İyi anlaşmak yetmiyor. Doğru zamanda tanışmak meselesi. Neden çok iyi anlaştığımız partnerlerimizle masalsı bir ilişki yaşayamıyoruz? Çocukken bize böyle öğretilmemişti.
Prens ve prenses birbirine âşık olur, sihirli bir öpücükle birbirine bağlanır ve sonsuza dek mutlu yaşarlardı. Oysa 2026 yılında beyaz atlı prensini arayan prenseslerin çoğu, aynı zamanda ofislerinde ellerinde kahve ve bilgisayarlarla ayın elemanı olmanın yollarını kovalıyor.
Sorun belki de anlaşmakta değil; aynı anda aynı hayata hazır olmamakta. Bazen hayatındaki kişiyle birçok ortak noktanız olduğunu düşünürsün. Aynı esprilere güler, birbirinizin cümlelerini tamamlarsınız ama yine de tamamlanmış hissedemezsiniz. Çünkü hayatın farklı aşamalarındasınızdır.
Farklı Hızlar, Görünmez Mesafeler
Biri durulmak isterken diğeri hâlâ koşuyordur. Biri bir hayat kurmayı hayal ederken, diğeri kendini yeniden kurmaya çalışıyordur. Ve bu fark, ne kadar iyi anlaşırsak anlaşalım, araya görünmez bir mesafe koyar.
Özellikle günümüzde kadınlar çalışmayı, üretmeyi öncelik hâline getirirken; sosyal hayatlarında duygusallıklarını da yaşayabilmenin dengesini arıyor. Erkekler ise çoğu zaman hayatını düzene koyup birtakım şeyleri başarmaya hazırlandıkları evrede, karşılarına çıkan “doğru insanı” kaybedebiliyor.
Belki de bu yüzden bazı ilişkiler yarım kalmaya mahkûm oluyor. Hayatın farklı evrelerinde, farklı önceliklerle birbirimize öncelik veremediğimiz için; “doğru insan, yanlış zaman” kalıbına oturtulmuş ilişkiler olarak hafızamızda yerini alıyor.