"Ekranda Mutluluk Arayan, Evindeki Huzuru Kaybediyor"
"Ekranda Mutluluk Arayan, Evindeki Huzuru Kaybediyor"
Aile Danışmanı Alime Tokgöz ile Modern Çağın Evlilik Labirentleri Üzerine... Dijitalleşen dünya, yoğun iş temposu ve bitmek bilmeyen haklılık savaşları... Modern çağın hızı, aile kavramının sükûnetini gölgelerken; Aile Danışmanı Alime Tokgöz ile evliliğin görünmez labirentlerinde yolumuzu nasıl bulacağımızı konuştuk. Tokgöz, "Evliliği büyük jestler değil, küçük ama istikrarlı yatırımlar korur," diyerek ailelere rehber olacak nitelikte çarpıcı uyarılarda bulunuyor.
Evliliğin ve Ailenin Görünmez Labirentleri
1. Sosyal medya aile içi iletişimi sizce güçlendiriyor mu, zayıflatıyor mu?
Sosyal medya, aile içine sızmış "göz alıcı bir hırsız" gibidir. Teoride bizi dünyaya bağlarken, pratikte aynı koltukta oturan iki insan arasına dijital bir cam duvar örüyor. Birbirimizin yüzündeki ifadeyi okumak yerine, başkalarının hayatlarındaki filtreli mutlulukları kaydırırken aslında "anda kalma" kapasitemizi yitiriyoruz. Güçlendirdiği tek an, gün içinde birbirimize attığımız bir "seni düşündüm" mesajıdır. Ancak akşam o ekranlar kapanmıyorsa, sosyal medya sadece bir iletişim illüzyonu yaratır.
2. Eşler yoğun iş temposunda birbirine nasıl zaman ayırmalı?
Zaman, bulunacak bir şey değil, yaratılacak bir şeydir. "Vaktim olduğunda seninle ilgileneceğim" demek, "sen önceliğim değilsin" demektir. Çözüm, saatlerce süren yemekler değil, "mikro-bağlantılar" kurmaktır. Sabah içilen 5 dakikalık kahvede telefona değil göz göze bakmak veya yatmadan önce günün bir özetini geçmek... Evliliği büyük jestler değil, bu küçük ve istikrarlı duygusal yatırımlar korur.
3. Çocuklarda ekran bağımlılığına karşı aileler ne yapmalı?
Acı gerçek şu: Çocuklar söylediklerimizi değil, ayak izlerimizi takip ederler. Elinden telefonu düşürmeyen bir ebeveynin çocuğuna "bırak" demesi, rüzgâra karşı ıslık çalmaktır. Ekranı yasaklamayın, yerine alternatif bir dünya koyun. Siz onun dünyasına dahil olduğunuzda, o ekranın sunduğu sahte dopaminden zaten vazgeçecektir. Ekranı elinden aldığınızda, yerine koyacak bir "siz"iniz olsun.
4. Sürekli tartışan çiftler nerede hata yapıyor?
En büyük hata, tartışmayı bir "haklı çıkma yarışı" sanmaktır. Bir tartışmada biri "kazanıyorsa", aslında evlilik "kaybediyordur." Sürekli tartışanlar, sorunu karşılarına almak yerine eşlerini karşılarına alırlar. Oysa siz bir takımsınız ve sorun o takımın çözmesi gereken bir pürüzdür. Sesinizi yükseltmek, mesajınızın gürültüde kaybolmasından başka bir işe yaramaz.
5. Sağlıklı bir evlilik için her gün mutlaka yapılması gereken tek şey nedir?
Tek bir kelime: "Niyetli İlgi." Her gün ama her gün, partnerinizin dünyasına küçük bir pencere açmaktır. "Bugün seni en çok ne gülümsetti?" sorusu veya 6 saniyelik bir sarılma... Bu küçük rutin, ilişkinin bağışıklık sistemidir; krizler geldiğinde yıkılmamanızı sağlar.
6. Eşler tartışırken gerçekten problemi mi konuşuyor, yoksa geçmişin yükünü mü?
Çoğu zaman tartıştığımız şey o anki "yıkanmamış bulaşık" değildir; 3 yıl önce kendimizi değersiz hissettiğimiz o doğum günüdür. Biz buna "müze bekçiliği" diyoruz. Eğer bir tartışma "Sen zaten hep..." diye başlıyorsa, o an problem değil, geçmişin hayaletleri konuşuyordur. Sağlıklı tartışma, "şimdi ve burada" kalabilme sanatıdır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.