Bilge Göven -Fzt
Köşe Yazarı
Bilge Göven -Fzt
 

Hareketi Öğretmek: Egzersiz Alışkanlığında Fizyoterapistin Rolü

Egzersizin sağlığa katkıları artık geniş kitleler tarafından biliniyor. Buna rağmen klinikte sık karşılaşılan bir gerçek var: İnsanlar egzersizin faydasını kabul ediyor, ancak bunu kalıcı bir alışkanlığa dönüştürmekte zorlanıyor . Bu durum çoğu zaman motivasyon eksikliğinden değil, doğru yönlendirme ve yapılandırılmış eğitim eksikliğinden kaynaklanıyor. Tam da bu noktada fizyoterapistin rolü belirleyici hale geliyor. Fizyoterapi, yalnızca hastaya bir egzersiz listesi sunmaktan ibaret değildir. Esas amaç; bireye hareketi doğru öğretmek, proprioseptif farkındalığını geliştirmek ve egzersizi günlük yaşamın doğal bir bileşeni haline getirmektir. Çünkü biyomekanik açıdan hatalı öğrenilmiş bir hareket, ne kadar düzenli tekrar edilirse edilsin beklenen terapötik kazanımı sağlamaz. Klinikte bel veya boyun ağrısı ile başvuran hastalarda sık gözlenen tablo bunu açıkça ortaya koyar. Pek çok hasta daha önce çeşitli egzersizleri denediğini ifade eder; ancak ağrı döngüsü devam eder. Bunun temel nedenlerinden biri, omurga farkındalığı ve postüral kontrolün yeterince gelişmemiş olmasıdır. Masa başı çalışan bir birey düşünelim: Core egzersizlerini düzenli yaptığını belirtir, fakat günün büyük bölümünü öne translasyona uğramış baş pozisyonu ve protraksyondaki omuzlarla geçirir. Bu durumda egzersiz tek başına yeterli olmaz. Fizyoterapistin verdiği postür eğitimi ve omurga koruma stratejileri sayesinde birey; doğru oturma ergonomisini, yük transfer prensiplerini ve nötral omurga hizalanmasını öğrenir. Böylece egzersizin etkisi klinik ortamın dışına taşarak günlük yaşama entegre olur. Benzer bir ilke nörolojik rehabilitasyonda da geçerlidir. Örneğin inme sonrası yürüyüş bozukluğu olan bir hastada yalnızca yürüme egzersizlerinin yoğunluğunu artırmak çoğu zaman optimal sonuç vermez. Eğer pelvis kontrolü ve gövde stabilitesi yetersizken doğrudan yürüme paternine yüklenilirse, hareket kompansatuar stratejilerle öğrenilir ve fonksiyonel kazanım sınırlı kalır. Buna karşın fizyoterapistin önce pelvis hizalama, ağırlık aktarma ve gövde stabilizasyonuna odaklanan hazırlayıcı eğitimi, hastanın temel postüral organizasyonunu yeniden kurmasına yardımcı olur. Bu zemin oluşturulduğunda yürüme çalışmaları hem daha güvenli hem de nöromotor öğrenme açısından daha verimli hale gelir. Bu örnekler önemli bir klinik gerçeği vurgular: Egzersizin başarısı, tekrar sayısından çok hareket kalitesi ve doğru motor öğrenme ile ilişkilidir. Fizyoterapist bu süreçte yalnızca uygulayıcı değil; aynı zamanda bir eğitimci, koç ve davranış değişikliği rehberi olarak konumlanır. Bireyin yaşam tarzını, mesleki yüklenmelerini ve fonksiyonel gereksinimlerini analiz ederek egzersizi kişiselleştirir ve sürdürülebilir hale getirir. Egzersizin alışkanlığa dönüşmesi ancak bu bütüncül yaklaşımla mümkündür. Kişi neden egzersiz yaptığını, hangi hareketi hangi amaçla uyguladığını ve günlük yaşamda vücudunu nasıl koruyacağını kavradığında, rehabilitasyon süreci klinik duvarlarının ötesine geçer ve gerçek yaşam davranışına dönüşür. Sonuç olarak, sağlıklı bir toplum için egzersiz önermek tek başına yeterli değildir; bireye hareketi doğru öğretmek esastır. Fizyoterapistin hedefe yönelik eğitimi -ister bel-boyun ağrısında postür farkındalığı, ister nörolojik hastada pelvis kontrolü üzerine olsun- egzersizi geçici bir uygulamadan çıkarıp sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığına dönüştüren en güçlü araçlardan biridir
Ekleme Tarihi: 21 Şubat 2026 -Cumartesi

Hareketi Öğretmek: Egzersiz Alışkanlığında Fizyoterapistin Rolü


Egzersizin sağlığa katkıları artık geniş kitleler tarafından biliniyor. Buna rağmen klinikte sık karşılaşılan bir gerçek var: İnsanlar egzersizin faydasını kabul ediyor, ancak bunu kalıcı bir alışkanlığa dönüştürmekte zorlanıyor

. Bu durum çoğu zaman motivasyon eksikliğinden değil, doğru yönlendirme ve yapılandırılmış eğitim eksikliğinden kaynaklanıyor.

