Pozitif psikoloji alanı, insanın güçlü yönlerini ve potansiyelini inceleyerek psikolojiye yeni bir yön vermiştir.Bu yaklaşım, bireyin mutluluk, anlam ve yaşam doyumu deneyimlerini artırmayı hedefler. Ancak, günümüzde toplumda “sürekli iyi hissetmek” beklentisi, bireyler üzerinde görünmez bir baskı oluşturmakta ve duygusal çeşitliliği sınırlamaktadır.
Sosyal medya kültürü ve neoliberal bireycilik, mutluluğu performatif bir hale getirerek bireyin yalnızca iyi hissetmesini değil, iyi hissettiğini göstermek zorunda hissetmesini de pekiştirmektedir. Bu durum, duygusal gerçekliğin inkâr edilmesine ve psikolojik esnekliğin zayıflamasına yol açabilir.
Bu makalenin amacı, pozitiflik zorbalığını kuramsal ve psikolojik açıdan incelemek, bireysel ve toplumsal etkilerini analiz etmek ve sağlıklı psikolojik işleyiş açısından öneriler sunmaktır.
Kavramsal Çerçeve
Pozitiflik Zorbalığı
Pozitiflik zorbalığı, bireyin olumsuz duygularını ifade etmesini engelleyen veya değersizleştiren sosyal tutumları ifade eder (Quintero, 2021). Bu tutum, sosyal onay beklentisi ve normatif mutluluk anlayışı ile desteklenir. Literatürde yaygın örnekler şunlardır:
-
“Bunu kafana takma” veya “Her zaman pozitif ol” gibi ifadeler
-
Sosyal medya paylaşımlarında sürekli mutluluk gösterme zorunluluğu
-
Duygusal kırılganlığın güçsüzlük olarak algılanması
Duygusal Bastırma
Duygusal bastırma, olumsuz duyguların fark edilmeden veya ifade edilmeden içsel olarak kontrol altına alınmasıdır. Bastırma kısa vadede işlevsel görünse de uzun vadede psikolojik maliyetler doğurur:
-
Artmış fizyolojik stres tepkisi (kalp atış hızı, kortizol artışı)
-
Yüksek anksiyete ve depresyon riskleri
-
Düşük öznel iyi oluş ve yaşam doyumu
-
Benlik eleştirisi ve öz-şefkat eksikliği
Psikolojik Esneklik ve Öz-Şefkat
Psikolojik esneklik, bireyin zor duyguları kabul ederek ve adapte olarak işleyebilme kapasitesidir Öz-şefkat, kendine karşı yargılayıcı olmayan, anlayışlı bir tutum geliştirmeyi içerir Araştırmalar, pozitiflik zorbalığına maruz kalan bireylerin öz-şefkat düzeylerinin düşük olduğunu ve psikolojik esnekliğin zayıfladığını göstermektedir
Pozitiflik Zorbalığı ve Sosyal Baskılar
Bulgular, pozitiflik zorbalığının sosyal ve kültürel bağlamla güçlü biçimde ilişkili olduğunu göstermektedir. Sosyal medya ve popüler kültür, sürekli pozitif olmayı norm hâline getirerek bireyde performatif mutluluk algısı yaratmaktadır
Psikolojik Etkiler
-
Duygusal Bastırma: Bastırılan olumsuz duygular, anksiyete, depresyon ve stres düzeylerinde artış ile ilişkilidir
-
Öz-Şefkat: Bastırma ve normatif mutluluk beklentisi, öz-şefkat eksikliğine yol açmakta ve bireyin kendine yönelik eleştirel tutumunu artırmaktadır
-
Psikolojik Esneklik: Olumsuz duyguların bastırılması, psikolojik esnekliği düşürürken, kabul ve işleme süreçleri dayanıklılığı artırmaktadır
Sürekli mutluluğu hedeflemek, ironik biçimde mutluluk düzeyini azaltmaktadır:
“Mutlu olmalıyım ama değilim.”
Bu içsel çatışma, benlik eleştirisini ve duygusal baskıyı artırır
Pozitif psikoloji, duygusal çeşitliliği reddetmez; ancak popüler yorumlarda yalnızca “iyi hissetme” odaklı bir anlayış baskındır. Bu indirgemeci yaklaşım:
-
Bireyin olumsuz duygularını patolojikleştirir
-
Öz-şefkat eksikliğine yol açar
-
Psikolojik esnekliği ve dayanıklılığı düşürür
Sağlıklı psikolojik işleyiş, yalnızca pozitif duyguların artırılmasıyla değil, tüm duygusal deneyimlerin kabulü ve işlenmesiyle mümkündür. Önerilen müdahaleler:
-
Duygusal farkındalık geliştirme
-
Olumsuz duyguları bastırmak yerine işleme stratejileri öğretme
-
Öz-şefkat pratiklerinin yaygınlaştırılması
-
Sosyal normların eleştirel değerlendirilmesi
Sürekli iyi hissetme baskısı, birey üzerinde görünmez bir norm oluşturmakta ve pozitiflik zorbalığı olarak tanımlanabilir. Literatür, olumsuz duyguların bastırılmasının psikolojik maliyetlerini açıkça göstermektedir.
Gerçek iyi oluş, tüm duygusal deneyimlerin kabulü ve işlenmesiyle mümkündür. Psikolojik uygulamalarda danışanların olumsuz duygularını deneyimlemelerine ve anlamlandırmalarına izin vermek kritik öneme sahiptir.