Öznur Eker Uzman Sosyolog & Aile ve Evlilik Danışmanı
Köşe Yazarı
Öznur Eker Uzman Sosyolog & Aile ve Evlilik Danışmanı
 

İnsan Neden Bir Gün “Artık Konuşamam” Der?

DUYGUSAL YORGUNLUK: Bazı insanlar gitmez. Kapıyı çarpmaz, eşyalarını toplamaz, ilişkiyi açıkça bitirmez. Sadece yavaş yavaş susar. Danışmanlık odasında bu suskunluk çoğu zaman şu cümleyle dile gelir: “Anlatmayı bıraktım çünkü artık anlaşılacağına inanmıyorum.” Bu cümle bir kopuştan çok daha fazlasını anlatır. Bu, duygusal yorgunluğun sesidir. Güncel ilişkilerde sıkça gözlenen bu geri çekilme hali yüzeyden bakıldığında ilgisizlik ya da kaçış gibi algılanır. Oysa terapötik açıdan suskunluk çoğu zaman tekrarlayan bir yüklenmeye verilen geç kalmış bir tepkidir. Kişi uzun süre anlaşılmadığını hissetmiş, duygularını açıklamak zorunda kalmış, aynı şeyleri defalarca anlatmış ve karşılık alamamışsa bir noktada enerjisini korumaya çalışır. Bu noktada susmak ilişkiyi cezalandırmak için değil, kendini ayakta tutabilmek için ortaya çıkar. Özellikle aile ilişkilerinde bu durum daha karmaşık hale gelir. Çünkü aile bağları bireyin çıkış hakkını sınırlayan görünmez kurallarla çevrilidir. “Anne babaya küsülmez”, “kardeşle mesafe olmaz”, “eşler her şeyi konuşur” gibi beklentiler duygusal yorgunluğu yaşayan birey için ekstra bir baskı yaratır. Her suskunluk sağlıksız değildir. Ancak uzun süreli ve tek taraflı hale geldiğinde ilişkide duygusal mesafe artar, yanlış yorumlar çoğalır ve taraflar birbirinin iç dünyasını tahmin etmeye başlar. Terapötik süreçte amaç suskunluğu kırmak değil, suskunluğun neden gerekli hale geldiğini anlamaktır. Güven yeniden inşa edildiğinde kişi yeniden konuşabilir. Bazı insanlar susarak gider. Bazıları ise susarak kalmaya çalışır. Duygusal yorgunluk fark edilmediğinde ilişkiler bitmez, sessizleşir.
Ekleme Tarihi: 14 Şubat 2026 -Cumartesi

İnsan Neden Bir Gün “Artık Konuşamam” Der?

DUYGUSAL YORGUNLUK:

Bazı insanlar gitmez. Kapıyı çarpmaz, eşyalarını toplamaz, ilişkiyi açıkça bitirmez. Sadece yavaş yavaş susar.

Danışmanlık odasında bu suskunluk çoğu zaman şu cümleyle dile gelir: “Anlatmayı bıraktım çünkü artık anlaşılacağına inanmıyorum.” Bu cümle bir kopuştan çok daha fazlasını anlatır. Bu, duygusal yorgunluğun sesidir.

Güncel ilişkilerde sıkça gözlenen bu geri çekilme hali yüzeyden bakıldığında ilgisizlik ya da kaçış gibi algılanır. Oysa terapötik açıdan suskunluk çoğu zaman tekrarlayan bir yüklenmeye verilen geç kalmış bir tepkidir.

Kişi uzun süre anlaşılmadığını hissetmiş, duygularını açıklamak zorunda kalmış, aynı şeyleri defalarca anlatmış ve karşılık alamamışsa bir noktada enerjisini korumaya çalışır. Bu noktada susmak ilişkiyi cezalandırmak için değil, kendini ayakta tutabilmek için ortaya çıkar.

Özellikle aile ilişkilerinde bu durum daha karmaşık hale gelir. Çünkü aile bağları bireyin çıkış hakkını sınırlayan görünmez kurallarla çevrilidir. “Anne babaya küsülmez”, “kardeşle mesafe olmaz”, “eşler her şeyi konuşur” gibi beklentiler duygusal yorgunluğu yaşayan birey için ekstra bir baskı yaratır.

Her suskunluk sağlıksız değildir. Ancak uzun süreli ve tek taraflı hale geldiğinde ilişkide duygusal mesafe artar, yanlış yorumlar çoğalır ve taraflar birbirinin iç dünyasını tahmin etmeye başlar.

Terapötik süreçte amaç suskunluğu kırmak değil, suskunluğun neden gerekli hale geldiğini anlamaktır. Güven yeniden inşa edildiğinde kişi yeniden konuşabilir.

Bazı insanlar susarak gider. Bazıları ise susarak kalmaya çalışır. Duygusal yorgunluk fark edilmediğinde ilişkiler bitmez, sessizleşir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396