Zehirli bir ilişkiden çıkmak, çoğu zaman yalnızca bir birlikteliğin sona ermesi değildir; bireyin benlik algısında, bağlanma örüntülerinde ve dünyayı algılama biçiminde derin izler bırakan çok katmanlı bir psikososyal süreçtir. Bu nedenle "ayrıldım ama hâlâ toparlanamıyorum" cümlesi, klinik çalışmalarda son derece sık duyulan bir ifadedir.
Zehirli ilişkiler; duygusal ihmal, manipülasyon, kontrol, değersizleştirme ve belirsizlik döngüleriyle karakterizedir. Bu döngüler, bireyin yalnızca duygusal dünyasını değil, sinir sistemi işleyişini de etkiler. Uzun süreli stres altında kalan bireyin bedeni, güvenli bir ortamda dahi tehlike varmış gibi tepki vermeye devam eder. Travma literatüründe bu durum, "sürekli tetikte olma hali" olarak tanımlanır.
Eski "Normal" Gerçekten Sağlıklı mı?
Bu noktada sıkça yanlış anlaşılan bir kavram ortaya çıkar: normale dönmek. Pek çok kişi için normale dönmek, eski haline geri dönebilmek anlamına gelir. Oysa zehirli bir ilişkiden sonra eski "normal", çoğu zaman sağlıklı bir yer değildir. Çünkü birey o ilişkide, sınırlarını esnetmeyi, kendi ihtiyaçlarını ertelemeyi ve duygularını bastırmayı öğrenmiştir.
Zehirli ilişkiler aynı zamanda güçlü bir bağlanma deneyimi yaratır. Aralıklı ödüllendirme, yani bazen yakınlık bazen uzaklık sunan ilişki dinamikleri, bağı daha da pekiştirir. Bu nedenle ayrılık sonrası yaşanan özlem ya da karmaşık duygular, ilişkinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez; bağlanma sisteminin hâlâ aktif olduğuna işaret eder.
İçsel Sorgulamalar ve Yas Süreci
Bu süreçte birey çoğu zaman kendini sorgular: "Ben mi fazla hassastım?", "Daha sabırlı olsaydım düzelir miydi?" Bu içsel sorgulamalar, bireyin yaşadığı duygusal yükü artırırken, iyileşme sürecini de sekteye uğratır. Zehirli bir ilişkiden sonra yaşanan süreç, aynı zamanda bir yas sürecidir. Yalnızca kaybedilen kişi değil; hayal edilen gelecek, verilen emek ve sürdürülen umut da yasın içindedir. Yas tutulmadan, duygular tanınmadan ve anlamlandırılmadan "normale dönmek" mümkün değildir.
İyileşme ve Dönüşüm
İyileşme; unutmak, bastırmak ya da güçlü görünmek değildir. İyileşme, yaşananların bireyin değeriyle değil, ilişkinin dinamikleriyle ilgili olduğunu fark edebilmektir. Bu farkındalık, bireyin kendilik saygısını yeniden inşa etmesine ve daha sağlıklı sınırlar kurmasına alan açar.
Zehirli bir ilişkiden sonra normale dönememek bir zayıflık değil; ruhsal sistemin kendini koruma biçimidir. Asıl dönüşüm, eskiye dönmek değil; daha farkında, daha sınırları olan ve kendine karşı daha şefkatli bir yere doğru ilerleyebilmektir. Bu yolculuk zaman alır. Ancak doğru destekle, birey yalnızca iyileşmez; aynı zamanda kendisiyle daha sağlıklı bir ilişki kurmayı da öğrenir.
Uzman Sosyolog ve Aile Danışmanı Öznur Eker