Tam da bu noktada fizyoterapistin rolü belirleyici hale geliyor.

Fizyoterapi, yalnızca hastaya bir egzersiz listesi sunmaktan ibaret değildir. Esas amaç; bireye hareketi doğru öğretmek, proprioseptif farkındalığını geliştirmek ve egzersizi günlük yaşamın doğal bir bileşeni haline getirmektir.

Çünkü biyomekanik açıdan hatalı öğrenilmiş bir hareket, ne kadar düzenli tekrar edilirse edilsin beklenen terapötik kazanımı sağlamaz.
Klinikte bel veya boyun ağrısı ile başvuran hastalarda sık gözlenen tablo bunu açıkça ortaya koyar.

Pek çok hasta daha önce çeşitli egzersizleri denediğini ifade eder; ancak ağrı döngüsü devam eder. Bunun temel nedenlerinden biri, omurga farkındalığı ve postüral kontrolün yeterince gelişmemiş olmasıdır.

Masa başı çalışan bir birey düşünelim: Core egzersizlerini düzenli yaptığını belirtir, fakat günün büyük bölümünü öne translasyona uğramış baş pozisyonu ve protraksyondaki omuzlarla geçirir. Bu durumda egzersiz tek başına yeterli olmaz.

Fizyoterapistin verdiği postür eğitimi ve omurga koruma stratejileri sayesinde birey; doğru oturma ergonomisini, yük transfer prensiplerini ve nötral omurga hizalanmasını öğrenir.

Böylece egzersizin etkisi klinik ortamın dışına taşarak günlük yaşama entegre olur.

Benzer bir ilke nörolojik rehabilitasyonda da geçerlidir. Örneğin inme sonrası yürüyüş bozukluğu olan bir hastada yalnızca yürüme egzersizlerinin yoğunluğunu artırmak çoğu zaman optimal sonuç vermez.

Eğer pelvis kontrolü ve gövde stabilitesi yetersizken doğrudan yürüme paternine yüklenilirse, hareket kompansatuar stratejilerle öğrenilir ve fonksiyonel kazanım sınırlı kalır.

Buna karşın fizyoterapistin önce pelvis hizalama, ağırlık aktarma ve gövde stabilizasyonuna odaklanan hazırlayıcı eğitimi, hastanın temel postüral organizasyonunu yeniden kurmasına yardımcı olur.

Bu zemin oluşturulduğunda yürüme çalışmaları hem daha güvenli hem de nöromotor öğrenme açısından daha verimli hale gelir.

Bu örnekler önemli bir klinik gerçeği vurgular: Egzersizin başarısı, tekrar sayısından çok hareket kalitesi ve doğru motor öğrenme ile ilişkilidir.

Fizyoterapist bu süreçte yalnızca uygulayıcı değil; aynı zamanda bir eğitimci, koç ve davranış değişikliği rehberi olarak konumlanır.

Bireyin yaşam tarzını, mesleki yüklenmelerini ve fonksiyonel gereksinimlerini analiz ederek egzersizi kişiselleştirir ve sürdürülebilir hale getirir.
Egzersizin alışkanlığa dönüşmesi ancak bu bütüncül yaklaşımla mümkündür.

Kişi neden egzersiz yaptığını, hangi hareketi hangi amaçla uyguladığını ve günlük yaşamda vücudunu nasıl koruyacağını kavradığında, rehabilitasyon süreci klinik duvarlarının ötesine geçer ve gerçek yaşam davranışına dönüşür.
Sonuç olarak, sağlıklı bir toplum için egzersiz önermek tek başına yeterli değildir; bireye hareketi doğru öğretmek esastır.

Fizyoterapistin hedefe yönelik eğitimi -ister bel-boyun ağrısında postür farkındalığı, ister nörolojik hastada pelvis kontrolü üzerine olsun- egzersizi geçici bir uygulamadan çıkarıp sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığına dönüştüren en güçlü araçlardan biridir

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396