Selin Arslan Analiz Etti: "Werther’in Çıkmazı: Aşk mı, Yoksa Dünyayı Yutan Bir Takıntı mı?"

PSİKOLOJİ
 

Selin Arslan Analiz Etti: "Werther’in Çıkmazı: Aşk mı, Yoksa Dünyayı Yutan Bir Takıntı mı?"

Aday Psikolojik Danışman Selin Arslan, dünya edebiyatının en ikonik figürlerinden biri olan Werther’in Lotte’ye duyduğu tutkuyu psikolojik bir süzgeçten geçirdi. Arslan’a göre; Werther’in hikayesi sadece bir aşk öyküsü değil, bir duygunun insanın tüm dünyasını nasıl daraltıp yok edebileceğinin ibretlik bir göstergesi.
Aşk ile Daralan Bir Dünya: Werther’in  Öyküsü“Ne mutluyum, gitmekten!” diye başlıyor Werther mektuplarına. Bu cümlede aslındakaçmaktan bahsetmiyordu Werther. Giderken özgürleşiyordu, umut doluyordu, ve kendi iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkıyordu, hayat oldukça yaşanabilir ve keşfedilmesi gereken bir yolculuktu bunu anlatmak istiyordu. Hangi noktada bu yolculuğu bitirmek daha cazip hale geldi Werther için? Lotte’ye duyduğu aşk giderek dünyasını daraltmaya başlamıştı. Peki dünyamızı daraltan bir duyguya hala aşk demek doğru olacak mıdır? Aşk mı, takıntı mı? Werther’in duygularını anlamaya çalıştığımızda karşımızda iki seçenek bulunmaktadır. Bir tarafta genç bir adamın karşılıksız olarak içinde büyüttüğü samimi bir aşk varken öteki tarafta kontrol edilmesi gün geçtikçe güçleşen, hayatın diğer güzel yanlarını bir kenara bıraktırıp odağı tek bir noktaya getiren belki de dünyayı daraltan bir takıntı. Werther bu iki seçenek arasında savrulmaya başlamadan önce doğanın huzurunda yürür, insanlarla kurduğu bağlardan beslenir,hayatın ona sunduğu küçük nimetlerden sevinç duymayı bilen biri olarak yaşar. Dünyası geniştir, keşfedilmeyi bekleyen noktalarla doludur belki de. Ve Lotte’yi görür. Lotte’nin içtenliği, doğallığı bir büyüye kapılmasına neden olur. Lotte artık onun için sıradan bir insan olmaktan çıkar, bir mutluluk kaynağıdır. Öyle bir mutluluk kaynağı ki mutluluğu içinden taşacak kadar büyümeye başlar hatta başlarda dünyasına yeni bir renk geldi diye düşünürüz. Bunca şeye sahip bir adamın hayatını aşk daha da güzelleştirip büyütmez mi? Ve sonra Werther şu cümleyi kurar: “Böyle mi olacaktı, insanı sonsuz derecede mutlu kılan şey, aynı zamanda üzüntüsünün kaynağı mı olmalı?” Belki de tam olarak bu noktada Werther’in duygularının yönünün nasıl değiştiğini görürüz. Dünyasını aydınlatan kişi ölçüsüz bir şekilde idealize ettiği bir kadına dönüşmüş ve aşkı ona ızdırap vermeye başlamıştır. Üstelik Lotte nişanlıydı. Bir başka erkeğin varlığı söz konusuydu, imkansızdı belki de. Ancak bu imkansızlık aşkın büyüsünü bozmak yerine Werther’in zihninde aşkı daha da büyüttü. Böyle bir noktada Lotte yalnızca hayatına neşe katan bir figür olmaktan çıkıyor ve dünyasını ele geçirmeye başlıyor. Werther yaşadığı her olayı aşık olduğu Lotte’ye bağlamaya başlıyor, bazı anlar zihinde tekrar tekrar dönüyor. Werther’in aşkı, gerçekleşemeyen arzunun zihninde büyümesine ve Lotte’nin varlığı ve yokluğu etrafında dünyasının şekillenmesine neden olmuştu. “O kadar çok şeye sahibim,ama ona karşı duygularım hepsini yutuyor; o kadar çok şeye sahibimama onsuz hepsi bir hiç.” Werther’in mektuplarından birinde kurduğu bu cümle bize aşk böyle bir duygu mu diye sordurtuyor. O kişi olmadan dünyamızın anlamı gerçekten yok mudur?Werther’in bu soruya verdiği yanıtı kitabın son sayfalarında oldukça net bir şekilde görüyoruzancak okur için durum farklı. Bu sorunun yanıtı okurun kalbinde ve zihninde saklıbulunmaktadır. Werther’in öyküsü aşkı mı anlatır, takıntıyı mı?
Aday Psikolojik Danışman Selin Arslan, dünya edebiyatının en ikonik figürlerinden biri olan Werther’in Lotte’ye duyduğu tutkuyu psikolojik bir süzgeçten geçirdi. Arslan’a göre; Werther’in hikayesi sadece bir aşk öyküsü değil, bir duygunun insanın tüm dünyasını nasıl daraltıp yok edebileceğinin ibretlik bir göstergesi.

