normalleştirildiğinde, mağdur artık ne yaşadığını ayırt edemez hale gelir; bu baskıyı "sevgi", "ilgi" veya "karakter özelliği" olarak kabul eder. Görünmez olması, yıkıcılığını azaltmaz; aksine çıkışı daha zor bir labirent haline getirir.
3. Çocukluktan Kalan Sessizlik Mirası
Çocukken duyulmayan, duyguları ciddiye alınmayan çocuklar, yetişkin olduklarında da seslerini gizlemeyi öğrenirler. Bu durum, ilişkilerde ciddi tıkanıklıklara yol açar. İhtiyaçlarını söyleyemeyen, huzursuzluklarını içine atan bu kişiler, uzun süre "sabrettikten" sonra patlama noktasına gelirler. Toplum bu patlamayı bir "karakter problemi" olarak görse de, aslında bu duyulmamış bir çocukluğun çığlığıdır.
4. Tebessümün Maskesi
Her gülümseme iyilik belirtisi değildir. Birçok insan acısını saklamayı bir hayatta kalma stratejisi olarak öğrenmiştir. Sosyal, aktif ve neşeli görünmek, bazen dış dünyaya karşı örülmüş koruyucu bir maskedir. Bu maske kişiyi dışarıdan korusa da içeride onu yalnızlaştırır. Yardım istemedikçe çevre de sorunun farkına varmaz; bu yüzden bazen en parlak gülümsemenin ardında en derin yalnızlıklar saklıdır.
5. Psikolojik Yardım: Bir Zayıflık Değil, Sorumluluktur
Toplumumuzda psikolojik destek almak hâlâ bir "zayıflık" olarak görülme yanılgısına takılmış durumda. Oysa bir uzmana danışmak, insanın kendi hayatına ve ruh sağlığına sorumlulukla yaklaşmasının en büyük göstergesidir. Sorunu inkar etmek yerine onunla yüzleşmek gerçek bir güçtür. Psikolojik yardım insanı "başka biri" yapmaz; aksine onu kendi özüne, kendi sesine geri döndürür.
Kendi üzerinizde çalışmak cesaret ister ve bu cesaret her türlü takdirin üzerindedir. Susan her hikaye, şiddetin ve travmanın devam etmesine hizmet eder; sesinizi geri kazanmak ise özgürlüğün ilk adımıdır.