Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan bir çocuk için dünya; bazen seslerin çok yüksek, ışıkların çok parlak veya dokunulan kıyafetlerin can yakıcı olduğu karmaşık bir yer olabilir. Bizim için sıradan olan bir market alışverişi veya diş fırçalama rutini, onlar için aşılması gereken devasa birer engel haline gelebilir. İşte tam bu noktada, sessiz ama devrim niteliğinde bir müdahale devreye giriyor: Ergoterapi.
Ergoterapi Nedir, Ne Yapar?
Birçok kişi ergoterapiyi sadece fiziksel bir rehabilitasyon sanıyor; oysa ergoterapi hayatın ta kendisidir. Ergoterapistler, otizmli bireyin oyun oynamak, okula gitmek ve öz bakımını yapmak gibi "yaşam rollerini" gerçekleştirmesini engelleyen bariyerleri ortadan kaldırmayı hedefler.
Müdahalenin Üç Temel Sütunu
Müdahale süreci temel olarak şu üç alan üzerine inşa edilir:
-
Duyusal Bütünleme: Otizmli bireylerin çoğu ses, dokunma ve denge gibi duyusal bilgileri işlemekte zorluk yaşar. Ergoterapist; sallanma, derin bası uygulama veya farklı dokularla çalışma gibi yöntemlerle çocuğun sinir sistemini düzenleyerek dünyaya "uyumlanmasını" sağlar.
-
Günlük Yaşam Becerileri: Kendi başına yemek yemek, düğme iliklemek veya ayakkabı bağlamak gibi küçük adımlar, otizmli bir birey için bağımsızlığın anahtarıdır. Terapist, bu karmaşık görevleri yönetilebilir parçalara böler.
-
Sosyal Katılım ve Oyun: Oyun bir çocuğun işidir. Ergoterapi, çocuğun akranlarıyla etkileşimini ve oyun kurallarını anlamlandırmasını destekleyerek sosyal izolasyonun önüne geçer.
"Yapamaz" Yerine "Nasıl Yapar?"
Ergoterapinin en etkileyici yönü, bireye eksik bir parça gibi değil, potansiyeli olan bir bütün olarak bakmasıdır. Çevreyi çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenler ve çocuğun güçlü yönlerini kullanarak zayıf yönlerini destekler.
Sonuç olarak; otizm bir hastalık değil, bir gelişimsel farklılıktır. Ergoterapi ise bu farklılıkla beraber bireyin toplumsal hayatta "ben de varım" diyebilmesi için en güçlü araçlardan biridir. Unutmayalım ki doğru destekle, her çocuk kendi hızında çiçek açar.