Dilara Korkut-stj.psk.
Köşe Yazarı
Dilara Korkut-stj.psk.
 

Uçamayanların Unuttuğu Bir Hikaye

İnsanı bir tırtıl olarak görmeyi denedim bugün. Aceleci, aç, hep daha fazlasını isteyen bir o kadar meraklı bir tırtıl. Yaprak yaprak yiyoruz hayatı; diplomasını, kariyerini, alkışını… “Biraz daha,” diyoruz. Oysa yediğimiz her yaprak, bizi bir noktaya götürüyor: durmaya. Durmak… Modern insanın en çok korktuğu fiil. Tırtıl durur. İnsan kaçırır. Tırtıl, vakti geldiğinde içgüdüsüne güvenir; insan, takvimine. Tırtıl koza örer; insan bahane. Ama dönüşüm, her ikisinden de bir bedel ister: yalnızlık. Koza, bir odadır. Kapısı içeriden kilitli. İçeride alkış yok, seyirci yok. Bildiğin beden erir, tanıdığın alışkanlıklar çözülür. Tırtılın bacakları anlamını yitirir; insanın ezberleri. O kozanın içinde “ben” dediğin şey sıvılaşır. Ne olduğun değil, ne olabileceğin konuşur. İnsan buna depresyon der; tırtıl kader. Kozanın dışından bakınca ürkütücüdür bu hal. “Çöktü,” derler. “Kayboldu.” Oysa tırtıl kaybolmaz; hazırlanır. İnsan da öyle. En sessiz dönemler, en gürültülü dönüşümlerin provasını yapar. Koza sabır ister. İnsan sabrı öğrenir ya da öğrenemez. Sonra bir gün… Çatlak. İlk ışık sızar. Çıkmak zordur. Kelebek, kozayı kolayca terk etmez; zorlanır. Bu zorlanma kanatlara güç verir. İnsanın da öyledir: kolay çıkan, uçamaz. Acı, bazen bir öğretmendir; bazen de tek öğretmen. Kelebek çıktığında kimse ona “Tırtılken daha iyiydin” demez. İnsana derler. Çünkü insan, değiştiğinde suçlanır. “Bize benzemiyorsun artık.” Oysa benzememek, bazen hayatta kalmanın tek yoludur. Kelebek, eski yapraklara dönmez. İnsan dönmeye çalışır; eski masalara, eski cümlelere. Sonra kanatlarını saklar. Bir köşe yazısında kelebek övmek kolaydır. Zor olan, kozayı savunmaktır. O karanlık, sıkışık, sessiz aralığı bulmaktır. Kendinle kaldığın, kimsenin seni tanımadığı, hatta senin bile… O aralık olmasa uçuş da olmaz. Koza, başarısızlık değil; hazırlıktır. Bugün aynaya baktığında tırtılını görüyorsan üzülme. Belki de tam olması gereken yerdesin. Yaprak saymayı bırak, sesi kıs, içgüdüne kulak ver. Bir gün sen de çatlatacaksın duvarlarını. Ve uçtuğunda inan kimse seni durduramayacak. Çünkü insan, en çok kendini uçtuğunda dünyanın güzelliklerini gördüğünde kanat bulur.    
Ekleme Tarihi: 27 Ocak 2026 -Salı

Uçamayanların Unuttuğu Bir Hikaye

İnsanı bir tırtıl olarak görmeyi denedim bugün. Aceleci, aç, hep daha fazlasını isteyen bir o kadar meraklı bir tırtıl. Yaprak yaprak yiyoruz hayatı; diplomasını, kariyerini, alkışını…

“Biraz daha,” diyoruz. Oysa yediğimiz her yaprak, bizi bir noktaya götürüyor: durmaya.

Durmak… Modern insanın en çok korktuğu fiil. Tırtıl durur. İnsan kaçırır. Tırtıl, vakti geldiğinde içgüdüsüne güvenir; insan, takvimine.

Tırtıl koza örer; insan bahane. Ama dönüşüm, her ikisinden de bir bedel ister: yalnızlık.

Koza, bir odadır. Kapısı içeriden kilitli. İçeride alkış yok, seyirci yok. Bildiğin beden erir, tanıdığın alışkanlıklar çözülür. Tırtılın bacakları anlamını yitirir; insanın ezberleri. O kozanın içinde “ben” dediğin şey sıvılaşır.

Ne olduğun değil, ne olabileceğin konuşur. İnsan buna depresyon der; tırtıl kader.

Kozanın dışından bakınca ürkütücüdür bu hal. “Çöktü,” derler. “Kayboldu.” Oysa tırtıl kaybolmaz; hazırlanır. İnsan da öyle.

En sessiz dönemler, en gürültülü dönüşümlerin provasını yapar. Koza sabır ister. İnsan sabrı öğrenir ya da öğrenemez.

Sonra bir gün… Çatlak. İlk ışık sızar. Çıkmak zordur. Kelebek, kozayı kolayca terk etmez; zorlanır. Bu zorlanma kanatlara güç verir.

İnsanın da öyledir: kolay çıkan, uçamaz. Acı, bazen bir öğretmendir; bazen de tek öğretmen.

Kelebek çıktığında kimse ona “Tırtılken daha iyiydin” demez. İnsana derler. Çünkü insan, değiştiğinde suçlanır. “Bize benzemiyorsun artık.” Oysa benzememek, bazen hayatta kalmanın tek yoludur. Kelebek, eski yapraklara dönmez.

İnsan dönmeye çalışır; eski masalara, eski cümlelere. Sonra kanatlarını saklar.

Bir köşe yazısında kelebek övmek kolaydır. Zor olan, kozayı savunmaktır. O karanlık, sıkışık, sessiz aralığı bulmaktır. Kendinle kaldığın, kimsenin seni tanımadığı, hatta senin bile… O aralık olmasa uçuş da olmaz. Koza, başarısızlık değil; hazırlıktır.

Bugün aynaya baktığında tırtılını görüyorsan üzülme. Belki de tam olması gereken yerdesin. Yaprak saymayı bırak, sesi kıs, içgüdüne kulak ver.

Bir gün sen de çatlatacaksın duvarlarını. Ve uçtuğunda inan kimse seni durduramayacak.

Çünkü insan, en çok kendini uçtuğunda dünyanın güzelliklerini gördüğünde kanat bulur.

 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396