SEVİLMEK İÇİN "KÜÇÜLMEK": PSİKOLOG AYŞE YAREN YILMAZ'DAN ÇARPIÇI ANALİZ

PSİKOLOJİ
 

SEVİLMEK İÇİN "KÜÇÜLMEK": PSİKOLOG AYŞE YAREN YILMAZ'DAN ÇARPIÇI ANALİZ

Psikolog Ayşe Yaren Yılmaz, modern insanın en büyük paradokslarından birine ışık tutuyor: Sevilmek uğruna kendi gücünden ve varlığından vazgeçmek.
Sevilmek İçin Savunmasız Görünme Çabası İnsan, sevgiye ulaşmak için bazen kendini küçültür. Gücünü saklar, sesini kısar, hatta kendi varlığını bile geri plana iter.   Çünkü bir yerlerde, sevilebilmenin şartının “zararsız”, “yumuşak” ve “muhtaç” görünmek olduğuna inanmıştır.   Oysa bu, çoğu zaman fark edilmeden öğrenilmiş bir roldür: Güçlü olursan terk edilirsin, güçlü olursan korkutursun, güçlü olursan yalnız kalırsın. Savunmasız görünmek bu yüzden bir stratejiye dönüşür. Kişi, içindeki dayanıklılığı perdeleyerek başkalarının şefkatini çağırmaya çalışır. Kırılganlığını büyütür, ihtiyaçlarını görünür kılar, hatta bazen acısını derinleştirir. Çünkü sevginin, ancak eksiklik üzerinden verildiğine inanır. “Ben yeterince güçlü olursam kimse bana yaklaşmaz” düşüncesi, zamanla bir kimliğe dönüşür. Bu durumun en çarpıcı yanı, kişinin aslında gerçekten güçsüz olmamasıdır. Aksine, çoğu zaman oldukça dayanıklıdır. Ama bu dayanıklılık görünmezdir; çünkü görünür olursa sevginin de kaybolacağından korkar. Böylece kişi, kendi gücünden vazgeçerek sevgiye tutunmaya çalışır. Bu bir çelişkidir: Sevgi için kendinden uzaklaşmak. Oysa gerçek sevgi, birinin güçsüzlüğüne değil, bütünlüğüne temas eder. İnsan, yalnızca kırıldığı için değil; ayakta durabildiği, kendini ifade edebildiği ve sınır koyabildiği için de sevilebilir. Güç, sevgiyi azaltan bir özellik değil; onu daha sağlıklı kılan bir zemindir. Çünkü güçlü bir insanın sevgisi, bağımlılıktan değil, seçimden doğar. Savunmasızlık ise tamamen yanlış değildir. İnsan zaman zaman kırılgan olabilir, desteğe ihtiyaç duyabilir. Ancak bu, bir varoluş biçimi haline geldiğinde, kişi kendi iç dengesini başkalarının ilgisine teslim eder. Sevgi, bir ihtiyaçtan çok bir bağımlılığa dönüşür. Ve kişi, sevilmek uğruna kendisini eksik tutmaya başlar. Belki de asıl mesele şudur: İnsan sevilebilmek için neyi feda ediyor? Eğer bu cevap “kendim” ise, o sevgi zaten eksiktir. Çünkü insanın kendisiyle kurduğu bağ zayıfsa, başkalarının verdiği sevgi de onu doyurmaz. Gerçek yakınlık, iki güçlü varlığın birbirine yaklaşmasıdır. Biri diğerine yaslanmak zorunda değildir; ama isterse yaslanabilir. İşte o noktada sevgi, bir ihtiyaç değil, bir paylaşım olur. Ve insan, ilk kez kendisi olarak sevildiğini hisseder.
Psikolog Ayşe Yaren Yılmaz, modern insanın en büyük paradokslarından birine ışık tutuyor: Sevilmek uğruna kendi gücünden ve varlığından vazgeçmek.

Sevilmek İçin Savunmasız Görünme Çabası

İnsan, sevgiye ulaşmak için bazen kendini küçültür. Gücünü saklar, sesini kısar, hatta kendi varlığını bile geri plana iter.
 
Çünkü bir yerlerde, sevilebilmenin şartının “zararsız”, “yumuşak” ve “muhtaç” görünmek olduğuna inanmıştır.
 
Oysa bu, çoğu zaman fark edilmeden öğrenilmiş bir roldür: Güçlü olursan terk edilirsin, güçlü olursan korkutursun, güçlü olursan yalnız kalırsın.

Savunmasız görünmek bu yüzden bir stratejiye dönüşür. Kişi, içindeki dayanıklılığı perdeleyerek başkalarının şefkatini çağırmaya çalışır.

Kırılganlığını büyütür, ihtiyaçlarını görünür kılar, hatta bazen acısını derinleştirir.

Çünkü sevginin, ancak eksiklik üzerinden verildiğine inanır. “Ben yeterince güçlü olursam kimse bana yaklaşmaz” düşüncesi, zamanla bir kimliğe dönüşür.

Bu durumun en çarpıcı yanı, kişinin aslında gerçekten güçsüz olmamasıdır. Aksine, çoğu zaman oldukça dayanıklıdır.

Ama bu dayanıklılık görünmezdir; çünkü görünür olursa sevginin de kaybolacağından korkar. Böylece kişi, kendi gücünden vazgeçerek sevgiye tutunmaya çalışır. Bu bir çelişkidir: Sevgi için kendinden uzaklaşmak.

Oysa gerçek sevgi, birinin güçsüzlüğüne değil, bütünlüğüne temas eder. İnsan, yalnızca kırıldığı için değil; ayakta durabildiği, kendini ifade edebildiği ve sınır koyabildiği için de sevilebilir.

Güç, sevgiyi azaltan bir özellik değil; onu daha sağlıklı kılan bir zemindir. Çünkü güçlü bir insanın sevgisi, bağımlılıktan değil, seçimden doğar.

Savunmasızlık ise tamamen yanlış değildir. İnsan zaman zaman kırılgan olabilir, desteğe ihtiyaç duyabilir. Ancak bu, bir varoluş biçimi haline geldiğinde, kişi kendi iç dengesini başkalarının ilgisine teslim eder.

Sevgi, bir ihtiyaçtan çok bir bağımlılığa dönüşür. Ve kişi, sevilmek uğruna kendisini eksik tutmaya başlar.

Belki de asıl mesele şudur: İnsan sevilebilmek için neyi feda ediyor? Eğer bu cevap “kendim” ise, o sevgi zaten eksiktir.

Çünkü insanın kendisiyle kurduğu bağ zayıfsa, başkalarının verdiği sevgi de onu doyurmaz.

Gerçek yakınlık, iki güçlü varlığın birbirine yaklaşmasıdır.

Biri diğerine yaslanmak zorunda değildir; ama isterse yaslanabilir. İşte o noktada sevgi, bir ihtiyaç değil, bir paylaşım olur.

Ve insan, ilk kez kendisi olarak sevildiğini hisseder.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.