Sibel Özdemir -   Psikolog
Köşe Yazarı
Sibel Özdemir - Psikolog
 

İyi Hissetmekten İyi Olabilmeye

Psikolojik İyilik Halinin Duygusal Konfordan Psikolojik Dayanıklılığa Evrimi Çağdaş ruh sağlığı söylemlerinde “iyi hissetmek”, psikolojik iyilik halinin temel göstergesi olarak ele alınmaktadır. Ancak bu yaklaşım, duygusal rahatlık ile psikolojik sağlık arasındaki ayrımı yeterince açıklayamamaktadır. Bu makalenin amacı, “iyi hissetmek” kavramını geçici duygulanım düzeyi olarak ele alırken, “iyi olabilmek” kavramını psikolojik dayanıklılık, duygusal düzenleme kapasitesi ve kendilik bütünlüğü bağlamında incelemektir. Klinik psikoloji, bağlanma kuramı ve pozitif psikolojinin ikinci dalgası ışığında, gerçek iyilik halinin yalnızca olumlu duyguların varlığı değil; bireyin olumsuz yaşantılar karşısında işlevselliğini sürdürebilme kapasitesi olduğu ileri sürülmektedir. Son yıllarda popüler psikoloji literatürü, bireyin sürekli iyi hissetmesini ruhsal sağlığın göstergesi olarak sunmaktadır. Pozitif düşünce, yüksek motivasyon ve sürekli mutluluk hali idealize edilmektedir. Ancak bu yaklaşım, insan psikolojisinin doğasına aykırı bir beklenti üretmektedir. Psikodinamik ve hümanistik kuramlar, insan deneyiminin kaçınılmaz olarak ambivalans içerdiğini vurgular (Rogers, 1961). Olumsuz duyguların bastırılması ya da yok sayılması, kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede somatik belirtiler, kaygı bozuklukları ve depresif semptomlara zemin hazırlamaktadır. Bu bağlamda temel soru şudur: Psikolojik sağlık, iyi hissetmek midir; yoksa iyi olabilmek mi? İyi Hissetmek: Hedonik İyilik Hali “İyi hissetmek”, literatürde hedonik iyi oluş kavramıyla örtüşmektedir (Diener, 1984). Bu yaklaşım, mutluluğu şu sacayakları üzerinden tanımlar: Olumlu duyguların sıklığı Olumsuz duyguların azlığı Yaşam doyumu Bu modelde bireyin dış koşullara bağlı olarak yaşadığı haz merkezi bir rol oynar. Ancak araştırmalar, hedonik mutluluğun adaptasyon gösterdiğini ve kalıcı olmadığını ortaya koymuştur. İyi hissetme hali; çevresel değişkenlere yüksek bağımlılık gösterir, kırılgandır ve stres karşısında hızla bozulur. Dolayısıyla tek başına ruhsal sağlık göstergesi olarak ele alınması sınırlıdır. İyi Olabilmek: Eudaimonik Yaklaşım ve Psikolojik Dayanıklılık İyi olabilmek, eudaimonik iyi oluş çerçevesinde değerlendirilir (Ryff, 1989). Bu yaklaşım, psikolojik sağlığı şu boyutlarla açıklar: Kendini kabul Yaşam amacı Kişisel gelişim Özerklik Çevresel ustalık Anlamlı ilişkiler Bu modelde bireyin zorlayıcı yaşam olayları karşısında içsel kaynaklarını kullanabilmesi temel kabul edilir. Psikolojik dayanıklılık (resilience), bireyin stres ve travma karşısında yeniden dengeye gelebilme kapasitesi olarak tanımlanır. Bu kapasite doğuştan değil, deneyim yoluyla gelişir. İyi olabilmek; bireyin: Olumsuz duygularla temas edebilmesi, Belirsizliği tolere edebilmesi, Kendilik bütünlüğünü koruyabilmesi, Anlam üretme becerisi geliştirebilmesi ile ilişkilidir. Duygusal Kaçınma ve Sahte İyilik Algısı Klinik gözlemler, birçok bireyin “iyi hissetme” çabasıyla duygusal kaçınma davranışları geliştirdiğini göstermektedir. Bu durum literatürde experiential avoidance olarak tanımlanır (Hayes et al., 1996). Duygusal kaçınma; bastırma, inkâr, aşırı meşguliyet ve bağımlılık davranışları şeklinde ortaya çıkabilir. Bu stratejiler kısa vadede rahatlatıcı olsa da uzun vadede psikopatoloji riskini artırmaktadır. Kendilik Teması ve Gerçek İyilik Hali Winnicott, psikolojik sağlığı “gerçek kendilikle temas” üzerinden tanımlar. Bireyin içsel yaşantılarıyla bağlantısı koptuğunda, dışarıdan işlevsel görünse bile içsel boşluk oluşur. İyi olabilmek için gerekli temel beceriler şunlardır: Duygusal farkındalık Bedensel sinyalleri okuyabilme İhtiyaçları tanıyabilme Sağlıklı sınırlar oluşturabilme Öz-şefkat geliştirebilme Bu beceriler terapötik süreçte yapılandırılabilir. Tartışma ve Sonuç Bu makale, psikolojik iyilik halinin yalnızca iyi hissetmekle açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. İyi olabilmek; bireyin acı, kayıp ve belirsizlik karşısında kendini regüle edebilme kapasitesidir. Ruhsal sağlık, mutluluğun sürekliliği değil; duygusal esnekliktir. İyileşme, acının yok olması değil; acıyla birlikte var olabilme becerisidir.
Ekleme Tarihi: 14 Şubat 2026 -Cumartesi

İyi Hissetmekten İyi Olabilmeye

Psikolojik İyilik Halinin Duygusal Konfordan Psikolojik Dayanıklılığa Evrimi

Çağdaş ruh sağlığı söylemlerinde “iyi hissetmek”, psikolojik iyilik halinin temel göstergesi olarak ele alınmaktadır. Ancak bu yaklaşım, duygusal rahatlık ile psikolojik sağlık arasındaki ayrımı yeterince açıklayamamaktadır.

