Sosyal Medyanın Görünmez Tuzağı: Psikolojik Danışman Dilan Acar FOMO’yu Değerlendirdi
Sosyal Medyanın Görünmez Tuzağı: Psikolojik Danışman Dilan Acar FOMO’yu Değerlendirdi
Dijital çağın beraberinde getirdiği en büyük psikolojik fenomenlerden biri olan FOMO (Gelişmeleri Kaçırma Korkusu), bireylerin yaşam tatminini ve satın alma alışkanlıklarını kökten sarsıyor. Psikolojik Danışman Dilan Acar, modern insanın zihnini meşgul eden bu huzursuzluk halini, sosyal medya kullanımı ve özsaygı ekseni üzerinden analiz etti.
Sosyal Medya ve "İdealize Edilmiş Anlar" Çıkmazı
Psikolojik Danışman Dilan Acar, FOMO’nun sadece basit bir merak duygusu olmadığını, temelinde sosyal karşılaştırma ve yetersizlik algısının yattığını belirtti. Sosyal medyanın bu korkuyu besleyen en güçlü kaynak olduğunu vurgulayan Acar, şu ifadeleri kullandı:
"Birey kendi gündelik yaşamını, başkalarının en parlak, seçilmiş ve idealize edilmiş anlarıyla kıyaslamaya başladığında kaçırma korkusu artar. Buradaki mesele yalnızca ekran süresi değil, zihnin sürekli başka ihtimallerde dolaşarak 'anla' olan temasını kaybetmesidir."
Tüketim Çılgınlığının Gizli Motoru: FOMO
FOMO’nun sadece duygusal değil, ekonomik bir boyutu da olduğunu belirten Acar, pazarlama stratejilerinin bu korkuyu nasıl manipüle ettiğine dikkat çekti. "Sınırlı stok" ve "herkes alıyor" gibi söylemlerin bireyi dürtüsel satın almaya ittiğini ifade eden Acar, ürünün bir ihtiyaçtan ziyade, "geride kalmama" güdüsüyle satın alındığını; bunun da kısa süreli tatmin sonrası pişmanlık getirdiğini dile getirdi.
Genç Yetişkinler Risk Altında
Araştırmalara dayanan verileri paylaşan Dilan Acar, FOMO’nun en çok 18-34 yaş aralığındaki genç yetişkinleri etkilediğini belirtti. Bu grubun kimlik oluşturma ve kariyer planlama gibi kritik gelişimsel süreçlerden geçtiğini hatırlatan Acar, sosyal medyadaki "görünür başarı" anlatılarının bu yaş grubunda kaygı seviyesini ciddi oranda artırdığını söyledi.
FOMO’nun Psikolojik Bilançosu
Psikolojik Danışman Dilan Acar, bu durumun üç temel negatif etkisini şöyle sıraladı:
-
Kaygı Artışı: Sürekli tetikte olma hali, gevşemeyi zorlaştırarak kronik huzursuzluğa yol açar.
-
Yaşam Doyumunda Azalma: "Daha iyi bir alternatif her zaman vardır" düşüncesi mevcut seçimlerden keyif almayı engeller.
-
Benlik Algısında Zedelenme: Kendi değerini başkalarının hayatı üzerinden ölçmek, özsaygıyı zedeler.
Sınırlılığı Kabul Etmek
Çözüm önerilerine de değinen Acar, her şeye yetişmenin mümkün olmadığını belirterek; "Psikolojik açıdan daha sağlıklı olan, bilinçli seçimler yapabilmek ve insanın sınırlılığını kabul edebilmesidir" diyerek sözlerini noktaladı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.