Türkiye’de vergi affı, yapılandırma ve matrah artırımı uygulamaları ne yeni ne de istisnadır. Cumhuriyet tarihi boyunca, özellikle ekonomik dalgalanmaların arttığı, enflasyonun yükseldiği ve reel sektörün nefes almakta zorlandığı dönemlerde bu mekanizmalara başvurulmuştur. Bugün geldiğimiz noktada ise 2026 yılı için yeni bir vergi yapılandırması beklentisi, bir temenniden öte zorunluluk haline gelmiştir.
Vergi Affı ve Yapılandırma: Tarihsel Bir Gerçek
Cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne kadar onlarca kez vergi affı, borç yapılandırması ve yeniden ödeme planları hayata geçirilmiştir. 1980 sonrası dönemden itibaren neredeyse her 3–4 yılda bir yapılandırma yasası çıkarılmıştır. Bunun nedeni basittir:
Ekonomi canlıysa vergi tahsilatı artar, ekonomi daraldığında devlet de mükellef de kaybeder.
Vergi yapılandırmaları, “vergi ödememeyi teşvik eden” değil, ödenemeyen vergiyi ekonomiye kazandıran araçlar olmuştur.
Matrah Artırımı, Stok ve Kasa Affı: Kazanan Herkes Oldu
Geçmiş uygulamalar açıkça göstermiştir ki:
Matrah artırımı, mükellefi geçmişe dönük vergi inceleme riskinden kurtarmış,
Stok ve kasa affı, kayıt dışı ile kayıtlı ekonomi arasındaki makası daraltmış,
Maliye, yıllarca tahsil edemeyeceği alacakları kısa sürede kasasına koymuştur.
Bu uygulamalar sayesinde binlerce işletme kapanmaktan kurtulmuş, yüz binlerce çalışan istihdamda kalmıştır. Devlet için bu bir “vazgeçiş” değil, rasyonel bir tahsilat stratejisidir.
Esnaf Nefes Alamıyor
Bugün esnaf:
Banka kredilerinde yüksek faiz baskısı altında,
Vadeli satış yaptığı halde tahsilat sorunu yaşıyor,
Kredi kartı komisyonları, kira, SGK ve vergi yükü arasında sıkışmış durumda.
Birçok işletme vergisini ödemek istemediği için değil, ödeyemediği için borçlu. Faizle büyüyen borçlar, esnafı üretimden, yatırımdan ve hatta ticaretten koparıyor.
Vergi Yapılandırması Devletin de Lehinedir
Yapılandırma;
Tahsil edilemeyen kamu alacaklarını gerçekçi takvimle tahsil eder,
İcra ve dava yükünü azaltır,
Ekonomiye kayıtlılık kazandırır,
Esnafı yeniden üretir hale getirir.
Bu nedenle vergi yapılandırması popülist değil, mali disiplinle uyumlu bir araçtır.
2026 Yapılandırması Çıkarsa Nasıl Olmalı?
Beklenen olası bir yapılandırmada:
Vergi, SGK, trafik, idari para cezaları kapsama alınmalı,
Gecikme faizleri silinip Yİ-ÜFE benzeri güncelleme uygulanmalı,
Uzun vadeli ve düşük taksit seçenekleri sunulmalı,
Matrah artırımı, stok ve kasa affı mutlaka yer almalı,
Küçük esnaf için özel kolaylıklar sağlanmalıdır.
Amaç cezalandırmak değil, sisteme yeniden kazandırmak olmalıdır.
Bu Konu Siyaset Üstüdür
Vergi yapılandırması ne bir partinin ne de bir iktidarın meselesidir.
Bu, esnafın, sanayicinin, çiftçinin, çalışanın ve devletin ortak meselesidir.
TBMM’deki tüm milletvekilleri, parti farkı gözetmeksizin; meslek odaları, STK’lar, ekonomi yönetimi ve akademi bu konuya sahip çıkmalıdır. Çünkü konu ideolojik değil, hayatidir.
X’te de Ses Olalım
Bugün sosyal medyada #VergiYapılandırma, #VergiYapılandırması2026, #EsnafaNefes etiketleriyle yapılan paylaşımlar, toplumsal talebin görünür hale gelmesini sağlıyor. Bu sese katkı sunmak, sadece borçlunun değil, ekonominin geleceğinin yanında durmaktır.
2026 yılı, ekonominin yeniden dengelendiği bir yıl olacaksa, bu esnafı ayakta tutmadan mümkün değildir.
Vergi yapılandırması bir af değil, ekonomik rehabilitasyondur.
Ve bugün buna her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.