Kurban Duran- Felsefe/çocuk gelişimi
Köşe Yazarı
Kurban Duran- Felsefe/çocuk gelişimi
 

Kuşak Çatışması ve Ahlak Felsefesinin İmtihanı

Kuşak Çatışması ve Ahlak Felsefesinin İmtihanı İnsanlık tarihinin her safhasında toplumların en sessiz fakat en derin mücadelelerinden biri kuşaklar arasındaki uyuşmazlıktır. Bu mücadele yalnızca gençler ve yaşlılar arasındaki fikir ayrılıkları değildir. Aynı zamanda birçok değerin olduğu gibi, ahlakın da zaman karşısındaki dayanıklılığının sınanmasıdır. Her yeni nesil kendisinden önceki kuşağın değerlerini sorgularken, önceki nesiller de sonraki kuşağın davranışlarını ahlaki bir çözülme olarak yorumlama eğilimindedir. Bundan dolayı kuşak çatışması, ahlak felsefesinin önüne bir soru bırakır: Değerler değişmeli midir, yoksa korunmalı mıdır? Genele baktığımızda muhafazakar kuşaklar için ahlak, büyük ölçüde ortak toplumsal tecrübelerin ürünüdür; yani toplumun bir ortak bilincidir. Günümüz gençleri ise bireysel özgürlüğü ve kişisel tercihleri daha fazla ön planda tutmaktadır. Bu iki yaklaşım karşı karşıya geldiğinde ortaya çıkan gerilim, aslında yaşam biçimlerinin çatışması değil, farklı ahlak anlayışlarının görüşleridir. Değişim mi, Süreklilik mi? İşte ahlak felsefesinin imtihanı da burada başlar. Eğer ahlak değişmez ilkelere dayanıyorsa, neden her nesil onu tekrar yorumlama ihtiyacı hisseder? Ya da zamana göre şekilleniyorsa, o zaman hangi ölçüyle doğruyu yanlıştan ayıracağız? Bu sorulara kesin bir cevap vermek imkansızdır; çünkü insanlık tarihi boyunca ahlak hem süreklilik hem de değişim taşımıştır. Bilişim teknolojilerinin gelişmesi ve dijital çağla birlikte kuşak çatışmaları artık yaş farkıyla açıklanamayacak kadar girift bir hal almıştır. Bilgiye ulaşma biçimleri, iletişim yöntemleri ve dünyayı anlama şekilleri farklılaşmıştır. Bu nedenle aynı olay farklı kuşaklar tarafından farklı ahlakı sonuçlarla değerlendirilebilmektedir. Bir taraf bunu sonsuz bir özgürlük olarak görürken, diğer taraf sorumluluk ve eğitim eksikliği olarak yorumlayabilir. "Ancak ahlakın gerçek gücü, değişen şartlar karşısında özünü koruyabilmesinde yatar{C}. Saygı, adalet, dürüstlük, merhamet gibi temel değerler kuşaklar arasında farklı biçimde ifade edilse de değerini yitirmezler{C}." Nihai olarak kuşak çatışması, toplumsal ahlakın canlılığının göstergesidir. Çünkü her nesil kendisine miras kalan değerleri geleceğe taşıma gayretindedir. Bunu bir transit taşıma olarak değil, üzerine düşünerek yapar. Ahlak felsefesinin asıl imtihanı da budur: Bunca değişime rağmen insanı insan yapan değerleri koruyabilmek. Bu imtihanı başarıyla geçen toplumlar, kendi köklerinden güç alarak daha güçlü filizler verirler... 

Kuşak Çatışması ve Ahlak Felsefesinin İmtihanı

Kuşak Çatışması ve Ahlak Felsefesinin İmtihanı

İnsanlık tarihinin her safhasında toplumların en sessiz fakat en derin mücadelelerinden biri kuşaklar arasındaki uyuşmazlıktır. Bu mücadele yalnızca gençler ve yaşlılar arasındaki fikir ayrılıkları değildir. Aynı zamanda birçok değerin olduğu gibi, ahlakın da zaman karşısındaki dayanıklılığının sınanmasıdır. Her yeni nesil kendisinden önceki kuşağın değerlerini sorgularken, önceki nesiller de sonraki kuşağın davranışlarını ahlaki bir çözülme olarak yorumlama eğilimindedir. Bundan dolayı kuşak çatışması, ahlak felsefesinin önüne bir soru bırakır: Değerler değişmeli midir, yoksa korunmalı mıdır?

Genele baktığımızda muhafazakar kuşaklar için ahlak, büyük ölçüde ortak toplumsal tecrübelerin ürünüdür; yani toplumun bir ortak bilincidir. Günümüz gençleri ise bireysel özgürlüğü ve kişisel tercihleri daha fazla ön planda tutmaktadır. Bu iki yaklaşım karşı karşıya geldiğinde ortaya çıkan gerilim, aslında yaşam biçimlerinin çatışması değil, farklı ahlak anlayışlarının görüşleridir.

Değişim mi, Süreklilik mi?

İşte ahlak felsefesinin imtihanı da burada başlar. Eğer ahlak değişmez ilkelere dayanıyorsa, neden her nesil onu tekrar yorumlama ihtiyacı hisseder? Ya da zamana göre şekilleniyorsa, o zaman hangi ölçüyle doğruyu yanlıştan ayıracağız? Bu sorulara kesin bir cevap vermek imkansızdır; çünkü insanlık tarihi boyunca ahlak hem süreklilik hem de değişim taşımıştır.

Bilişim teknolojilerinin gelişmesi ve dijital çağla birlikte kuşak çatışmaları artık yaş farkıyla açıklanamayacak kadar girift bir hal almıştır. Bilgiye ulaşma biçimleri, iletişim yöntemleri ve dünyayı anlama şekilleri farklılaşmıştır. Bu nedenle aynı olay farklı kuşaklar tarafından farklı ahlakı sonuçlarla değerlendirilebilmektedir. Bir taraf bunu sonsuz bir özgürlük olarak görürken, diğer taraf sorumluluk ve eğitim eksikliği olarak yorumlayabilir.

"Ancak ahlakın gerçek gücü, değişen şartlar karşısında özünü koruyabilmesinde yatar{C}. Saygı, adalet, dürüstlük, merhamet gibi temel değerler kuşaklar arasında farklı biçimde ifade edilse de değerini yitirmezler{C}."

Nihai olarak kuşak çatışması, toplumsal ahlakın canlılığının göstergesidir. Çünkü her nesil kendisine miras kalan değerleri geleceğe taşıma gayretindedir. Bunu bir transit taşıma olarak değil, üzerine düşünerek yapar. Ahlak felsefesinin asıl imtihanı da budur: Bunca değişime rağmen insanı insan yapan değerleri koruyabilmek.

Bu imtihanı başarıyla geçen toplumlar, kendi köklerinden güç alarak daha güçlü filizler verirler... 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.