Bilge Göven -Fzt
Köşe Yazarı
Bilge Göven -Fzt
 

Bel Fıtığında Tedavi Yaklaşımı

Bel fıtığı denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak ameliyat gelir. Oysa klinik pratiğin ve bilimsel verilerin açıkça gösterdiği bir gerçek var: Bel fıtığı vakalarının büyük çoğunluğu ameliyatsız, doğru bir fizik tedavi yaklaşımı ve yaşam düzenlemesiyle kontrol altına alınabilir. Hatta birçok hasta için asıl tedavi, klinikte yapılan uygulamalardan çok günlük hayatın yeniden yapılandırılmasıdır. Bel fıtığı yalnızca MR görüntüsünde görülen bir disk problemi değildir; yanlış duruşlar, hatalı hareket alışkanlıkları, uzun süreli hareketsizlik ve işe bağlı yüklenmelerin bir sonucudur. Bu nedenle tedavi de yalnızca ağrıyı baskılayan yöntemlerden ibaret olamaz. Fizik tedavinin temel yaklaşımı burada devreye girer: kişinin belini değil, yaşam tarzını tedavi etmek. Bel fıtığında standart egzersiz listeleri genellikle yetersiz kalır. Çünkü masa başında çalışan biriyle, ayakta çalışan bir sağlık personelinin ya da ağır yük kaldıran bir işçinin beline binen yük aynı değildir. Bu nedenle fizik tedavi kişiye özel planlanmalıdır. Masa başı çalışanlarda uzun süreli oturmaya bağlı disk basıncını azaltan postür eğitimi, mikro molalar ve derin stabilizatör kasların aktivasyonu ön plandadır. Ayakta çalışanlarda bel–kalça–bacak zincirinin dengelenmesi, yük transferinin doğru yapılması ve ayakta duruşta bel çukurunun kontrolü hedeflenir. Fiziksel yük taşıyan işlerde ise doğru kaldırma teknikleri, bel yerine kalça ve bacaklardan kuvvet üretme eğitimi ve koruyucu kas kuvvetlendirme programları esastır. Bu nedenle bel fıtığında “hangi egzersiz iyi?” sorusundan çok, “bu kişi gün içinde belini nasıl kullanıyor?” sorusu sorulmalıdır. Ameliyatsız bel fıtığı tedavisinin en güçlü yönlerinden biri, yalnızca mevcut ağrıyı azaltmakla kalmayıp ilerlemeyi de durdurmasıdır. Doğru uygulanan fizik tedavi: -Sinir üzerindeki baskıyı azaltır. -Bel çevresi kaslarını koruyucu bir kalkan haline getirir. -Tekrarlayan atakların sıklığını düşürür. -Hastanın kendi belini tanımasını ve kontrol etmesini sağlar. Bu noktada hasta pasif bir alıcı değil, tedavinin aktif bir parçasıdır. Çünkü bel fıtığında kalıcı iyilik hali, klinikten çıkınca değil, hasta günlük hayatında doğru davranışları sürdürdüğünde başlar. Toplumda yaygın olan bir başka yanlış inanış da şudur: “Ameliyat denildiyse artık başka çare yoktur.” Oysa ilerleyici kas kaybı, ciddi nörolojik kayıp ya da idrar–gaita kontrol problemi yoksa; hasta bilinçli, sürece uyumlu ve istekliyse ameliyat aşamasında dahi bazı durumlarda kontrollü bir fizik tedavi süreci denenebilir. Bu yaklaşım, ameliyattan kaçmak değil; vücudun cerrahiye gerçekten ihtiyaç duyup duymadığını anlamaya yönelik bilinçli bir tıbbi tercihtir. Üstelik ameliyat kaçınılmaz olsa bile, ameliyat öncesi yapılan fizik tedavi, ameliyat sonrası iyileşmeyi belirgin şekilde kolaylaştırır. Elbette her bel fıtığı ameliyatsız tedavi edilebilir demek doğru değildir. İleri derecede kas kaybı, ilerleyici nörolojik bulgular ve idrar–gaita kontrol problemleri cerrahi gerektirebilir. Ancak bu durumlar istisnadır. Çoğu hasta için doğru planlanmış fizik tedavi ve yaşam düzenlemesi, cerrahi ihtiyacını ortadan kaldırır. Bel fıtığı tedavisinde asıl soru şudur: “Belim neden bu hale geldi?” Bu sorunun cevabı genellikle günlük hayatta saklıdır. Fizik tedavi; kişiye, işine ve yaşam biçimine uygun şekilde planlandığında bel fıtığında en güçlü tedavi ve en etkili koruyucu yaklaşımdır. Gerçek iyileşme MR sonucunda değil, kişinin ağrısız ve güvenli hareket edebildiği bir yaşam sürdürebilmesinde ölçülür
Ekleme Tarihi: 03 Şubat 2026 -Salı

Bel Fıtığında Tedavi Yaklaşımı


Bel fıtığı denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak ameliyat gelir. Oysa klinik pratiğin ve bilimsel verilerin açıkça gösterdiği bir gerçek var: Bel fıtığı vakalarının büyük çoğunluğu ameliyatsız, doğru bir fizik tedavi yaklaşımı ve yaşam düzenlemesiyle kontrol altına alınabilir.

