Sosyolog Öznur Eker’den İlişki Rehberi: "Tartışmanın Galibi Varsa, İlişki Kaybetmiş Demektir"
AİLE DANIŞMANI
Sosyolog Öznur Eker’den İlişki Rehberi: "Tartışmanın Galibi Varsa, İlişki Kaybetmiş Demektir"
Uzman Sosyolog ve Aile ve Evlilik Danışmanı Öznur Eker, ikili ilişkilerin en büyük tıkanma noktası olan "Beni hiç anlamıyorsun" şikâyetini mercek altına aldı. Eker’e göre, çözüm partnerin zihnini okumasını beklemek değil; "Sen" dili yerine "Ben" dilini kullanarak savunma duvarlarını indirmekte saklı.
Beni Hiç Anlamıyorsun! Demeden Önce
Sahiden Aynı Dili mi Konuşuyoruz?
Geçen gün bir danışanım dert yanıyor: “Hocam, ona bin kere söyledim, duvara anlatsam yıkılırdı ama o hala bildiğini okuyor.” Bu cümle size de tanıdık geldi mi? Hepimiz hayatımızın bir döneminde kendimizi bir anlaşılma dehlizinde kaybolmuş hissetmişizdir.
Ama asıl soru şu: Acaba biz gerçekten anlatıyor muyuz, yoksa sadece “gürültü” mü yapıyoruz?
1. “Sen” Derken Aslında Ne Diyoruz?
Tartışmaların en büyük katili o meşhur “Sen” kelimesidir. “Sen hep böylesin,” “Sen beni hiç dinlemiyorsun,” “Sen yine geç kaldın.” Farkında mısınız?
Bu cümleler birer paylaşım değil, parmakla gösterilen birer suçlama dosyasıdır. Karşınızdaki insan bu cümleyi duyduğu an, beyni otomatik olarak “savunma” moduna geçer. Artık sizi duymaz, sadece size nasıl cevap vereceğini tasarlamaya başlar.
Küçük bir tüyo: “Sen beni ihmal ediyorsun” yerine, “Bu aralar seninle vakit geçirmeye çok ihtiyacım var, kendimi biraz yalnız hissediyorum” demeyi deneyin.
Göreceksiniz, savunma duvarları bir anda inmeye başlayacak. Çünkü kimse sizin “hislerinize” itiraz edemez, ama suçlamalarınıza sonuna kadar direnir.
2. Dinlemek mi, Yoksa Cevap Sırasını Beklemek mi?
Çoğumuzun yaptığı en büyük hata, karşı taraf konuşurken onu anlamak için değil, ona “had bildirecek” cevabı hazırlamak için beklemektir. Gözler partnerimizdeyken zihnimiz arka planda çoktan karşı saldırıyı planlıyordur. Oysa gerçek iletişim, karşıdakinin cümlesi bittiğinde başlar. Onun ne dediğini sadece kulaklarınızla değil, kalbinizle de duymaya çalışın. Bazen söylenemeyen o cümlenin altında sadece bir “görülme” arzusu yatar.
3. “Zihin Okuma” Tuzağı
“Beni sevseydi, bunu söylememe gerek kalmadan anlardı.” İşte bu, ilişkileri bitiren en tehlikeli şehir efsanesidir. Kimse müneccim değil. Partnerinizin zihninizi okumasını beklemek, kendinizi hayal kırıklığına mahkum etmektir. İhtiyaçlarınızı net, açık ve nazikçe dile getirmek bir zayıflık değil, ilişkinize duyduğunuz saygıdır. Anlatılmayan her beklenti, zamanla sessiz bir öfkeye dönüşür.
Bu Akşam İçin Bir Ödev
Eşinizle veya sevdiğiniz biriyle bir gerginlik yaşadığınızda, haklı çıkmaya çalışmayı bir kenara bırakın. Sadece şu soruyu sorun: “Şu an tam olarak ne hissediyorsun ve ben seni nasıl daha iyi duyabilirim?”
