Bir Ruhun Diğerinde Kendini Bulması Mevlana ve Şems
Şems-i Tebrizi ve Mevlana’nın yollarının kesişmesi, tarihin en büyük "terbiye edici" karşılaşmalarından biridir. Mevlana, o güne kadar kitapların arasında, aklın ve bilginin güvenli limanlarında yaşayan bir alimdi.
Şems ise ona kitaplarını suya attıran, "bilmeyi" değil "yanmayı" ve "olmayı" öğreten o sarsıcı rüzgârdı.
Bir aile danışmanı olarak bu dostlukta gördüğüm en büyük ders "aynalık" kavramıdır. Şems, Mevlana’ya dışarıdan bir bilgi getirmedi; sadece Mevlana’nın içindeki o uçsuz buçaksız aşk denizini görmesi için ona ayna oldu.
Mevlana, Şems’te kendini, Şems ise Mevlana’da yansımasını buldu.
İlişkilerde "Şems" Olabilmek
Aslında her evlilik ve her derin bağ, bir parça Mevlana ve Şems buluşmasıdır. Eşler birbirinin hayatına sadece eşlik etmek için değil, birbirini dönüştürmek için girer.
* Güvenli Alanı Terk Etmek: Mevlana, Şems ile tanışınca konfor alanından çıktı. İlişkilerde de gerçek büyüme, "ben böyleyim" demeyi bırakıp, partnerimizin bize tuttuğu aynada eksiklerimizle yüzleştiğimizde başlar.
* Hesapsız Teslimiyet: Şems’in o meşhur "hesapçılıkla yol alınmaz" uyarısı, Mevlana’ya olan o büyük güvenin ve teslimiyetin bir sonucudur.
Bir ilişkide "Ben ne alacağım?" hesabını bıraktığınızda, Şems ve Mevlana’nın o meşhur dostluğundaki gibi "biz" olmanın o muazzam genişliğine ulaşırsınız.
Mevlana, Şems’i kaybettikten sonra bile o yolun terbiyesinden geçmeye devam etti. Çünkü yol arkadaşlığı sadece fiziksel bir birliktelik değil, ruhun ruhu eğitmesidir. Tıpkı bir aile olmak gibi...
Bazen çatışarak, bazen susarak ama her zaman o yolda kalarak birbirimizi inşa ederiz.
Uzman Sosyolog&Aile ve Evlilik Danışmanı Öznur Eker