ZAMAN İYİLEŞTİRMEZ, SADECE ACININ ŞEKLİNİ DEĞİŞTİRİR: BİR KAYBIN HİKAYESİ

PSİKOLOJİ
 

ZAMAN İYİLEŞTİRMEZ, SADECE ACININ ŞEKLİNİ DEĞİŞTİRİR: BİR KAYBIN HİKAYESİ

"Zaman her şeyi iyileştirmez; sadece bir çığlık olarak başlayan acıyı zamanla sessiz bir sızıya dönüştürür. Yazar Birim Özer Sili, bir kaybın ardından boş kalan yatakların, kokusu yitmiş yastıkların ve iki kişilik demlenmeyen o çayın buruk hikayesini anlatıyor."
Seni Toprağa Değil, Kendime Gömdüm   Seni Toprağa Değil, Kendime Gömdüm   Zaman çabuk geçer derler. Geçer… ama iyileştirmez her şeyi. Sadece acının şeklini değiştirir.İlk başta bir çığlık gibidir, sonra derin bir sızıya dönüşür. Ama hep oradadır… sessizce. Kaybetmek… Sadece bir insanı değil, birlikte kurduğun bütün hayatı toprağa vermek demek. Eşini kaybettiğin gün, dünya durmuyor. Güneş yine doğuyor, insanlar yine işe gidiyor, kahkahalar yine yükseliyor… Ama senin içinde her şey o an donup kalıyor. Sanki herkes yaşamaya devam ederken, sen hayatın kenarında unutulmuşsun gibi. En zor olan sabahlar… Gözünü açtığın an, birkaç saniyelik o boşluk. “Her şey bir rüyaydı belki” dediğin o an… Sonra gerçek, bir bıçak gibi saplanıyor: O yok. Yatağın yarısı soğuk artık. Yastığında kokusu yok. Bir zamanlar “bizim” olan ev, şimdi sadece duvarlardan ibaret. Zorluk sadece yokluğu değil… Hayatın seni durmadan devam etmeye zorlaması. Faturalar geliyor, işler bekliyor, insanlar senden “güçlü olmanı” istiyor. Oysa sana çay demlemek bile ağır geliyor bazen… Çünkü o çay artık iki kişilik değil. Kimse anlatmıyor bu kısmı.  Ölümün giden için de kalan için de yalnız yaşandığını. İnsanlar bir süre sonra susuyor. Baş sağlığı dilekleri bitiyor. Herkes kendi hayatına dönüyor. Ve sen… Kalabalıkların içinde bile yalnızsın. Kimse onun yerini dolduramıyor. Kimse onun baktığı gibi bakmıyor sana. Kimse seni onun bildiği gibi bilmiyor. Bir şarkı çalıyor…Yıkılıyorsun. Bir sokaktan geçiyorsun… Hatıralar boğazına düğümleniyor. Birinin sesi ona benziyor… Kalbin yerinden çıkacak gibi oluyor. Geceler daha acımasız. Herkes uyurken, sen düşünüyorsun. Keşkeleri…Söylenmemiş sözleri…Son sarılışı… “Neden? ” diye içinden defalarca haykırıyorsun. Kalbindeki o ağır yükle hayata tutunmaya çalışıyorsun. Onsuz yaşamayı öğrenmek zorunda olmak. İstemeden… Hazır olmadan… Mecbur kalarak.  Ve biliyorsun. Yalnızlığı Sen Seçmedin. 
"Zaman her şeyi iyileştirmez; sadece bir çığlık olarak başlayan acıyı zamanla sessiz bir sızıya dönüştürür. Yazar Birim Özer Sili, bir kaybın ardından boş kalan yatakların, kokusu yitmiş yastıkların ve iki kişilik demlenmeyen o çayın buruk hikayesini anlatıyor."

Seni Toprağa Değil, Kendime Gömdüm

 
Seni Toprağa Değil, Kendime Gömdüm
 
Zaman çabuk geçer derler. Geçer… ama iyileştirmez her şeyi. Sadece acının şeklini değiştirir.İlk başta bir çığlık gibidir, sonra derin bir sızıya dönüşür. Ama hep oradadır… sessizce.
Kaybetmek…
Sadece bir insanı değil, birlikte kurduğun bütün hayatı toprağa vermek demek. Eşini kaybettiğin gün, dünya durmuyor.
Güneş yine doğuyor, insanlar yine işe gidiyor, kahkahalar yine yükseliyor…
Ama senin içinde her şey o an donup kalıyor.
Sanki herkes yaşamaya devam ederken, sen hayatın kenarında unutulmuşsun gibi.
En zor olan sabahlar…
Gözünü açtığın an, birkaç saniyelik o boşluk.
“Her şey bir rüyaydı belki” dediğin o an…
Sonra gerçek, bir bıçak gibi saplanıyor:
O yok.
Yatağın yarısı soğuk artık. Yastığında kokusu yok.
Bir zamanlar “bizim” olan ev, şimdi sadece duvarlardan ibaret.
Zorluk sadece yokluğu değil…
Hayatın seni durmadan devam etmeye zorlaması.
Faturalar geliyor, işler bekliyor, insanlar senden “güçlü olmanı” istiyor.
Oysa sana çay demlemek bile ağır geliyor bazen…
Çünkü o çay artık iki kişilik değil.
Kimse anlatmıyor bu kısmı.
 
Ölümün giden için de kalan için de yalnız yaşandığını.
İnsanlar bir süre sonra susuyor. Baş sağlığı dilekleri bitiyor. Herkes kendi hayatına dönüyor.
Ve sen…
Kalabalıkların içinde bile yalnızsın.
Kimse onun yerini dolduramıyor.
Kimse onun baktığı gibi bakmıyor sana.
Kimse seni onun bildiği gibi bilmiyor.
Bir şarkı çalıyor…Yıkılıyorsun.
Bir sokaktan geçiyorsun…
Hatıralar boğazına düğümleniyor.
Birinin sesi ona benziyor…
Kalbin yerinden çıkacak gibi oluyor.
Geceler daha acımasız.
Herkes uyurken, sen düşünüyorsun.
Keşkeleri…Söylenmemiş sözleri…Son sarılışı…
“Neden? ” diye içinden defalarca haykırıyorsun.
Kalbindeki o ağır yükle hayata tutunmaya çalışıyorsun.
Onsuz yaşamayı öğrenmek zorunda olmak.
İstemeden…
Hazır olmadan…
Mecbur kalarak. 
Ve biliyorsun.
Yalnızlığı Sen Seçmedin. 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.