MODERN ÇAĞIN YALNIZLIK KAPANI: SOSYOLOG GÖKÇEN ECE BALABAN’DAN “BİZ” OLMA REÇETESİ!
MODERN ÇAĞIN YALNIZLIK KAPANI: SOSYOLOG GÖKÇEN ECE BALABAN’DAN “BİZ” OLMA REÇETESİ!
Sosyolog Balaban, bireyselleşmenin zirve yaptığı günümüzde çarpıcı bir uyarıda bulundu: “Kendi sınırlarını çizen birey, tüketim kültürünün içinde hızla yalnızlaşıyor!”
Günümüz modern çağında insanlar hiç olmadığı kadar özgür ve bir o kadar da yalnız hissediyor.
Bu durumun birçok sebebi olsa da en belirgin ''kapitalizm'' yansımaları denilebilir.İnsanlar belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar özgür. Kendi kararlarını alabilen, hayatını şekillendirebilen, ''kendi olabilme'' cesaretini gösteren bireylere dönüşmüşlerdir. Peki özgürlük alanı genişledikçe ''biz'' olma duygumuz günden güne işlevini yitirmekte mi?
Modern toplumda bireyin sosyo ekonomik gücünün olması, kendi sınırlarını çizebilecek potansiyelinin olması şüphesiz önemli bir gelişimdir. Ancak ilişkiler söz konusu olduğundagüçlü bir şekilde yaratılan ''ben'' olgusu, kırılganlıklara sebep olabilir.
Bir ilişkinin sürdürülebilmesi için iki kişinin olması yetmez, benliklerden ''biz'' yaratabilmek önemlidir. Bireyselleşmenin güçlü vurgularının yapılması, ilişkilerde tahammül seviyesinin düşmesine,ne istediğinin bilinmemesi veya her şeye kolay erişilebilir durumda olunması ilişkilerin ne kadar hızlı bittiğinin somut halini oluşturur.
Böylece bağ kurmak yerine sürekli arayışta kalmak normalleşir. İlişkiler de tıpkı diğer tüketim nesneleri gibi hızlıca başlayıp hızlıca tükenen deneyimlere dönüşebilir. Tüm bunların yanında ''duygusal bağ'' kurmak giderek emek isteyen ve bulunması zor bir sürece dönüşür.
Birey, kendi sınırlarını çizerek, sevdiği şeyleri yapmaya devam ederek de ''biz'' olma durumunu yaşayabilir. Gerçek ''biz'' olma durumu, yalnız birbirini sevmekle yetinmeyip, bir arada olabilmek, ortak şeyler paylaşmak ve birbirini anlamakla mümkündür.Yaptığımız seçimler, pişmanlıkla dolu keşkeler, benliğimizi yaratmada önemli rol oynar.
Kalabalıklar arasında yalnız hissetmek ne de olsa çağımızın en büyük sorunlarından biridir. Çevre kalabalıktır fakat seni anlayabilecek kişilerin olmaması, biz olma duygusunda kırılgan etkiler bırakır.
Birey kendi iç dünyasına yöneldikçe, kendi potansiyelini keşfetmeye başlar. Dolayısıyla sistemin yarattığı ''tüketim kültürü'' içinde sıkışıp kalır. Çareyi başka şeylerde, sorunu kendinde arar.
Tüketim kültürü, bireyin potansiyelini, kendi başına güçlü olabileceği vurgusunu yaparken aynı zamanda çözümü başka şeylerde, kişilerde bulabileceğini entegre etmekten geri kalmaz. Sonuç olarak aynı döngünün içine hapseder kendini.
Belki de asıl mesele, bireyselliği tamamen terk etmek ya da ilişkiler uğruna kendinden vazgeçmek değildir. Asıl mesele, “ben” ile “biz” arasında bir denge kurabilmektir. Çünkü ne tamamen yalnız bir “ben” ne de kendini yok sayan bir “biz” sağlıklı bir ilişki yaratabilir.
Bugünün dünyasında en zor ama en değerli beceri, kendin olarak kalırken birlikte olabilmeyi başarabilmektir...
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.