Otizm, sosyal etkileşim ve iletişim zorluklarının yanı sıra çoğu zaman duyusal hassasiyetleri de beraberinde getirir.
Bir çocuk için kalabalık bir sınıfın gürültüsü fiziksel bir acı verebilir veya bir kıyafetin etiketi tüm dikkatini dağıtabilir.
Ergoterapi (İş ve Uğraşı Tedavisi), tam bu noktada devreye girerek çocuğun dünyayı daha "tolere edilebilir" ve "yönetilebilir" kılmasını sağlar.
Ergoterapinin Otizmdeki 3 Temel Sütunu
1. Duyu Bütünleme (Sensory Integration)
Otizmli çocukların %90'ından fazlası duyusal işleme bozukluğu yaşar. Ergoterapistler, çocuğun duyusal profilini çıkararak (aşırı hassasiyet veya duyusal arayış) sinir sistemini dengelemeye çalışırlar.
Vestibüler (Denge): Sallanma ve hareket ihtiyacını düzenleme.
Propriyoseptif (Vücut Farkındalığı): Eklemlerden gelen derin basınçla sakinleşme.
Taktil (Dokunma): Farklı dokulara alışma ve savunmacı tepkileri azaltma.
2. Günlük Yaşam Becerileri ve Bağımsızlık
Ergoterapi, "yapabilme" becerisine odaklanır. Diş fırçalamak, ayakkabı bağlamak, çatal-kaşık kullanmak veya kendi başına giyinmek gibi beceriler, özel olarak analiz edilerek küçük, başarılabilir adımlara bölünür.
Hedef, çocuğun bir yetişkine en az ihtiyaç duyacağı düzeye gelmesidir.
3. Sosyal ve Oyun Becerileri
Otizmde oyun, sadece vakit geçirmek değil, öğrenmenin en temel yoludur. Ergoterapist, çocuğun oyun kurma, sırasını bekleme ve sembolik oyun (mış gibi yapma) becerilerini geliştirerek akranlarıyla arasındaki sosyal köprüyü kurar.
Otizmde ergoterapi, çocuğun eksiklerine odaklanmak yerine, onun güçlü yönlerini kullanarak potansiyelini açığa çıkarmayı amaçlar.
Erken dönemde başlanan ergoterapi desteği, çocuğun hem okul hayatında hem de ilerideki yetişkinlik döneminde çok daha bağımsız ve özgüvenli bir birey olmasının anahtarıdır.