Uzmanlıktan Yol Arkadaşlığına
Varoluşçu ekolde terapist, danışana sadece müdahale eden bir uzman değil, danışanın yaşamına tanıklık eden bir yol arkadaşıdır. Karşınızdaki insan, yaşamın anlamsızlığından veya ölümün korkutuculuğundan bahsederken, zihninizdeki tüm teorik bilgiler işlevini yitirir. İşte o an, terapistin kendi insani varlığı devreye girmelidir. Çünkü bazen danışanın beklediği teknik bir bilgi değil, anlaşılmaktır.
Hiyerarşiden Eşitliğe
Eğer birine yol gösteriyorsanız, araya hiyerarşik bir mesafe koyarsınız. Ama yol arkadaşıysanız, aranızdaki o mesafe yerini eşitliğe bırakır. Bizim işimiz danışanın elinden tutup onu aydınlığa çıkarmak değil, o karanlığın içinde onunla birlikte var olabilme ve o karanlığa tahammül edebilme becerisini paylaşmaktır.
Bilimsel Bir Gereklilik Olarak İnsan Olmak
Araştırmalar, kuramsal farkları başarıdaki payının %15’i geçmediğini, asıl farkı kurulan bağın ortaya çıkardığını gösteriyor. Terapistin otantik duruşunun ve “şimdi ve burada” odağında kurduğu ilişkinin, danışanın değişimini en güçlü şekilde destekleyen unsur olduğunu vurguluyor.
Sonuç olarak klinik başarı, terapi kuramını bir savunma kalkanı olarak kullanmak yerine, onu danışanın varoluşsal sancısına eşlik edecek bir araç olarak konumlandırmaktan geçer.