Psikolojik açıdan baktığımızda bunun arkasında birkaç derin ve oldukça insani neden vardır.Öncelikle duygularımızı düzenleme ihtiyacı gelir. İnsan zihni, yoğun üzüntü, kaygı ya da kırılganlık hallerinde denge arar. “İyiyim” demek bazen bir telkin gibidir; kişi bu sözü söyleyerek hem karşısındakini hem de kendisini sakinleştirmeye çalışır. Duyguyu inkar etmekten çok, onu bir süreliğine kontrol altına alma çabasıdır.
Bir diğer önemli neden toplumsal beklentilerdir. Birçok kültürde güçlü görünmek, sorunlarını kendi başına çözmek ve başkalarına yük olmamak öğretilir. “İyi değilim” demek, bazı insanlar için zayıflık göstergesi gibi algılanır. Bu yüzden kişi, anlaşılmama ya da yargılanma ihtimaline karşı “iyiyim” diyerek kendini sosyal olarak güvende tutar.Ayrıca duyguları ifade etmeyi bilmemek de bu davranışın temelinde yer alır. Herkes ne hissettiğini kelimelere dökmekte aynı derecede rahat değildir. İçinde karmaşık, adı konmamış bir sıkıntı varken “iyi değilim” demek bile zor gelebilir. “İyiyim” ise hazır, kısa ve güvenli bir cümledir.Bir başka boyut ise başkalarını koruma isteğidir.
Kimi insanlar sevdiklerini üzmemek için kendi yüklerini saklar. “İyi değilim” demenin karşısındakini endişelendireceğini düşünür ve bu sorumluluğu almamak için iyiyim der. Bu, başkasını düşünmenin sessiz bir yoludur.Son olarak, bazen “iyiyim” demek umutla ilgilidir. İnsan, henüz iyi olmasa bile iyi olacağına inanmak ister. Bu cümle, bir maske olduğu kadar küçük bir tutunma dalı da olabilir.Kısacası, iyi değilken “iyiyim” demek çoğu zaman samimiyetsizlikten değil; korunma, uyum sağlama ve ayakta kalma çabasından doğar. İnsan ruhu, kendini böyle küçük cümlelerle taşır.