Hatta birçok hasta için asıl tedavi, klinikte yapılan uygulamalardan çok günlük hayatın yeniden yapılandırılmasıdır.
Bel fıtığı yalnızca MR görüntüsünde görülen bir disk problemi değildir; yanlış duruşlar, hatalı hareket alışkanlıkları, uzun süreli hareketsizlik ve işe bağlı yüklenmelerin bir sonucudur. Bu nedenle tedavi de yalnızca ağrıyı baskılayan yöntemlerden ibaret olamaz. Fizik tedavinin temel yaklaşımı burada devreye girer: kişinin belini değil, yaşam tarzını tedavi etmek.

Bel fıtığında standart egzersiz listeleri genellikle yetersiz kalır. Çünkü masa başında çalışan biriyle, ayakta çalışan bir sağlık personelinin ya da ağır yük kaldıran bir işçinin beline binen yük aynı değildir. Bu nedenle fizik tedavi kişiye özel planlanmalıdır.

Masa başı çalışanlarda uzun süreli oturmaya bağlı disk basıncını azaltan postür eğitimi, mikro molalar ve derin stabilizatör kasların aktivasyonu ön plandadır. Ayakta çalışanlarda bel–kalça–bacak zincirinin dengelenmesi, yük transferinin doğru yapılması ve ayakta duruşta bel çukurunun kontrolü hedeflenir. Fiziksel yük taşıyan işlerde ise doğru kaldırma teknikleri, bel yerine kalça ve bacaklardan kuvvet üretme eğitimi ve koruyucu kas kuvvetlendirme programları esastır.

Bu nedenle bel fıtığında “hangi egzersiz iyi?” sorusundan çok, “bu kişi gün içinde belini nasıl kullanıyor?” sorusu sorulmalıdır.

Ameliyatsız bel fıtığı tedavisinin en güçlü yönlerinden biri, yalnızca mevcut ağrıyı azaltmakla kalmayıp ilerlemeyi de durdurmasıdır.
Doğru uygulanan fizik tedavi:
-Sinir üzerindeki baskıyı azaltır.
-Bel çevresi kaslarını koruyucu bir kalkan haline getirir.
-Tekrarlayan atakların sıklığını düşürür.
-Hastanın kendi belini tanımasını ve kontrol etmesini sağlar.

Bu noktada hasta pasif bir alıcı değil, tedavinin aktif bir parçasıdır. Çünkü bel fıtığında kalıcı iyilik hali, klinikten çıkınca değil, hasta günlük hayatında doğru davranışları sürdürdüğünde başlar.
Toplumda yaygın olan bir başka yanlış inanış da şudur: “Ameliyat denildiyse artık başka çare yoktur.” Oysa ilerleyici kas kaybı, ciddi nörolojik kayıp ya da idrar–gaita kontrol problemi yoksa; hasta bilinçli, sürece uyumlu ve istekliyse ameliyat aşamasında dahi bazı durumlarda kontrollü bir fizik tedavi süreci denenebilir. Bu yaklaşım, ameliyattan kaçmak değil; vücudun cerrahiye gerçekten ihtiyaç duyup duymadığını anlamaya yönelik bilinçli bir tıbbi tercihtir.

Üstelik ameliyat kaçınılmaz olsa bile, ameliyat öncesi yapılan fizik tedavi, ameliyat sonrası iyileşmeyi belirgin şekilde kolaylaştırır.
Elbette her bel fıtığı ameliyatsız tedavi edilebilir demek doğru değildir. İleri derecede kas kaybı, ilerleyici nörolojik bulgular ve idrar–gaita kontrol problemleri cerrahi gerektirebilir. Ancak bu durumlar istisnadır. Çoğu hasta için doğru planlanmış fizik tedavi ve yaşam düzenlemesi, cerrahi ihtiyacını ortadan kaldırır.
Bel fıtığı tedavisinde asıl soru şudur: “Belim neden bu hale geldi?”

Bu sorunun cevabı genellikle günlük hayatta saklıdır. Fizik tedavi; kişiye, işine ve yaşam biçimine uygun şekilde planlandığında bel fıtığında en güçlü tedavi ve en etkili koruyucu yaklaşımdır. Gerçek iyileşme MR sonucunda değil, kişinin ağrısız ve güvenli hareket edebildiği bir yaşam sürdürebilmesinde ölçülür

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://ad.reklm.com/aff_c?offer_id=62376&aff_id=40396