İlkay Altay -Psikolog
Köşe Yazarı
İlkay Altay -Psikolog
 

30 Yaş ve Farkındalıklar

  Bugün, 30 yaşıma girdim. Uzun süredir üzerinde düşündüğüm, zihnimi kurcalayan konuları artık 30 yaşındaki bir terapist bakış açısıyla anlatmak istedim.  Hepimiz bir gün büyüyeceğimizi, yirmili, otuzlu ya da kırklı yaşlara geleceğimizi biliriz. Her yıl doğum günlerimizi kutlayarak kendimize bu gerçeği hatırlatırız da… Buna rağmen zamanın bu denli hızlı geçtiğini hissetmemiz sizce de garip değil mi? Zaman Hızlı (mı) Geçiyor Ben zamanın hızlı geçtiği yanılsamasının, dünyadaki her değişimi aynı anda takip  edemeyişimizden ortaya çıktığını düşünüyorum. Örneğin, sık görüşmediğimiz bir akrabamızın çocuğunu en son bebekken görüp, bir sonraki karşılaşmada onun kocaman bir yetişkin olduğunu fark ettiğimizde sarsılırız. Aslında orada bizi şaşırtan şey zamanın hızı değil, dünyanın bizim etrafımızda dönmediği gerçeğidir. Bunu bir narsisistik yaralanma olarak da yorumlayabiliriz. Hayat bizden bağımsız akıp gider, biz o büyük değişimleri her an takip edemeyiz ve ardından o klasik cümleyi kurarız: "Sen göz açıp kapayıncaya kadar nasıl büyüdün?" Şimdi ve Burada mı, Sonra ve Başka Yerde mi ? Bu şaşkınlığın temelinde anı yaşamakla ilgili sorunlarımız yatıyor. Zihnimiz sürekli bir bölünme halinde, içinde bulunduğumuz ortamdayken başka konuları, başka konularla ilgilenirken de içinde bulunamadığımız ortamları düşünüyoruz. Mekanlar ve düşünceler arasında gidip gelirken, zamanı hakkıyla deneyimleyemiyoruz. Oysa zihnimizi "şimdi ve buraya" getirebilsek, anı tam olarak hissedip yaşayabilsek, çevremizdeki değişimler gözümüze o kadar keskin ve ani gelmeyecek. İşte o zaman yaşamın aslında ne kadar ağır bir tempoda aktığını ve en önemlisi bu evrende herkesin kendi hayatının başrolü olduğunu fark edeceğiz. Bitiş Çizgisi Olmayan Bir Yarışma Bana otuzlu yaşlar hep ciddiyeti ve oturmuş bir düzeni temsil ederdi. Ama bugün, tam da bu yaşın sınırındayken şundan gittikçe daha çok emin oluyorum: Hayatın doğrusal, belirli bir düzeni yok. “Şu olunca tamam, bunu bitireyim o zaman mutlu olurum” dediğimiz her an, sadece yaşımızın geçmesine ve hiçbir zaman ulaşamadığımız potansiyellerimize üzülmemize neden oluyor.  Mutluluk, iyi bir okul kazanmanız- evlenmeniz- evinizin, arabanızın, çocuklarınızın olması ile ilgili değil. Mutluluk, sadece içinde bulunduğunuz anla ve kendinizle alakalı.  Aynadaki Adam/ Kadın Bir gün aynaya bakıp yüzünüzün ne kadar olgunlaştığını ve yetişkin özellikleri gösterdiğini fark ettiğinizde büyük bir şaşkınlık yaşıyorsanız, bu durum kendinizle ne kadar az ilgilendiğinizle alakalı olabilir mi? Hiçbirimiz bir sabah uyanıp "Sesim ne kadar kalınlaşmış böyle!" demeyiz, çünkü o ses bizimle birlikte, her gün adım adım değişmiştir. Ancak kendi sesimize, kendi ihtiyaçlarımıza uzun süre kulaklarımızı kapatırsak, bir gün o yabancılaştığımız ses de, içimizde biriktirip söyleyemediklerimiz de bizi ciddi şekilde rahatsız etmeye başlar. Zaman Hızlı Geçmiyor, Biz Hızlı Yaşıyoruz Zamanın hızından şikayet etmek, aslında kendi hayatımızın akışını uzaktan izlemenin getirdiği  suçluluk duygusundan başka bir şey değil. Hayatın doğrusal bir düzeni olduğuna inanıp mutluluğu hep başka zamanlara erteledikçe, hem anı kaçırıyor hem de kendimize yabancılaşıyoruz. Aynadaki yüze yabancılaşmamak dileğiyle…
 İlkay Altay -Psikolog

30 Yaş ve Farkındalıklar

 

Bugün, 30 yaşıma girdim. Uzun süredir üzerinde düşündüğüm, zihnimi kurcalayan konuları artık 30 yaşındaki bir terapist bakış açısıyla anlatmak istedim. 