Unutmayın; bir tartışmanın galibi varsa, o ilişkide her iki taraf da kaybetmiş demektir. Kazananın “biz” olduğu bir dil kurmak, hayatınızdaki en büyük devrim olacaktır.
Uzman Sosyolog ve Aile ve Evlilik Danışmanı Öznur Eker, ikili ilişkilerin en büyük tıkanma noktası olan "Beni hiç anlamıyorsun" şikâyetini mercek altına aldı. Eker’e göre, çözüm partnerin zihnini okumasını beklemek değil; "Sen" dili yerine "Ben" dilini kullanarak savunma duvarlarını indirmekte saklı.
Beni Hiç Anlamıyorsun! Demeden Önce
Sahiden Aynı Dili mi Konuşuyoruz?
Geçen gün bir danışanım dert yanıyor: “Hocam, ona bin kere söyledim, duvara anlatsam yıkılırdı ama o hala bildiğini okuyor.” Bu cümle size de tanıdık geldi mi? Hepimiz hayatımızın bir döneminde kendimizi bir anlaşılma dehlizinde kaybolmuş hissetmişizdir.
Ama asıl soru şu: Acaba biz gerçekten anlatıyor muyuz, yoksa sadece “gürültü” mü yapıyoruz?
1. “Sen” Derken Aslında Ne Diyoruz?
Tartışmaların en büyük katili o meşhur “Sen” kelimesidir. “Sen hep böylesin,” “Sen beni hiç dinlemiyorsun,” “Sen yine geç kaldın.” Farkında mısınız?
Bu cümleler birer paylaşım değil, parmakla gösterilen birer suçlama dosyasıdır. Karşınızdaki insan bu cümleyi duyduğu an, beyni otomatik olarak “savunma” moduna geçer. Artık sizi duymaz, sadece size nasıl cevap vereceğini tasarlamaya başlar.
Küçük bir tüyo: “Sen beni ihmal ediyorsun” yerine, “Bu aralar seninle vakit geçirmeye çok ihtiyacım var, kendimi biraz yalnız hissediyorum” demeyi deneyin.
Göreceksiniz, savunma duvarları bir anda inmeye başlayacak. Çünkü kimse sizin “hislerinize” itiraz edemez, ama suçlamalarınıza sonuna kadar direnir.
2. Dinlemek mi, Yoksa Cevap Sırasını Beklemek mi?
Çoğumuzun yaptığı en büyük hata, karşı taraf konuşurken onu anlamak için değil, ona “had bildirecek” cevabı hazırlamak için beklemektir. Gözler partnerimizdeyken zihnimiz arka planda çoktan karşı saldırıyı planlıyordur. Oysa gerçek iletişim, karşıdakinin cümlesi bittiğinde başlar. Onun ne dediğini sadece kulaklarınızla değil, kalbinizle de duymaya çalışın. Bazen söylenemeyen o cümlenin altında sadece bir “görülme” arzusu yatar.
3. “Zihin Okuma” Tuzağı
“Beni sevseydi, bunu söylememe gerek kalmadan anlardı.” İşte bu, ilişkileri bitiren en tehlikeli şehir efsanesidir. Kimse müneccim değil. Partnerinizin zihninizi okumasını beklemek, kendinizi hayal kırıklığına mahkum etmektir. İhtiyaçlarınızı net, açık ve nazikçe dile getirmek bir zayıflık değil, ilişkinize duyduğunuz saygıdır. Anlatılmayan her beklenti, zamanla sessiz bir öfkeye dönüşür.
Bu Akşam İçin Bir Ödev
Eşinizle veya sevdiğiniz biriyle bir gerginlik yaşadığınızda, haklı çıkmaya çalışmayı bir kenara bırakın. Sadece şu soruyu sorun: “Şu an tam olarak ne hissediyorsun ve ben seni nasıl daha iyi duyabilirim?”
Unutmayın; bir tartışmanın galibi varsa, o ilişkide her iki taraf da kaybetmiş demektir. Kazananın “biz” olduğu bir dil kurmak, hayatınızdaki en büyük devrim olacaktır.
Ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.