Bilge Göven -Fzt
Köşe Yazarı
Bilge Göven -Fzt
 

Görünmeyen Unvanlar: Fizyoterapi Hizmetlerinde Fiili Yönetim, Resmi Sessizlik

Görünmeyen Unvanlar: Fizyoterapi Hizmetlerinde Fiili Yönetim, Resmi Sessizlik Sağlık sistemleri, yalnızca mesleklerin varlığıyla değil; bu mesleklerin kurumsal olarak nasıl konumlandırıldığıyla anlam kazanır. Çünkü bir hastaneyi hastane yapan şey yalnızca hekimler, hemşireler ya da fizyoterapistler değil; aynı zamanda bu profesyonellerin görev, yetki ve sorumluluklarının net biçimde tanımlanmış olmasıdır. Bu nedenle “başhekim” ve “başhemşire” gibi unvanlar, sadece idari etiketler değil; sağlık hizmetinin organizasyonel omurgasıdır. Başhekim, tıbbi hizmetlerin bütününü yönetir; klinik süreçleri koordine eder, kaliteyi ve standardı gözetir. Başhemşire ise hemşirelik hizmetlerinin idari ve operasyonel akışını düzenler. Bu unvanlar sayesinde sistem, kimlerin hangi düzeyde sorumluluk taşıdığını bilir ve hizmet akışı kişisel inisiyatiflere değil, kurumsal tanımlara dayanır. Ancak aynı kurumsal netlik, fizyoterapi hizmetleri için söz konusu değildir. Bugün Türkiye’de hastanelerde, tıp merkezlerinde ve rehabilitasyon ünitelerinde fiilen çok net bir gerçek vardır: Fizyoterapi birimlerinin işleyişini organize eden, hasta akışını planlayan, ekip koordinasyonunu sağlayan ve günlük operasyonu yöneten fizyoterapistler vardır. Üstelik bu kişiler çoğu zaman “sorumlu terapist”, “birim koordinatörü” ya da sahada fiilen “baş fizyoterapist” rolünü üstlenmektedir. Fakat kritik sorun şudur: Bu rol vardır, ama karşılığı olan resmi unvan yoktur. Yani sistem içinde fiilen bir yönetim pozisyonu oluşmuştur; ancak bu pozisyon mevzuatta tanımlı değildir. Bir başka ifadeyle, sağlık hizmetlerinin gerçek işleyişinde karşılığı olan bir görev, idari yapıda görünmez bırakılmıştır. Bu durum özellikle hastane içi organizasyonlarda belirgin bir çelişki yaratır. Çünkü fizyoterapi ünitelerinde günlük düzeni sağlayan, hasta planlamasını yapan, ekip içi iş dağılımını yöneten ve çoğu zaman birimin sürdürülebilirliğini taşıyan kişiler fizyoterapistlerdir. Ancak bu sorumluluklar, başhekimlik ya da başhemşirelik gibi kurumsal bir çerçeveye oturtulmadığı için tamamen “fiili sorumluluk” alanında kalır. Fiili sorumluluk ise kurumsal sorumluluk değildir.   Kurumsal olmayan sorumluluk, kişiye bağlıdır; kişiye bağlı olan sistem ise sürdürülebilir değildir. Bu nedenle bugün birçok ünitede işleyiş aslında kişilerin mesleki inisiyatifiyle ayakta durmaktadır. Aynı işi yapan iki farklı kurum arasında bile standartların değişken olması, büyük ölçüde bu tanımsızlıktan kaynaklanır. Daha da önemlisi, bu durum yalnızca organizasyonel bir boşluk değil, aynı zamanda mesleki görünürlük sorunudur. Çünkü bir meslek, sistem içinde ne kadar sorumluluk taşıdığı kadar, bu sorumluluğun nasıl tanımlandığıyla da değer kazanır. Eğer bir fizyoterapist bir ünitenin işleyişini yönetiyor ama bu yönetim resmi bir unvanla karşılık bulmuyorsa, burada yalnızca idari değil, yapısal bir eksiklik vardır. Başhekimlik ve başhemşirelik örnekleri burada önemli bir kıyas noktasıdır. Bu unvanlar sayesinde sağlık hizmetleri katmanlı bir yönetim yapısına sahiptir. Ancak fizyoterapi hizmetleri bu katmanlı yapıya tam olarak entegre edilmemiştir. Oysa gerçek sahada bu katman zaten fiilen oluşmuştur; sadece isimlendirilmemiştir. Bugün yapılması gereken şey aslında yeni bir rol icat etmek değil, zaten var olan bir gerçeği tanımlamaktır. Hastanelerde, tıp merkezlerinde ve rehabilitasyon ünitelerinde fiilen “sorumlu fizyoterapist” ya da “baş fizyoterapist” gibi görevleri yürüten profesyoneller bulunmaktadır. Bu kişiler sistemi ayakta tutan görünmez koordinatörlerdir. Ancak unvanları olmadığı için hem yetki alanları belirsiz kalmakta hem de kurumsal karşılıkları eksik olmaktadır. Bu eksiklik giderilmediği sürece sağlık sistemi içinde önemli bir alan, kişisel çabalarla yürümeye devam edecektir. Oysa modern sağlık yönetimi kişisel çaba üzerine değil, tanımlı görevler ve net hiyerarşi üzerine kurulur. Dolayısıyla mesele yeni bir unvan yaratmak değil; zaten var olan bir rolü görünür ve kurumsal hale getirmektir. Çünkü bazı görevler vardır ki, isim verilmediği için yok olmaz; ama yok sayıldığı için sistem içinde eksik kalır.  

