İLİŞKİLERDEKİ 'GÖRÜNMEZ' GERÇEK: Neden Sevilmediğimizi En Son Biz Anlarız?

PSİKOLOJİ 30.01.2026 - 09:39, Güncelleme: 30.01.2026 - 09:43 695 kez okundu.
 

İLİŞKİLERDEKİ 'GÖRÜNMEZ' GERÇEK: Neden Sevilmediğimizi En Son Biz Anlarız?

Psikolojik Danışman Adayı Selin Arslan, ikili ilişkilerde tarafların partnerindeki sevgisizliği ve saygısızlığı fark edememesinin ardındaki bilimsel nedenleri açıkladı: "Bu bir algı eksikliği değil, zihnin acıdan kaçma yöntemidir."
 Bir birliktelik içerisinde dış gözlerin hemen fark ettiği "sevgisizlik" belirtilerini, ilişkinin içindeki kişinin neden en son fark ettiği konusu psikoloji dünyasının gündeminde. Aday Psikolojik Danışman Selin Arslan, bu durumu savunma mekanizmaları, bilişsel yanlılıklar ve bağlanma stilleri üzerinden analiz ederek çarpıcı tespitlerde bulundu. Gerçeğe Karşı İlk Kalkan: İnkâr Mekanizması Arslan, sevilmediğini kabullenmenin birey için yıpratıcı bir süreç olduğunu belirterek, zihnin ilk olarak "İnkâr" mekanizmasını devreye soktuğunu vurguladı. İnkârın, bireyin çatışma ve kaygıdan uzaklaşmak için geliştirdiği bilinçdışı bir savunma olduğunu ifade eden Arslan, şu örneklere dikkat çekti: "Mesajıma bakmadı çünkü uyuyordu, yıl dönümümüzü unuttu çünkü işi yoğundu, bana kötü davranıyor çünkü onu ben sinirlendiriyorum..." gibi cümlelerin, beynin olumsuz verileri bilinçli olarak yumuşatma çabası olduğunu belirten Arslan, çevrenin gerçeği görme nedenini ise gerçeğin onların canını yakmaması olarak açıkladı. "İyimserlik Yanlılığı" Tehlikeyi Maskeliyor Haberde dikkat çekilen bir diğer kavram ise "Optimism Bias" (İyimserlik Yanlılığı) oldu. Arslan, bu kavramın bireylerde "olumsuz olayları başkalarına göre daha az yaşayacağına dair gerçekçi olmayan bir inanç" yarattığını söyledi. Bu yanılgının ilişkilerdeki yansımasını Arslan şu sözlerle özetledi: "Bir arkadaşımızın ilişkisinde ilgisizliği hemen fark ederiz. Ancak sıra kendi ilişkimize gelince zihnimiz 'Bizim aşkımız bir başka' diyerek yeni bir hikâye yazar. Olumsuz ihtimal oradadır ancak bize ait değildir." Kaygılı Bağlanma "Görmeyi" Erteliyor Bize iyi gelmeyen ilişkilere tutunmanın temelinde bağlanma stillerinin yattığını ifade eden Selin Arslan, özellikle kaygılı bağlanan bireylerin sevgisizlik ile yüzleşmek yerine açıklama ve bahane ürettiklerini belirtti. Arslan’a göre bu kişiler için "farkındalık", hayati bir bağın kopması anlamına geldiği için zihin gerçeği ertelemeyi seçiyor. "Sevilmediğini Bilmemeyi Tercih Etmek" Sonuç olarak, ilişkilerdeki işaretlerin görüldüğünü ancak anlamlandırılmadığını belirten Selin Arslan, süreci şu çarpıcı cümleyle noktaladı: "İyimserlik yanlılığı, inkâr ve bağlanma birlikte çalıştığında; insan sevildiğini sanmaz, yalnızca sevilmediğini bilmemeyi tercih eder."
Psikolojik Danışman Adayı Selin Arslan, ikili ilişkilerde tarafların partnerindeki sevgisizliği ve saygısızlığı fark edememesinin ardındaki bilimsel nedenleri açıkladı: "Bu bir algı eksikliği değil, zihnin acıdan kaçma yöntemidir."

 Bir birliktelik içerisinde dış gözlerin hemen fark ettiği "sevgisizlik" belirtilerini, ilişkinin içindeki kişinin neden en son fark ettiği konusu psikoloji dünyasının gündeminde. Aday Psikolojik Danışman Selin Arslan, bu durumu savunma mekanizmaları, bilişsel yanlılıklar ve bağlanma stilleri üzerinden analiz ederek çarpıcı tespitlerde bulundu.

Gerçeğe Karşı İlk Kalkan: İnkâr Mekanizması

Arslan, sevilmediğini kabullenmenin birey için yıpratıcı bir süreç olduğunu belirterek, zihnin ilk olarak "İnkâr" mekanizmasını devreye soktuğunu vurguladı. İnkârın, bireyin çatışma ve kaygıdan uzaklaşmak için geliştirdiği bilinçdışı bir savunma olduğunu ifade eden Arslan, şu örneklere dikkat çekti:

"Mesajıma bakmadı çünkü uyuyordu, yıl dönümümüzü unuttu çünkü işi yoğundu, bana kötü davranıyor çünkü onu ben sinirlendiriyorum..." gibi cümlelerin, beynin olumsuz verileri bilinçli olarak yumuşatma çabası olduğunu belirten Arslan, çevrenin gerçeği görme nedenini ise gerçeğin onların canını yakmaması olarak açıkladı.

"İyimserlik Yanlılığı" Tehlikeyi Maskeliyor

Haberde dikkat çekilen bir diğer kavram ise "Optimism Bias" (İyimserlik Yanlılığı) oldu. Arslan, bu kavramın bireylerde "olumsuz olayları başkalarına göre daha az yaşayacağına dair gerçekçi olmayan bir inanç" yarattığını söyledi.

Bu yanılgının ilişkilerdeki yansımasını Arslan şu sözlerle özetledi:

"Bir arkadaşımızın ilişkisinde ilgisizliği hemen fark ederiz. Ancak sıra kendi ilişkimize gelince zihnimiz 'Bizim aşkımız bir başka' diyerek yeni bir hikâye yazar. Olumsuz ihtimal oradadır ancak bize ait değildir."

Kaygılı Bağlanma "Görmeyi" Erteliyor

Bize iyi gelmeyen ilişkilere tutunmanın temelinde bağlanma stillerinin yattığını ifade eden Selin Arslan, özellikle kaygılı bağlanan bireylerin sevgisizlik ile yüzleşmek yerine açıklama ve bahane ürettiklerini belirtti. Arslan’a göre bu kişiler için "farkındalık", hayati bir bağın kopması anlamına geldiği için zihin gerçeği ertelemeyi seçiyor.

"Sevilmediğini Bilmemeyi Tercih Etmek"

Sonuç olarak, ilişkilerdeki işaretlerin görüldüğünü ancak anlamlandırılmadığını belirten Selin Arslan, süreci şu çarpıcı cümleyle noktaladı: "İyimserlik yanlılığı, inkâr ve bağlanma birlikte çalıştığında; insan sevildiğini sanmaz, yalnızca sevilmediğini bilmemeyi tercih eder."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396