Hepimiz bir gün büyüyeceğimizi, yirmili, otuzlu ya da kırklı yaşlara geleceğimizi biliriz. Her yıl doğum günlerimizi kutlayarak kendimize bu gerçeği hatırlatırız da… Buna rağmen zamanın bu denli hızlı geçtiğini hissetmemiz sizce de garip değil mi?

Zaman Hızlı (mı) Geçiyor

Ben zamanın hızlı geçtiği yanılsamasının, dünyadaki her değişimi aynı anda takip  edemeyişimizden ortaya çıktığını düşünüyorum. Örneğin, sık görüşmediğimiz bir akrabamızın çocuğunu en son bebekken görüp, bir sonraki karşılaşmada onun kocaman bir yetişkin olduğunu fark ettiğimizde sarsılırız. Aslında orada bizi şaşırtan şey zamanın hızı değil, dünyanın bizim etrafımızda dönmediği gerçeğidir. Bunu bir narsisistik yaralanma olarak da yorumlayabiliriz. Hayat bizden bağımsız akıp gider, biz o büyük değişimleri her an takip edemeyiz ve ardından o klasik cümleyi kurarız: "Sen göz açıp kapayıncaya kadar nasıl büyüdün?"

Şimdi ve Burada mı, Sonra ve Başka Yerde mi ?

Bu şaşkınlığın temelinde anı yaşamakla ilgili sorunlarımız yatıyor. Zihnimiz sürekli bir bölünme halinde, içinde bulunduğumuz ortamdayken başka konuları, başka konularla ilgilenirken de içinde bulunamadığımız ortamları düşünüyoruz. Mekanlar ve düşünceler arasında gidip gelirken, zamanı hakkıyla deneyimleyemiyoruz. Oysa zihnimizi "şimdi ve buraya" getirebilsek, anı tam olarak hissedip yaşayabilsek, çevremizdeki değişimler gözümüze o kadar keskin ve ani gelmeyecek. İşte o zaman yaşamın aslında ne kadar ağır bir tempoda aktığını ve en önemlisi bu evrende herkesin kendi hayatının başrolü olduğunu fark edeceğiz.

Bitiş Çizgisi Olmayan Bir Yarışma

Bana otuzlu yaşlar hep ciddiyeti ve oturmuş bir düzeni temsil ederdi. Ama bugün, tam da bu yaşın sınırındayken şundan gittikçe daha çok emin oluyorum: Hayatın doğrusal, belirli bir düzeni yok. “Şu olunca tamam, bunu bitireyim o zaman mutlu olurum” dediğimiz her an, sadece yaşımızın geçmesine ve hiçbir zaman ulaşamadığımız potansiyellerimize üzülmemize neden oluyor.  Mutluluk, iyi bir okul kazanmanız- evlenmeniz- evinizin, arabanızın, çocuklarınızın olması ile ilgili değil. Mutluluk, sadece içinde bulunduğunuz anla ve kendinizle alakalı. 

Aynadaki Adam/ Kadın

Bir gün aynaya bakıp yüzünüzün ne kadar olgunlaştığını ve yetişkin özellikleri gösterdiğini fark ettiğinizde büyük bir şaşkınlık yaşıyorsanız, bu durum kendinizle ne kadar az ilgilendiğinizle alakalı olabilir mi?

Hiçbirimiz bir sabah uyanıp "Sesim ne kadar kalınlaşmış böyle!" demeyiz, çünkü o ses bizimle birlikte, her gün adım adım değişmiştir. Ancak kendi sesimize, kendi ihtiyaçlarımıza uzun süre kulaklarımızı kapatırsak, bir gün o yabancılaştığımız ses de, içimizde biriktirip söyleyemediklerimiz de bizi ciddi şekilde rahatsız etmeye başlar.

Zaman Hızlı Geçmiyor, Biz Hızlı Yaşıyoruz

Zamanın hızından şikayet etmek, aslında kendi hayatımızın akışını uzaktan izlemenin getirdiği  suçluluk duygusundan başka bir şey değil. Hayatın doğrusal bir düzeni olduğuna inanıp mutluluğu hep başka zamanlara erteledikçe, hem anı kaçırıyor hem de kendimize yabancılaşıyoruz. Aynadaki yüze yabancılaşmamak dileğiyle…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.