Bazen fark ediyor musun?
Bir ortamdan diğerine geçerken sanki sesimizin tonu bile değişiyor. Aynı biziz ama başka bir versiyonumuz sahneye çıkıyor. Arkadaşlarla daha rahat, ailede daha temkinli, yeni insanlarla daha ölçülü…
Sanki içimizde küçük küçük karakterler var da hangisi nerede konuşacağını biliyor gibi.
Eskiden bunun sahte olmak olduğunu düşünürdüm. Sonra şunu fark ettim: Belki de bu biraz korunmak, biraz anlaşılmak, biraz da “buraya aitim” diyebilmek.
İnsan bulunduğu yerde kabul görmek istiyor. Ve çoğu zaman uyum sağlamak, kendini tamamen değiştirmek değil; sadece bazı yönlerini kısmak ya da açmak oluyor.
Ama işte ince bir çizgi var.
Uyum sağlamak başka, kendini kaybetmek başka. Eğer her ortamda başka biri gibi hissediyorsak ve günün sonunda hangisinin gerçek olduğuna yabancılaşıyorsak, işte orası yorucu.
Belki de mesele şu:
Her yerde aynı kişi olmak zorunda değiliz. Ama her yerde kendimizden bir parça kalmalı. Çünkü insan en çok kendisine yabancılaştığında yalnızlaşıyor.