Çocuklarda davranış bozukluğu, çoğu zaman yalnızca gözlemlenen davranışlar üzerinden değerlendirilir. Oysa bu davranışlar, çocuğun duygusal, sosyal ve çevresel yaşantısına dair önemli ipuçları taşır. Öfke, karşı gelme, içe kapanma ya da saldırganlık gibi tepkiler; çoğu zaman çocuğun baş etme becerilerinin henüz yeterince gelişmemiş olmasının bir sonucudur.
Gelişimsel açıdan bakıldığında, çocuklar yaşadıkları duyguları her zaman sözel olarak ifade edemezler. Bu nedenle davranış, çocuğun kendini anlatma biçimi haline gelir. Özellikle erken çocukluk ve ergenlik dönemlerinde ortaya çıkan davranış sorunları, çocuğun iç dünyasında yaşadığı karmaşanın dışa vurumu olarak değerlendirilmelidir. Bu süreçte davranışı tek başına ele almak, çocuğun yaşadığı duygusal yükü gözden kaçırma riskini beraberinde getirir.
Aile içi ilişkiler, ebeveyn tutumları, sınırların tutarlılığı ve çocuğun kendini ne kadar güvende hissettiği, davranış örüntülerinin şekillenmesinde belirleyici rol oynar. Tutarsız disiplin anlayışı, aşırı kontrol ya da duygusal ihmal gibi etkenler, davranış problemlerinin sürmesine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle değerlendirme sürecinde yalnızca çocuğa değil, çocuğun içinde bulunduğu sisteme bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmak gerekir.
Bu noktada temel amaç, davranışı kontrol altına almaktan ziyade davranışın altında yatan ihtiyacı anlamaktır.
Etiketleyici ve cezalandırıcı yaklaşımlar kısa vadede işlevsel görünse de uzun vadede çocuğun benlik algısını zedeleyebilir ve davranış sorunlarını pekiştirebilir. Bunun yerine çocuğu merkeze alan, gelişimsel özellikleri gözeten ve aileyi sürece aktif biçimde dahil eden yaklaşımlar kalıcı değişimi mümkün kılar.
Unutulmamalıdır ki davranış bozukluğu, değişmez ya da kalıcı bir durum değildir. Doğru yönlendirme, sağlıklı iletişim, tutarlı sınırlar ve profesyonel destekle çocuklar duygularını daha işlevsel yollarla ifade etmeyi öğrenir. Her çocuk anlaşılma ve kabul görme fırsatı bulduğunda, davranış da zamanla dönüşür. Bu dönüşüm, yalnızca çocuğun değil; ailenin de birlikte iyileşmesine alan açar.