Bu makalenin amacı, “iyi hissetmek” kavramını geçici duygulanım düzeyi olarak ele alırken, “iyi olabilmek” kavramını psikolojik dayanıklılık, duygusal düzenleme kapasitesi ve kendilik bütünlüğü bağlamında incelemektir. Klinik psikoloji, bağlanma kuramı ve pozitif psikolojinin ikinci dalgası ışığında, gerçek iyilik halinin yalnızca olumlu duyguların varlığı değil; bireyin olumsuz yaşantılar karşısında işlevselliğini sürdürebilme kapasitesi olduğu ileri sürülmektedir.

Son yıllarda popüler psikoloji literatürü, bireyin sürekli iyi hissetmesini ruhsal sağlığın göstergesi olarak sunmaktadır. Pozitif düşünce, yüksek motivasyon ve sürekli mutluluk hali idealize edilmektedir. Ancak bu yaklaşım, insan psikolojisinin doğasına aykırı bir beklenti üretmektedir.

Psikodinamik ve hümanistik kuramlar, insan deneyiminin kaçınılmaz olarak ambivalans içerdiğini vurgular (Rogers, 1961). Olumsuz duyguların bastırılması ya da yok sayılması, kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede somatik belirtiler, kaygı bozuklukları ve depresif semptomlara zemin hazırlamaktadır.

Bu bağlamda temel soru şudur: Psikolojik sağlık, iyi hissetmek midir; yoksa iyi olabilmek mi?

İyi Hissetmek: Hedonik İyilik Hali

“İyi hissetmek”, literatürde hedonik iyi oluş kavramıyla örtüşmektedir (Diener, 1984). Bu yaklaşım, mutluluğu şu sacayakları üzerinden tanımlar:

  • Olumlu duyguların sıklığı

  • Olumsuz duyguların azlığı

  • Yaşam doyumu

Bu modelde bireyin dış koşullara bağlı olarak yaşadığı haz merkezi bir rol oynar. Ancak araştırmalar, hedonik mutluluğun adaptasyon gösterdiğini ve kalıcı olmadığını ortaya koymuştur. İyi hissetme hali; çevresel değişkenlere yüksek bağımlılık gösterir, kırılgandır ve stres karşısında hızla bozulur. Dolayısıyla tek başına ruhsal sağlık göstergesi olarak ele alınması sınırlıdır.

İyi Olabilmek: Eudaimonik Yaklaşım ve Psikolojik Dayanıklılık

İyi olabilmek, eudaimonik iyi oluş çerçevesinde değerlendirilir (Ryff, 1989). Bu yaklaşım, psikolojik sağlığı şu boyutlarla açıklar:

  1. Kendini kabul

  2. Yaşam amacı

  3. Kişisel gelişim

  4. Özerklik

  5. Çevresel ustalık

  6. Anlamlı ilişkiler

Bu modelde bireyin zorlayıcı yaşam olayları karşısında içsel kaynaklarını kullanabilmesi temel kabul edilir. Psikolojik dayanıklılık (resilience), bireyin stres ve travma karşısında yeniden dengeye gelebilme kapasitesi olarak tanımlanır. Bu kapasite doğuştan değil, deneyim yoluyla gelişir.

İyi olabilmek; bireyin:

  • Olumsuz duygularla temas edebilmesi,

  • Belirsizliği tolere edebilmesi,

  • Kendilik bütünlüğünü koruyabilmesi,

  • Anlam üretme becerisi geliştirebilmesi ile ilişkilidir.

Duygusal Kaçınma ve Sahte İyilik Algısı

Klinik gözlemler, birçok bireyin “iyi hissetme” çabasıyla duygusal kaçınma davranışları geliştirdiğini göstermektedir. Bu durum literatürde experiential avoidance olarak tanımlanır (Hayes et al., 1996).

Duygusal kaçınma; bastırma, inkâr, aşırı meşguliyet ve bağımlılık davranışları şeklinde ortaya çıkabilir. Bu stratejiler kısa vadede rahatlatıcı olsa da uzun vadede psikopatoloji riskini artırmaktadır.

Kendilik Teması ve Gerçek İyilik Hali

Winnicott, psikolojik sağlığı “gerçek kendilikle temas” üzerinden tanımlar. Bireyin içsel yaşantılarıyla bağlantısı koptuğunda, dışarıdan işlevsel görünse bile içsel boşluk oluşur. İyi olabilmek için gerekli temel beceriler şunlardır:

  • Duygusal farkındalık

  • Bedensel sinyalleri okuyabilme

  • İhtiyaçları tanıyabilme

  • Sağlıklı sınırlar oluşturabilme

  • Öz-şefkat geliştirebilme

Bu beceriler terapötik süreçte yapılandırılabilir.

Tartışma ve Sonuç

Bu makale, psikolojik iyilik halinin yalnızca iyi hissetmekle açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. İyi olabilmek; bireyin acı, kayıp ve belirsizlik karşısında kendini regüle edebilme kapasitesidir.

Ruhsal sağlık, mutluluğun sürekliliği değil; duygusal esnekliktir. İyileşme, acının yok olması değil; acıyla birlikte var olabilme becerisidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396