Aşk ile Daralan Bir Dünya: Werther’in

 Öyküsü“Ne mutluyum, gitmekten!” diye başlıyor Werther mektuplarına. Bu cümlede aslındakaçmaktan bahsetmiyordu Werther.

Giderken özgürleşiyordu, umut doluyordu, ve kendi iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkıyordu, hayat oldukça yaşanabilir ve keşfedilmesi gereken bir yolculuktu bunu anlatmak istiyordu.

Hangi noktada bu yolculuğu bitirmek daha cazip hale geldi Werther için?

Lotte’ye duyduğu aşk giderek dünyasını daraltmaya başlamıştı. Peki dünyamızı daraltan bir duyguya hala aşk demek doğru olacak mıdır?

Aşk mı, takıntı mı?

Werther’in duygularını anlamaya çalıştığımızda karşımızda iki seçenek bulunmaktadır.

Bir tarafta genç bir adamın karşılıksız olarak içinde büyüttüğü samimi bir aşk varken öteki tarafta kontrol edilmesi gün geçtikçe güçleşen, hayatın diğer güzel yanlarını bir kenara bıraktırıp odağı tek bir noktaya getiren belki de dünyayı daraltan bir takıntı.

Werther bu iki seçenek arasında savrulmaya başlamadan önce doğanın huzurunda yürür, insanlarla kurduğu bağlardan beslenir,hayatın ona sunduğu küçük nimetlerden sevinç duymayı bilen biri olarak yaşar.

Dünyası geniştir, keşfedilmeyi bekleyen noktalarla doludur belki de. Ve Lotte’yi görür. Lotte’nin içtenliği, doğallığı bir büyüye kapılmasına neden olur. Lotte artık onun için sıradan bir insan olmaktan çıkar, bir mutluluk kaynağıdır.

Öyle bir mutluluk kaynağı ki mutluluğu içinden taşacak kadar büyümeye başlar hatta başlarda dünyasına yeni bir renk geldi diye düşünürüz.

Bunca şeye sahip bir adamın hayatını aşk daha da güzelleştirip büyütmez mi?

Ve sonra Werther şu cümleyi kurar: “Böyle mi olacaktı, insanı sonsuz derecede mutlu kılan şey, aynı zamanda üzüntüsünün kaynağı mı olmalı?”

Belki de tam olarak bu noktada Werther’in duygularının yönünün nasıl değiştiğini görürüz. Dünyasını aydınlatan kişi ölçüsüz bir şekilde idealize ettiği bir kadına dönüşmüş ve aşkı ona ızdırap vermeye başlamıştır.

Üstelik Lotte nişanlıydı. Bir başka erkeğin varlığı söz konusuydu, imkansızdı belki de. Ancak bu imkansızlık aşkın büyüsünü bozmak yerine Werther’in zihninde aşkı daha da büyüttü.

Böyle bir noktada Lotte yalnızca hayatına neşe katan bir figür olmaktan çıkıyor ve dünyasını ele geçirmeye başlıyor.

Werther yaşadığı her olayı aşık olduğu Lotte’ye bağlamaya başlıyor, bazı anlar zihinde tekrar tekrar dönüyor. Werther’in aşkı, gerçekleşemeyen arzunun zihninde büyümesine ve Lotte’nin varlığı ve yokluğu etrafında dünyasının şekillenmesine neden olmuştu.

“O kadar çok şeye sahibim,ama ona karşı duygularım hepsini yutuyor; o kadar çok şeye sahibimama onsuz hepsi bir hiç.” Werther’in mektuplarından birinde kurduğu bu cümle bize aşk böyle bir duygu mu diye sordurtuyor.

O kişi olmadan dünyamızın anlamı gerçekten yok mudur?Werther’in bu soruya verdiği yanıtı kitabın son sayfalarında oldukça net bir şekilde görüyoruzancak okur için durum farklı.

Bu sorunun yanıtı okurun kalbinde ve zihninde saklıbulunmaktadır.

Werther’in öyküsü aşkı mı anlatır, takıntıyı mı?

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.