Görünmeyen Unvanlar: Fizyoterapi Hizmetlerinde Fiili Yönetim, Resmi Sessizlik

Görünmeyen Unvanlar: Fizyoterapi Hizmetlerinde Fiili Yönetim, Resmi Sessizlik


Sağlık sistemleri, yalnızca mesleklerin varlığıyla değil; bu mesleklerin kurumsal olarak nasıl konumlandırıldığıyla anlam kazanır. Çünkü bir hastaneyi hastane yapan şey yalnızca hekimler, hemşireler ya da fizyoterapistler değil; aynı zamanda bu profesyonellerin görev, yetki ve sorumluluklarının net biçimde tanımlanmış olmasıdır. Bu nedenle “başhekim” ve “başhemşire” gibi unvanlar, sadece idari etiketler değil; sağlık hizmetinin organizasyonel omurgasıdır.


Başhekim, tıbbi hizmetlerin bütününü yönetir; klinik süreçleri koordine eder, kaliteyi ve standardı gözetir. Başhemşire ise hemşirelik hizmetlerinin idari ve operasyonel akışını düzenler. Bu unvanlar sayesinde sistem, kimlerin hangi düzeyde sorumluluk taşıdığını bilir ve hizmet akışı kişisel inisiyatiflere değil, kurumsal tanımlara dayanır.


Ancak aynı kurumsal netlik, fizyoterapi hizmetleri için söz konusu değildir.
Bugün Türkiye’de hastanelerde, tıp merkezlerinde ve rehabilitasyon ünitelerinde fiilen çok net bir gerçek vardır: Fizyoterapi birimlerinin işleyişini organize eden, hasta akışını planlayan, ekip koordinasyonunu sağlayan ve günlük operasyonu yöneten fizyoterapistler vardır. Üstelik bu kişiler çoğu zaman “sorumlu terapist”, “birim koordinatörü” ya da sahada fiilen “baş fizyoterapist” rolünü üstlenmektedir.


Fakat kritik sorun şudur: Bu rol vardır, ama karşılığı olan resmi unvan yoktur.
Yani sistem içinde fiilen bir yönetim pozisyonu oluşmuştur; ancak bu pozisyon mevzuatta tanımlı değildir. Bir başka ifadeyle, sağlık hizmetlerinin gerçek işleyişinde karşılığı olan bir görev, idari yapıda görünmez bırakılmıştır.
Bu durum özellikle hastane içi organizasyonlarda belirgin bir çelişki yaratır. Çünkü fizyoterapi ünitelerinde günlük düzeni sağlayan, hasta planlamasını yapan, ekip içi iş dağılımını yöneten ve çoğu zaman birimin sürdürülebilirliğini taşıyan kişiler fizyoterapistlerdir. Ancak bu sorumluluklar, başhekimlik ya da başhemşirelik gibi kurumsal bir çerçeveye oturtulmadığı için tamamen “fiili sorumluluk” alanında kalır.


Fiili sorumluluk ise kurumsal sorumluluk değildir.

 

Kurumsal olmayan sorumluluk, kişiye bağlıdır; kişiye bağlı olan sistem ise sürdürülebilir değildir. Bu nedenle bugün birçok ünitede işleyiş aslında kişilerin mesleki inisiyatifiyle ayakta durmaktadır. Aynı işi yapan iki farklı kurum arasında bile standartların değişken olması, büyük ölçüde bu tanımsızlıktan kaynaklanır.


Daha da önemlisi, bu durum yalnızca organizasyonel bir boşluk değil, aynı zamanda mesleki görünürlük sorunudur. Çünkü bir meslek, sistem içinde ne kadar sorumluluk taşıdığı kadar, bu sorumluluğun nasıl tanımlandığıyla da değer kazanır. Eğer bir fizyoterapist bir ünitenin işleyişini yönetiyor ama bu yönetim resmi bir unvanla karşılık bulmuyorsa, burada yalnızca idari değil, yapısal bir eksiklik vardır.


Başhekimlik ve başhemşirelik örnekleri burada önemli bir kıyas noktasıdır. Bu unvanlar sayesinde sağlık hizmetleri katmanlı bir yönetim yapısına sahiptir. Ancak fizyoterapi hizmetleri bu katmanlı yapıya tam olarak entegre edilmemiştir. Oysa gerçek sahada bu katman zaten fiilen oluşmuştur; sadece isimlendirilmemiştir.


Bugün yapılması gereken şey aslında yeni bir rol icat etmek değil, zaten var olan bir gerçeği tanımlamaktır. Hastanelerde, tıp merkezlerinde ve rehabilitasyon ünitelerinde fiilen “sorumlu fizyoterapist” ya da “baş fizyoterapist” gibi görevleri yürüten profesyoneller bulunmaktadır. Bu kişiler sistemi ayakta tutan görünmez koordinatörlerdir.

Ancak unvanları olmadığı için hem yetki alanları belirsiz kalmakta hem de kurumsal karşılıkları eksik olmaktadır.
Bu eksiklik giderilmediği sürece sağlık sistemi içinde önemli bir alan, kişisel çabalarla yürümeye devam edecektir.

Oysa modern sağlık yönetimi kişisel çaba üzerine değil, tanımlı görevler ve net hiyerarşi üzerine kurulur.

Dolayısıyla mesele yeni bir unvan yaratmak değil; zaten var olan bir rolü görünür ve kurumsal hale getirmektir.


Çünkü bazı görevler vardır ki, isim verilmediği için yok olmaz; ama yok sayıldığı için sistem içinde eksik kalır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ozgunbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.